Peygambere Neden İhtiyaç Var (2)
Maddi kanunlar dış düzeni sağlar ama insanın iç dünyasındaki fırtınaları dindiremez. İnsanın hem dünyada hem ahirette dengeli ve mutlu olabilmesi için, kaynağı vahy-i ilahi olan bir rehbere ihtiyacı vardır. Peygamberler adalet ve faziletin “esas maddesini” koymuşlardır. Beşeriyetin kurduğu sistemler, bu hazır temeller üzerine inşa edilmiştir. Dinden bağımsız gelişen nizamlar geçicidir. Dışarıdan bakıldığında düzgün, maddi açıdan parlak görünse de ruhu, maneviyatı ve iç yüzü bozuktur, yani madde gelişirken mana çökmektedir.
Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri ahlaktaki aşırılıkların insanın yeteneklerini çürüttüğü belirtiliyor. Eğer insan ahlaken bozulur ve kabiliyetleri ziyan olursa, bu durum “saçmalığa” yol açar. Oysa kâinatta en küçük atomda bile bir hikmet ve fayda gözetilirken, kâinatın meyvesi olan insanın başıboş ve hikmetsiz kalması, Allah’ın sonsuz hikmetine aykırıdır. Dolayısıyla insanı bu “abesiyetten” kurtaracak bir ölçüye ihtiyaç vardır.
“İnsanlar medenileştikçe kötülüğü terk eder” düşüncesi bir vehimdir. Çünkü dünya yaşlandıkça iyiliklerle beraber kötülükler de daha “dehşetli ve aldatıcı” bir şekle bürünmektedir. Kanunlar toplumu düzenleyebilir ama vicdana hükmedemez. İnsandaki üç temel kuvveyi Akıl, Şehvet, Öfkeyi dengede tutmak için sadece kanun bilgisi yetmez; “hikmet, iffet ve şecaat” dediğimiz gerçek ahlakı korumak için ilahi bir ölçü gerekir. İnsan, vicdanlara tesir edecek, doğasına işleyecek ve adalet terazisini doğru tutacak bir Peygamber’e her zaman muhtaçtır.
Çetin Kılıç
Kaynak: RNK








