Kategori: Günlük Paylaşımlar

Neden Devamlı Okumalıyım ki?

Neden Devamlı Okumalıyım ki?

Neden Devamlı Okumalıyım ki? Risale-i Nur Külliyatını okumak uzun soluklu bir çabadır. Çünkü “bir defa okuyup, sair ilmî risaleler gibi yeter der, bırakır. Hâlbuki bu risale ulûm-u imaniyedendir. Her gün ekmeğe muhtaç olduğumuz gibi, o nevi’ ilme her vakit ihtiyaç var.” [1] “…Risaleler Kur’an’dan alındığı için kut ve gıda hükmündedir. Her gün ihtiyaç gıdaya hissedildiği gibi, her vakit bu gıda-yı […]

Devamını oku ›
“Sevgi” konferansından notlar

“Sevgi” konferansından notlar

“Sevgili öğrenciler, madem ki konferansımızın konusu sevgidir, o zaman sevginin ne olduğunu sizlerden duyayım” dedim. Öğrenciler sevginin anlamı değişik şekilde beyan ettiler ve sonuçta “Allah için birbirimizi sevmeliyiz” noktasına gelindi (Rüstem Garzanlı)

Devamını oku ›
ZAMANIN AHİRİNDE, SAADET-İ EBEDİYE SESİ

ZAMANIN AHİRİNDE, SAADET-İ EBEDİYE SESİ

Kâinatta her şey insanın istifadesi için; insansa Hakk’a itaat u ibadet için yaratılmıştır. Kâinattan istifade için de aza ve duygularla teçhiz edilmişiz. Dil tattığını, burun kokladığını, kulak duyduğunu, göz şahit olduklarını kabullenir. Bir şekilde insanın dimağına giren şeyler insan farkında olsa da olmasa da yoluna çıkacaktır. Beşerin bulaşık eli karışmamak şartıyla istifademiz fıtridir.

Devamını oku ›
BİD’AT MUARIZI BİD’ATÇILAR

BİD’AT MUARIZI BİD’ATÇILAR

BİD’AT MUARIZI BİD’ATÇILAR  Zamanımızın bir modası da, köklü ve kökleşmiş ve müslümanların âdeta fıtrî âdetleri olmuş birçok mübarek iş ve hususlara bid’at kulpunu takmak hevesidir. Yani, güya din adına bazı insanlar, bid’atlara karış mücadele ediyorum diye, bid’atların daha büyüğünü yaparlar. Hattâ onun en fâhişini icra ederler. Yani, böylesi bir mesleği alanlardan bazılar, İslâm dininin Kur’an’dan sonra en büyük direği olan Sünnet ve hadîsi, […]

Devamını oku ›
BEDİÜZZAMAN VE SULTAN II. ABDULHAMiD HAN

BEDİÜZZAMAN VE SULTAN II. ABDULHAMiD HAN

BEDİÜZZAMAN VE SULTAN ABDULHAMİD HAN Bediüzzaman’ın yukarıda geçen (bkz. Mufassal Tarihçe-i Hayat) hürriyet hakkındaki ilk nutkunun son bölümünde Sultan Abdülhamid’in ismi ve ahvâli geçmesi münasebetiyle; Bediüzzaman’ın tımarhaneye ve tarassuthaneye zahiren onun tarafından sevk edildiği veya onun namına Mabeyn hükûmetinin tedbiriyle o gibi muameleler ona reva görüldüğü ve şark’tan Medreset‑üz‑Zehra’sı için Padişaha müracaat azmiyle gelmişken, hiç bir mülayim karşılık görmediği, fikir […]

Devamını oku ›