Doğu ve Güneydoğu Anadolu yöresinde geçmişte taziye evlerde kabul edilirdi, günümüzde ise değişen şartların getirdiği yoğun taziye ziyaretleri artık evler misafirlere cevap veremez hale gelmiştir. Özellikle şehirlerde hemen hemen her semt ve mahallerde taziye evleri açılmış, onlarca insanın taziye evlerinde ölünün yakınlarına başsağlığı dileme ve ölüye dua etme imkânı sağlanmıştır (Rüstem Garzanlı)
Devamını oku ›Yazıları Gönderen:Murat
Mümin Neden Uzun Yaşamak ister?
Dünya ahiretin tarlası ve bir dar-ı imtihan olduğu için insanoğlu her an imtihandadır. Bazen evlâdı, malı, komşusu, iş arkadaşı, akrabası; bazen de hastalık veya başka musibetlerle karşılaşıyor. Bazen insan öyle bir hale gelebiliyor ki, dünya hayatından usanç duyar (Rüstem Garzanlı)
Devamını oku ›Kimlerin şefaat hakkı vardır?
Mü’min bir kardeşimiz, “Peygamberler ve salih kulları şefaatçi yapmak yerine, doğrudan şefaati Allah’tan istemek daha uygun olmaz mı?” diye bana soru tevcih etti. (Rüstem Garzanlı)
Devamını oku ›Bediüzzaman, Kavl-i Nevâlâ Sîsebân Destanı tarzında Lemaât’ı yazmış
Kavl-i Nevâlâ Sîsebân destanı, Kürdçe klasikler içinde yer almakta. İçeriği, sahabeler döneminde Yemen’de Sîsebân vadisinde Müslümanlarla gayrimüslimler arasında yaşanan çatışmaların konu edinir. Destan bu gazvekeri şiirsel bir anlatımla ele almakta, sahabelerin kahramanlıklarını anlatmaktadır. (Rüstem Garzanlı)
Devamını oku ›‘İnanmak–İnanmamak’tan bağımsız ve ayrı, ‘Tarafsız ve Nötr Bilim’ mümkün değil
Modern – Seküler – Lâik Bilim; hak – bâtıl tüm “inançlar”ı, ‘bilgi’nin nesnellik ve objektifliğini bozan bir “virüs” gibi gördüğü için; “inançsızlık” tarafına geçmiştir! Halbuki: “İnançsızlık” da, “subjektif” bir algı ve tutumun sonucudur. Yani: İnanç gibi; inançsızlık da, “subjektif” bir algı ve tutum ve davranış biçimidir! (Ayhan KÜFLÜOĞLU)
Devamını oku ›













