Kategori: Yazılar

Bir ‘Nurcu’nun Târifi! (Şiir)

“Gizli ajandası” yokdur, hîlesizlikde “hîlesi”;
“Takıyye” mezmûm hasletdir, olur zillet vesîlesi.
Merdânedir her yapdığı, âşikâredir hâlleri;
Husûmet, adâvet bilmez; minnetsizdir cemîlesi… (Ekrem Kılıç’ın şiiri)

Devamını oku ›

Tefekkür Edip İcabınca Yaşayabilenlere Ne Mutlu !

Risale-i Nur mesleğinin dört esasından biri de; tefekkürdür. Risale-i Nur eserleri, bir saati bir sene nafile (farzlar dışındaki) ibadet sevabını verebileceği hadiste bildirilen tefekkürle ilgili çok mühim dersler vermek özelliğini de taşımaktadır. Risale-i Nur eserlerinden alınan tefekkür dersleriyle, “Kâinat Kitabı”ndan, tefekküre verilebilecek çok sayıdaki misaller bizleri kendine çekmektedir (Prof. Dr. Mustafa Nutku’nun yazısı..)

Devamını oku ›

Ebû Musa el-Eşari (R.A.) Kimdir?

Ebû Musa el-Eş’ari, Yemenlidir. Asıl adı Abdullah’tır. Ailesi ile birlikte Rasûlullah (asv)’ı görmeden Yemen’deyken iman etmiştir. Hz. Ali (ra) ile Muâviye (ra) arasındaki savaşta meşhur “hakem olayı”nda hakemlik yapan sahabedir. Güzel sesiyle Kur’an okurken herkesi büyüler, Rasûlullah (asv) onu dinlerdi. Ebû Musa kendisi için de dua etmesini söylediğinde Rasûlullah (asv), “Ya Rabbi, Abdullah b. Kays’ın kusurlarını affet ve onu kıyamet günü güzellikle kabul buyur”diye dua etmiştir. (Çetin Kılıç’ın yazısı..)

Devamını oku ›

Yârimin Bana Mektubu Diye Okuyacaksın Kur’an’ı…

Kur’an, Allah’ın Habib-i Edib’i (s.a.v.) vasıtasıyla kullarına gönderdiği bir mektuptur. Sevgi mahrumu bir toplum olduğumuz için nefsanî arzularımızı, meyillerimizi sevgi zannettiğimiz için sevgiyi bilmiyoruz. Halbuki sevgili, mesela bir derviş, şeyhinin kendisine yazdığı bir mektubu ölünceye kadar saklar. Çok sever çünkü. Birbirini gönlüyle seven, bedeniyle değil, kadın-erkek, mektupları saklar. Rabbim bana mektup yazmış diye okuyacaksın, yârimin bana mektubu diye okuyacaksın Kur’an’ı… (Nuriye Kayar’ın yazısı..)

Devamını oku ›

Dünyadaki Bütün Ümmet Sevindi

Kardeşlerden biri bana: “Seçimde bir partiyi tercih etmekte dinin ne alakası var diyor” Nasıl yokmuş? Yakın tarihimizde 100 seneye yakın bir devirde… (Abdülkadir HAKTANIR)

Devamını oku ›