Güçlü insanların özelliği: affetmek

Öfkelendiklerinde kusurları bağışlarlar.
Şûrâ Sûresi, 42:37

Kur’ân’da övgü ile söz edilen kulların başta gelen özelliklerinden biri de, birçok âyet-i kerimede geçtiği gibi, affediciliktir. Bu âyette ise, “öfkelendikleri zaman” kaydının da eklenmesiyle, bu özelliğe ayrı bir vurgu yapılmıştır.

Affedicilik, bir mü’minin imanından gelen nitelikleri arasındadır. Çünkü bu, esas itibarıyla, Allah’ın sıfatlarındandır. Kur’ân ve Hadis, Yüce Allah’ı bize çok affedici, çok bağışlayıcı olarak tanıtır. Allah ise, bağışlayıcılığının eserini kulunun üzerinde görmek ister. Bu da iki şekilde olur:

Bir yandan kul, kendi kusurları nedeniyle Allah’ın affına muhtaç olduğunu bilir ve tevbe ile, istiğfar ile Onun rahmetine müracaat ederek bağışlanma ister.

Bir yandan da, Allah’ın kullarına karşı bizzat kendisi affedici olmaya çalışır; onların kusurlarını örter ve affeder. Böylece, Rabbinin affediciliğine, bir başka şekilde, kendi davranışlarıyla bir ayna olmuş olur. Bu ise onu Rabbinin affına daha da çok yaklaştırır. İnsanlara karşı kusur örtücü ve bağışlayıcı olan bir kimsenin, Rabbinden bağışlanma ummaya elbette ki daha fazla hakkı vardır.

Kur’ân eğer bir davranışı modelini bize örnek olarak göstermişse, yaratılışımız için en uygun şeyin o davranış biçimi olduğundan şüphe edilmemelidir. Zira Kur’ân ve yaratılış, sık sık değindiğimiz gibi, karşılıklı olarak birbirini şerh eder. Kur’ân “Affedici olun” buyurduğunda, insanın yaratılışı da bunu tasdik eder; hem bireysel, hem de toplumsal hayattaki sonuçlarıyla, affediciliğin insan için en doğru bir hayat tarzı olduğunu gösterir.

Yapılan çok sayıda araştırma, affetmesini bilen insanların, kanser ve kalp hastalıkları da dahil olmak üzere, pek çok sağlık problemiyle daha rahat bir şekilde baş edebildiklerini göstermiştir.

Kin-nefret-öfke-acı döngüsünü kırarak insanı bir barış atmosferine kavuşturan bu özellik, aynı etkiyi insan toplulukları üzerinde de yapmaktadır. Yine araştırmalar, affediciliğin yaygın olduğu toplumlarda suç oranının da düştüğünü ortaya çıkarmıştır.

Affetmek güzeldir, ama kolay değildir. Hele öfkesi galeyan halinde iken affedebilmek hiç kolay değildir.

Ancak Kur’ân bize bunu hedef olarak gösteriyor.

Kur’ân’ın gösterdiği bu hedef ise, ciddî bir eğitime, bir nefis terbiyesine ihtiyaç gösteriyor.

Ve insanlar ancak böyle bir olgunlaşma sürecinden geçip de bir özgüvene, güçlü bir kişiliğe kavuştuktan, kendisiyle ve hayatla barışık hale geldikten sonra, affediciliği bir ilke olarak hayatlarına yansıtabiliyorlar.

Gerçekten de, affetmek güçlü insanların işidir. Zayıflar asla affedici olamazlar. Bir kısım toplulukların, fanatik grupların, hattâ bazı milletlerin, uğradıkları haksızlıkların şokundan bir türlü sıyrılamayışları ve intikam duygularından kendilerini kurtaramayışları işte bu yüzdendir.

Affedicilik güçlü insanların özelliği olduğuna göre, insan ne derece güçlü bir manevî yapıya sahipse, affetme potansiyeli de o derece yüksek demektir. Kur’ân ve Hadis ise, bu konuda insanın önüne alabildiğine geniş bir gelişim ufku açmakta, ona son derece ileri hedefler göstermektedir. “Hizmetçimi günde kaç defa affedeyim?” diye soran birisine, Peygamberimiz, “Hergün yetmiş defa” cevabını vermiştir.[1]

Bu cevap, affedicilikte bir üst sınır olmadığını gösteriyor. Başka bir ifadeyle, biz ne kadar affa muhtaç isek, o kadar affedici olmalıyız da diyebiliriz. Zira bizim insanlara karşı muamelemiz, Allah’ın huzurunda karşılaşacağımız muamelede belirleyici rol oynayacaktır.

Şunu da unutmamak gerekir ki, bu İlâhî ahlâktan ne kadar nasip sahibi olabilirsek, Allah katında da, insanlar arasında da o kadar değere sahip olmuşuz demektir. Bunu Allah’ın Resulü haber veriyor:

“Allah, affeden kulun değerini arttırır.”[2]

[1] Ebû Dâvud, Edeb: 123; Tirmizî, Birr: 31.

[2] Müslim, Birr: 69; Tirmizî, Birr: 82.

Sende yorum yazabilirsin

%d blogcu bunu beğendi: