Acaba sen, sana terettüp eden tebliğ vazifesini, nefs-ül emirde istendiği ölçüde, kıvamda ve yoğunlukta yaptın mı? Sen sana terettüp eden görevi gerçek ma’nâda ifa ettin mi? Vazifemiz tebliğdir, te’sir ve muvaffakıyet değildir. Te’sir Allahtandır. Hâdi Allahtır. (Abdülkadir Haktanır)
Devamını oku ›Kategori: Yazılar
Osmanlılarda Peygamber sevgisi ve sünnet algısı (3)
Bir zamanlar Sultan I. Ahmed, Peygamber Efendimiz’in mübârek ayak izinin (Kadem-i Şerîf) bulunduğu bir taşı Mısır’daki Sultan Kayıtbay Türbesi’nden aldırıp İstanbul’a getirtmiş ve Eyyûb Sultan Câmi’ine koydurmuştu…
(Yavuz Bahadıroğlu)
Cemalini hem kendi hem başkalarının gözüyle görmek ister
Bir zaman bir sultan varmış; servetçe onun pek çok hazineleri vardı. Hem o hazinelerde her çeşit cevahir, elmas ve zümrüt bulunuyormuş. Hem gizli pek acaib defineleri varmış. Hem kemalâtça sanayi-i garibede pek çok mehareti varmış. (Abdülkadir Haktanır)
Devamını oku ›Osmanlılarda Peygamber sevgisi ve sünnet algısı -2-
Şeyhülislâm mahcup mahcup başını indirdi. Ancak Padişah’ın duyabileceği kadar alçak bir sesle fısıldadı:
“Efendimiz de arada bir terk etmişti.”
“Ama o peygamberdi. Peygamber kendi sünnetini terk edebilir. Ya biz terk edersek, yarın Ruz-ı Mahşerde elimizden kim tutar?”
(Yavuz Bahadıroğlu yazısı)
Osmanlılarda Peygamber sevgisi ve sünnet algısı -1-
Osmanlı Devleti’nin kuruluş amacı İstanbul’un fethidir. Fetih bir Peygamber müjdesi olduğu için de, sünnetin izi sürülerek feth-i mübin gerçekleştirilmiştir. Kurulan devlet, “Devlet-i Âliyye-i Muhammediye” olarak da anılmış,…
(Yavuz Bahadıroğlu)








