Son Yazılar

Bütünü görmek insanı neden rahatlatır?

Ene Risalesi üç yol (Fatiha’nın ahirindeki üç yol: mağdub, dallin ve sırat-ı müstakim ehilleri) analiziyle biter. Bu yollardan birisi yeraltından gider ki, müellif-i muhteremin ifadesiyle, “O zemin tabiattır ve felsefe-i tabiiyedir. Tünel ise, ehl-i felsefenin efkârıyla hakikate yol açmak için açtıkları meslektir.”
(Ahmet AY)

Devamını oku ›

Kudüs Mekkedir Medinedir

Kudüs’ü haritalardaki şehirlerden biri zannedenlerin imanı da harita üzerindedir. Kudüs, şehir değildir. O dindir, imandır, davadır, heyecandır, simgedir, ölçüdür. Onunla ölçeriz cihat tutkumuzu, fedakârlık samimiyetimizi. Sabır ve sebat mihengimizdir o. Garipliğimizin tecelligâhıdır.

Devamını oku ›

Ne için Allah’a inanma ihtiyacını hissederiz

Şuurlu insan gözünü açıp bu âleme baktığı zaman her şeyde bir hikmet eseri görecektir. Yaratıkların hiç birinde tesadüf eserine rastlanmadığı gibi, sevki tabi (iç güdü) ile  olabilecek durumda da değiller. Ancak atomlardan galaksilere kadar her şey Allah’ın yaratması ile vucut buldukları gibi sevk ve idareleri de Allah’ın ilim kudret ve iradesi ile olduğu şüphe götürmez bir hakikattir. (Abdülkadir Haktanır)

Devamını oku ›

Adeti ibadete dönüştürmek

“Evet niyet âdi bir hareketi ibadete çevirir.”
Üstat hazretlerinin  “öğrendim” dediği kelimelerden biri de “niyet”. Buradaki niyeti  en başta “ihlas” olarak anlamamız gerekiyor. Zira en büyük niyet, bir işi Allah rızası için yapmaktır…
(Prof. Dr. Alaaddin Başar)

Devamını oku ›

Adaletsiz takvâ mümkün müdür?

Din ile hayatı birbirinden ayrı düşünmenin sekülerlere mahsus bir tutum olduğu zannedilir. Halbuki, aynı şeyi yapan garip ve epeyce yaygın bir ‘dindarlık’ türü de mevcut. Bu garip dindarlık tasavvuru ‘ibadetler’e dönük bir vurguyla öne çıkarken, bu ibadetlerle gündelik hayat arasında bir tutarlığın izini sürmeyi ihmal eder,…
(Metin KARABAŞOĞLU)

Devamını oku ›