Hakikatin yolcusu, kâinattaki müşkülatın kâşifi hevesle değil, sadakatle yürür. İhlâs ve sebat, bu yolda yegâne sermayedir. İhlâs ve sadâkatle, enaniyeti terk ederek yürürler. Onların sermayesi samimiyet ve sebat; gıdaları tefekkür ve şükürdür.
Devamını oku ›Etiket: "tefekkür"
Kur’ân’ın ilk emri de oku’dur
Bediüzzaman Said Nursî, sıcaklarla birlikte çöken rehavet ve tembelliğe karşı insanı ikaz eder “bu yaz mevsimi, gaflet zamanı”[5] diyerek, insanı azami dikkate davet eder. Bu gaflet mevsiminde okuma ve tefekküre teşvik eder.
Devamını oku ›KAİNAT SENSİN {10}
Cenab-ı Hâk her bir şifrenin hakkıyla inkişafına ve inkişafından meydana gelen intibah-ı ruhîye ve kalbîye medar hakikata eriştirsin. En büyük şeref olan abd ünvanına liyakat ihsan etsin. Enfüsî alemimizde hakikatın ziyasıyla yol almayı, aydınlanmayı ve nurlanmayı nasib etsin. Amin Allahümme Amin.
Devamını oku ›KAİNAT SENSİN {9}
“Acz ve fakr derecelerinin emsaliyle, kudret-i Sâni’in ve gına-yı İlahiyenin derecat-ı tecelliyatını anlamaktır. Nasılki açlığın dereceleri nisbetinde ve ihtiyacatın enva’ı mikdarınca lezzet-i taamın enva’-ı derecatı anlaşılıyor. Öyle de gayr-ı mütenahî acz ve fakrın ile, Sâni’in gayr-ı mütenahî kudret ve gınasının derecatını fehmetmektir.” [122]
Devamını oku ›KAİNAT SENSİN {8}
“Evet, bütün yeryüzünü bir sofra-i nimet eden ve bahar mevsimini bir çiçek destesi yapan ve o sofranın yanına koyan ve üstüne serpen bir Cevvad-ı Kerim’in misafirine fakr-u ihtiyaç, nasıl elîm ve ağır olabilir? Belki fakr-u ihtiyacı hoş bir iştiha suretini alır. İştiha gibi fakrın tezyidine çalışır. Onun içindir ki: Kâmil insanlar, fakr ile fahretmişler. Sakın yanlış anlama! Allah’a karşı fakrını hissedip yalvarmak demektir. Yoksa fakrını halka gösterip, dilencilik vaziyetini almak demek değildir.” [114]
Devamını oku ›










