Kulluğun ve ibadetlerimizin Temel Niteliği

İbadet, gelecekte kazanılacak bir cennetin veya verilecek yeni nimetlerin peşin bir ücreti ya da ön şartı değildir; aksine geçmişte bize karşılıksız verilen sayısız nimetin bir teşekkür borcu ve fiyatıdır.

İnsan genelde “İbadet edeyim ki Allah bana cenneti versin” düşüncesine kayabilir. İbadet, zaten peşinen aldığımız ve sayamayacağımız kadar çok olan nimetlere karşı bir şükür, bir teşekkür borcudur. Biz ibadet ederek gelecekteki bir nimeti satın almıyoruz; geçmişte verilmiş devasa nimetlerin teşekkürünü fiyatını ödemeye çalışıyoruz.

Hiçbir hakkımız yokken insan olarak yaratılmamız peşin bir nimettir. Allah’ın kendisini bize iman ile tanıtması, varlığından ve rahmetinden haberdar etmesi en büyük peşin nimettir. Allah bize bir mide vermiştir. Mide vermekle kalmamış, o mideye hitap eden yeryüzündeki bütün yiyecekleri önümüze sermiştir. Mide, âlemdeki gıdalara açılan bir kapıdır.

Hayatın verilmesiyle, görünür âlemdeki bütün güzellikler güneş, hava, su, manzara sanki bir paket halinde bize hediye edilmiştir. İnsani duyguların verilmesiyle yalnız bu mülk âlemi değil, perde arkasındaki melekût âlemi dahi bir nimet sofrası haline gelmiştir.

İman ile insan öyle bir seviyeye gelir ki, sadece dünyadaki yiyecekler değil; Allah’ın güzel isimlerinin gizli hazineleri, tecellileri ve manevi defineleri dahi onun istifadesine sunulmuş bir sofra olur.

Bu gibi ücretleri peşin aldıktan sonra, devam ile hizmete mülazım olmak lâzımdır. Bir işçi düşünün ki işe başlamadan önce hayal edemeyeceği kadar büyük bir serveti peşin ücret olarak almış olsun. Artık onun yapması gereken, patronuna sadakatle ve minnetle hizmet etmektir. Biz de varlık, hayat, insanlık, akıl ve iman gibi devasa ücretleri peşinen aldık. Dolayısıyla ibadet ve kul olma hizmeti üzerimize bir borçtur.

Biz ibadetlerimizi yapsak bile, geçmişteki nimetlerin hakkını tam ödeyemeyiz. Buna rağmen Allah ibadetlerimizden sonra bize Cenneti, kendi cemalini veya yeni nimetleri verirse, bu bizim ibadetimizin “hakkı veya karşılığı” olduğu için değil; tamamen Allah’ın lütfu, ikramı ve fazlı sayesindedir.

Biz cennete girmek için ibadet etmeyiz; insan yaratıldığımız, hayata kavuştuğumuz ve imana erdiğimiz için ibadet ederiz. İbadet bir şükürdür. Cennet ise bu şükrün bir karşılığı veya hakkı değil, Rabbimizin sonsuz cömertliğinin ilave bir ikramıdır.

Çetin Kılıç

RNK

Sende yorum yazabilirsin