Kategori: Yazılar

Cumhuriyet Döneminde Bediüzzaman

Cumhuriyet Döneminde Bediüzzaman

Bediüzzaman Ankara’da bulunduğu altı aylık süre içinde, hayatının gayesi olarak gördüğü ”ŞARK ÜNİVERSİTESİ PROJESİ” için bir çok girişimde bulunur ve önemli görüşmeler yapar. 163 milletvekilinin imzası ile teklif onaylanır ve 2 Şubat 1923’te Meclis Başkanlığına sunulur. 17 Şubat’ta komisyona gönderilen ve o yılın bütçesinden yüz elli bin liranın tahsis edilmesini öngören bu kanun tasarısı, Eğitim ve Şeriat komisyonuna gönderilir.

Devamını oku ›
Şiirlerle Nurun Kahramanları – Konyalı Sabri

Şiirlerle Nurun Kahramanları – Konyalı Sabri

Konyadan Mevlana diyarında intisab etti nura.. Onca medreseden geçip nur medresesinde diz çöktü..
Nicedir kalbi ruhu arıyordu bu nuru.. Yalnız rıza-yı ilahi istedi kanyanın sabrisi..

Devamını oku ›
Peygamber ve Eazımın Sahabeti (Isparta Kahramanları -2)

Peygamber ve Eazımın Sahabeti (Isparta Kahramanları -2)

Hacı Hafız Mehmet, Sav ve diğer köylerde yaptığı faaliyet, hizmetin inkişafına sebeb olur. Risale-i Nur’u yazanların adedi birden bine çıkar. Kadın erkek çoluk çocuk demeden herkes risale yazmaya başlar. Bediüzzaman bu yapılanı fütuhat olarak niteler. Bu kelimeyi birkaç yerde kullanır. Bizim tarihimizdeki fetihlerden farklı bir fetihtir, bir coğrafyanın, bir ülkenin değil bütün dünyanın manen fethidir Risale-i Nur. Bugün o sözün manası daha iyi anlaşılmalıdır. (Prof. Dr. Himmet Uç’un yazısı..)

Devamını oku ›
Ebu Zer El-Gıfari (R.A.) Kimdir?

Ebu Zer El-Gıfari (R.A.) Kimdir?

İslâm’ın doğuş haberi gün geçtikçe çevrede yayılıyordu. Nihayet bu haber Beni Gıfâr kabilesinin yurduna da ulaşmıştı. Mekke’den gelen biri, Ebu Zer-i Gıfârî’nin “Lâ ilâhe illallah” dediğini işitince dedi ki: – Mekke’de bir zât var, senin söylediğin gibi “Lâ ilâhe illallah” diyor ve peygamber olduğunu bildiriyor. Ebu Zer heyecanla sordu: – Hangi kabiledendir? .. (Çetin Kılıç’ın yazısı..)

Devamını oku ›
Başkalarını kurtaralım derken, kendimizi unutuyoruz..

Başkalarını kurtaralım derken, kendimizi unutuyoruz..

Sorumlu olduğum kişilere sözüm tesir etmiyor. Beni dinlemiyorlar. Vazifemi hakkıyla yapamıyor muyum?” Ona dedim ki: “Bu din, sahipsiz değildir. İslamiyet’e hizmet etmek vazifesini size kim verdi? Siz kendinizi kurtarmaya çalışın. Bir Müslüman’ın kendini yetiştirmesi, milletinin kurtulması derecesinde mühimdir. Siz susabildiğiniz kadar susun, İslamiyet’i yaşayabildiğiniz kadar yaşayın. (Hekimoğlu İsmail’in yazısı..)

Devamını oku ›