Kategori: Yazılar

İlmihallere Sıkıştırılan Din(dar)lığımız!

İmandan sonra en ziyade esas tutulması gereken konu takva ve salih ameldir. İbadet ve muamelatın tanziminde Sünnet ve Âyete dayandırılarak mümkün olduğu kadar azimet, değilse ruhsatla devam eden hayatın disiplin edilmesinde ilmihâllerin yeri çok önemlidir. İman her müslümanı ilgilendirirken diğer dini kurallar kişinin ihtiyaç ve durumuna göre bilme sorumluluğu getirir. İlmihâlin bütün konuları genellikle kişiye hayatının her zamanında lazım da olmayacak. Ama teneffüs ve gıdaya her an ihtiyaç hissetmesi kesinliğinde iman konusuna ehemmiyet vermelidir. (Mehmet Çetin’in yazısı..)

Devamını oku ›

Malatya’dan Bir Portre, Celal Yalçın!

Celal Yalçın 1932 Malatya doğumlu, evli dört çocuk babasıdır. Risale-i Nur hizmetiyle 1950 yılında tanışır, ilerlemiş yaşına rağmen aktif; fakat yumuşak bakışlıdır. (Rüstem Garzanlı)

Devamını oku ›

Bediüzzaman’ın Aşkı – 2

Bediüzzaman’ın aşkı, zindanları ona cennet eylemiştir. Ama bu aşktan mahrum olanların sarayları kendileri için zindan olmuştur. Bu sebepten dolayıdır ki Bediüzzaman: “O’nu (Allah’ı cc) tanıyan ve itaat eden zindanda dahi olsa bahtiyardır. O’nu unutan saraylarda da olsa zindandadır, bedbahttır.” demiştir. Bediüzzaman’ın aşkı şiddetli bir muhabbettir. Bediüzzaman bu muhabbetini mecazi mahbuplara, sahte ve çakma sevgililere harcamaz. Onun aşkının hedefinde Allah vardır. (Doç. Dr. Vehbi Karakaş’ın yazısı..)

Devamını oku ›

Aleviler ve Ehl-i Sünnet’in Buluşma Noktası; “Risale-i Nur”

Aslında Hz. Ali (r.a.) muhabbetinin mütemmimi olan Al-i Beyt sevgisi Alevilerde olduğu gibi Sünnilerde de temel bir olgudur. Zaten Ehl-i Beyt sevgisi Kur’an’ın öngördüğü bir sevgidir. Bediüzzaman, “Dedi ki, vazifem karşılığında sizden bir ücret istemiyorum; sizden istediğim ancak akrabaya sevgi ve Ehl-i Beytime muhabbettir” (Şura, 23) ayet-i kerimesinin tefsirinde, Hz. Peygamber’in (s.a.v.) Al-i Beyte karşı ümmetin sevgisini istediğini belirtir. Hz. Peygamber (s.a.v) bir hadisinde, “Size iki şey bırakıyorum, onlara temessük etseniz, necat bulursunuz: Biri Kitabullah, biri Al-i Beytim” buyurarak Al-i Beytinin önemini vurgulamıştır.

Devamını oku ›

Bence Mezhebi..

Aslında süreç tersinden işliyor genelde. Genelde Allah’ın haram kıldıklarını kendimize helal ediyoruz. Öyle yorumluyoruz ayetleri; allem edip kallem edip bence mezhebine tabi tutup; tesettürün, namazın, orucun aslında olmadığını ilan ediyoruz nefsimize. “Niye korktun olum, yok ki zaten öyle bir şey İslamda” deyip okşayı veriyoruz nefsimizin ensesini. Ya da azcık nefsimizin hoşuna gitmeyen bir zekat hükmü görsek , bir şekilde kendi “ hayrımıza(!) “ bir fetva veriyoruz ya da buluyoruz fetvayı bu mezhebe mensup birilerinden. (Asuman Kılıç’ın yazısı..)

Devamını oku ›