Ayasofya açılışı ile inşallah maddi ve manevi fereçler olacaktır.
Cihat ruhunun kırılmasını, tebliğ faaliyetlerinin inkişafı ile rahmet-i ilahiyeyi celbedebilmek duasıyla
(Muhammed Numan ÖZEL)
Kategori: Risale Çalışmaları
Ruhlara vurulan pranga Ayasofya
BEDİÜZZAMAN’IN ÂLEMİNDE AYASOFYA CAMİİ
Ayasofya Camii ve onun açılması için sarf edilen çabalar, gayretler, çalışmalar içinde maalesef bir Dâvâ haline gelen Ayasofya meselesinde ismi az zikredilen, lakin bu dâvânın mümessili olan bir kişi vardır ki, o da Üstâd Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri’dir. Üstâd Bediüzzaman Hazretleri’nin hayatının her safhasında bu dâvâyı güttüğü görülmektedir. Bunu bizzat eserlerinde görmek mümkündür. Üstâd Bediüzzaman Hazretleri’nin âleminde Ayasofya’nın yerinin ne […]
Devamını oku ›4 Hatve Notları-5 (Bediüzzaman’ın Manevi Tariki)
HATİME Şu acz, fakr, şefkat, tefekkür tarîkındaki dört hatvenin izahatı, hakikatın ilmine, şeriatın hakikatına, Kur’anın hikmetine dair olan yirmialtı adet Sözler’de geçmiştir. Yalnız, şurada bir iki noktaya kısa bir işaret edeceğiz. Şöyle ki: Evet şu tarîk daha kısadır. Çünki: dört hatvedir. Acz, elini nefisten çekse, doğrudan doğruya Kadîr-i Zülcelâl’e verir. Halbuki en keskin tarîk olan aşk, nefisten elini çeker, fakat […]
Devamını oku ›4 Hatve Notları-4 (Bediüzzaman’ın Manevi Tariki)
Dördüncü Hatvede: ” Küllü şey’in hâlikün illâ vechehu ” (Kasas suresi, 88) dersini verdiği gibi: Nefs, kendini serbest ve müstakil ve bizzât mevcûd bilir. Ondan bir nevi rubûbiyyet dâva eder. Mâbuduna karşı adavetkârane bir isyanı taşır. İşte gelecek şu hakikatı derketmekle ondan kurtulur. Hakikat şöyledir ki: Herşey nefsinde mânâ-yı ismiyle fânidir, mefkuddur, hâdistir, madumdur. Fakat mânâ-yı harfiyle ve Sâni’-i Zülcelâl’in […]
Devamını oku ›4 Hatve Notları-3 ( Bediüzzaman’ın Manevi Tariki)
Üçüncü Hatvede: dersini verdiği gibi: Nefsin muktezası, daima iyiliği kendinden bilip fahr ve ucbe girer. Bu hatvede: Nefsinde yalnız kusuru ve naksı ve aczi ve fakrı görüp, bütün mehâsin ve kemâlâtını, Fâtır-ı Zülcelâl tarafından ona ihsan edilmiş ni’metler olduğunu anlayıp, fahr yerinde şükür ve temeddüh yerinde hamdetmektir. Şu mertebede tezkiyesi: sırrıyla şudur ki: Kemâlini kemâlsizlikte, kudretini aczde, gınasını fakrda […]
Devamını oku ›













