Son Yazılar

Önemli Olan Keyfiyettir (Kalitedir)

Önemli Olan Keyfiyettir (Kalitedir)

Asıl olanın kemiyet değil; keyfiyet olduğunu dikkate almadığımız zaman, anlayışımızda tersine bir durum hâsıl oluyor. Bu durum da çoğu zaman bizi yeise, karamsarlığa sürüklüyor.

Devamını oku ›
Doğru yola ulaşmak! Kim istemez ki?

Doğru yola ulaşmak! Kim istemez ki?

Allah uğrunda çaba harcamak demek, herşeyden önce, imanını ciddî bir çaba sonucu elde etmek, korumak ve geliştirmek demektir. Şu veya bu kimse söylediği için değil! Uğrumuzda çaba harcayanlara Biz yollarımızı göstereceğiz. Zira Allah iyilik yapan ve iyi kulluk edenlerle beraberdir. (Ankebut Sûresi, 29:69) Yüce Allah bu âyetinde kesin bir vaadde bulunuyor, bir garanti veriyor. “Biz yollarımızı göstereceğiz” buyuruyor. Bunu, mutlaka gerçekleşecek bir sonuç olarak bildiriyor. (Ümit Şimşek’in yazısı..)

Devamını oku ›
“Seeds Of Change” Kitabı Çıktı!

“Seeds Of Change” Kitabı Çıktı!

NurNet.Org sitemizde yazarlık da yapan Mohammed Asım Alavi’nin “Seeds of Change Thrilling Leadership Lessons from the Life of Bediuzzaman Said Nursi” kitabı çıktı! – To write a book on the life of Imam Bediüzzaman Said Nursi was what came to mind in the summer of 2010, during my visit to Barla – the launching pad of his struggle to defend the Qur’an… by Mohammed Asım Alavi

Devamını oku ›
Çocuğunuz “Ben aşık oldum” derse ne yaparsınız?

Çocuğunuz “Ben aşık oldum” derse ne yaparsınız?

2007 ocak doğumlu kızım 1.sınıfa başladı okulda gerek arkadaşlarından etkilenerek gerekse televizyonun menfi etkisiyle maalesefki hep güzel görünmeye beğenilmeye çalışıyor, şimdilerdeyse aşık olduğunu ve sevgilisinin olduğunu söylüyor bu durumda ona nasıl yaklaşmalıyım büsbütün ilgisiz mi davranmalıyım yoksa çocuklar için böyle şeylerin henüz erken olduğunu mu söylemeliyim simdiden teşekkürler” (Psikolog Banu Yaşar’ın yazısı..)

Devamını oku ›
Bir “memnuniyet” olmalı, “iman”dan içeri…

Bir “memnuniyet” olmalı, “iman”dan içeri…

Her ne nimet sunuluyorsa dünyaya bizim ellerimizde, aslında bu bizim zenginliğimiz değil, bizim muhtaçlığımız. En aç biz olduğumuz için o sofra bizim yakınımıza kuruluyor. Yoksa o sofrayı en çok hakeden biz olduğumuz için değil. Fakat ne hazin, lokmayı yer yemez, ilk bunu unutuyoruz. Elimizden alınınca da ilk bunu hatırlıyoruz. Unutmak, hatırlamak, bilmek veya bilmezden gelmek ne kadar yakın oluyor bazen. Bazen de ne kadar uzak… Tıpkı cennet ve cehennem arasındaki mesafe gibi; sırlı. (Ahmet Ay’ın yazısı..)

Devamını oku ›