Objektiflik Aldatmacası ve Şüphe Çağının Reçetesi
Eleştiri kültürünün sınırlarına, modern dönemin en büyük zihni hastalıklarından biri olan tarafsızlık maskesine birlikte bir göz atalım. İki zıt bakış, biri Allah’ın rızasını gözeten, hakikati arayan, yapıcı ve adaletli bir yaklaşım, Diğeri bencil egoist, kendini beğendirme arzusuna dayanan, sadece kusur bulmaya odaklı yıkıcı eleştiri.
En büyük manevi hastalığımız cerbeze yani demagoji, haklıyı haksız gösterme becerisi ve gurura dayanan yıkıcı eleştiri tarzı. Eğer eleştiriyi insaf yönetiyorsa, o eleştiri pürüzleri giderir, hakikati parlatır. Eğer eleştiriyi gurur yönetiyorsa, sadece kırar, döker ve tahrip eder.
İman Sadece “Kabul Etmek” Değildir. İman, sadece zihnen “Evet, bu doğrudur” demekten tasdikten ibaret değildir. İman bir süreçtir: Sürekli kusur arayan tenkid zihniyeti inanç esaslarına yönelirse ne olur? Belki kişinin inancını tamamen yok edip onu doğrudan inkâra düşürmez ama imanın o sıcak, taraftar ve itaatkar yapısını bozar. İnsanı dine karşı lakayt, umursamaz, soğuk bir gözlemci haline getirir.
İçinde bulunduğumuz dönem vesvese, kuruntu ve tereddüt zamanıdır. Böyle bir çağda insanlara sürekli şüphe uyandıracak eleştiriler sunmak yangına körükle gitmektir. Reçete ise şudur: İnsanın dinî bağlılığını ve samimiyetini artıracak saf, duru eserler okunmalı.
Nuranî, sıcak kalplerden çıkan, vesveseden uzak, müspet fikirler ve teşvik edici anlatımlar aranmalı. Olaylara ve dinî meselelere şüpheyle değil, hüsn-ü zanla iyi niyetle yaklaşılmalıdır. Batı felsefesinden İslam dünyasına geçen en tehlikeli kavramlardan biri tarafsızca düşünmek objektiflik adı altında inancı askıya almak fikridir. Halbuki bu kelime, muvakkat dinsizliktir.
Çünkü bir Müslüman, inandığı bir hakikati örneğin Allah’ın varlığını veya Kur’an’ın hakkelam olduğunu güya tarafsızca muhakeme edeceğim diye masaya yatırdığında, geçici bir süre için onu yok veya şüpheli kabul etmek zorunda kalır. Bu da imanın doğasına aykırıdır.
İstisnası Nedir?
Bu tavrı sadece iki kişi takınabilir:
1. İslam’ı yeni arayan veya yeni seçen kişi. Zaten arayıştadır, kıyas yapacaktır.
2.Yüzde birlik uzman tabaka Alimler. Din düşmanının iddiasını çürütmek veya hakikati arayan birini ikna etmek için farz-ı kifaye olarak, geçici bir süre için tarafsız bir hakem gibi davranabilir.
Bunu alim olmayan, avam tabakasına veya gençliğe bir eğitim metodolojisi gibi sunmak büyük bir yıkımdır. Batı tarzı bu “her şeyi sorgulama ve tarafsız kalma” terbiyesi, dindar nesiller yetiştirmek yerine şüpheci nesiller üretir. Bir hasmı kazanmadan, kırk Müslim feda olur; Yani dışarıdan bir gayrimüslimi ikna edeceğim diye bu metodu yaygınlaştırırsanız, kendi içinizdeki kırk Müslüman gencin kalbine vesvese atıp onları dinden, teslimiyetten soğutursunuz.
Dinî meseleler laboratuvardaki soğuk birer nesne gibi incelenemez. İman sevgi, taraftarlık, adanmışlık ve teslimiyet ister. Eleştiri hakkı saklıdır ancak bu eleştiri egoyu tatmin etmek için değil, hakikati parlatmak için insaf ile yapılmalıdır. Hele ki şüphelerin havada uçuştuğu bu çağda, ruhumuzu şüpheci tenkitlerle değil; imanı besleyen sıcak, samimi ve müsbet eserlerle doyurmalıyız.
Çetin Kılıç
Kaynak: RNK








