Kategori: Günlük Paylaşımlar

Dar-ul Harple Alakalı 2

Dar-ul Harple Alakalı 2

“Allah’ın hükmüyle hükmetmeyenler kafirdirler. Günümüzde bazıları, Mâide sûresinde geçen “Allah’ın hükmüyle hükmetmeyenler kafirdirler.” mealindeki âyete istinad ederek, ehl-i kanun ve idareyi tekfire cür’et ediyor, onlara kâfir diyorlar. Bu iddiaların bir hakikatı var mıdır? Günümüzde bazıları, Mâide sûresinde geçen “ve men lem yahkûm..” ilâahir “Allah’ın hükmüyle hükmetmeyenler kafirdirler.” mealindeki âyete istinad ederek, ehl-i kanun ve idareyi tekfire cür’et ediyor, onlara kâfir diyorlar. Bu iddiaların bir […]

Devamını oku ›
Darü’l-harple Alakalı 3

Darü’l-harple Alakalı 3

“Darü’l-İslâm, Müslümanların hâkimiyeti altında bulunup Müslü­manların emn ve eman içinde yaşayarak dinî vazifelerini ifa ettikleri yerlerdir. Müslümanlar ile aralarında müsalâha ve muvadaa bulunma­yan gayr-i müslimlerin hâkimiyeti altında bulunan yer de Darü’l­ Harb’tir.”8

Devamını oku ›
İnkişaf Etmek için Ne Lazım?

İnkişaf Etmek için Ne Lazım?

İnkişaf Etmek için Ne Lazım?   “İstibdat tahakkümdür, muamele-i keyfiyedir, kuvvete istinad ile cebirdir, rey-i vahiddir, sû-i istimalata gayet müsait bir zemindir, zulmün temelidir, insaniyetin mahisidir. Sefalet derelerinin esfel-i safilînine insanı tekerlendiren ve alem-i İslâmiyeti zillet ve sefalete düşürttüren ve ağraz ve husûmeti uyandıran ve İslâmiyeti zehirlendiren, hatta herşeye sirayet ile zehrini atan, o derece ihtilafatı beyne’l-İslam îka edip, Mûtezile, […]

Devamını oku ›
Dar-ul Harple Alakalı 1

Dar-ul Harple Alakalı 1

Bu ifadelerden anlaşılan hakikat şu ki, bir Müslümanı herhangi bir hal ve fiilinden dolayı küfürle itham etmek, son derece cür’etli ve o nisbette de mes’uliyetli bir hükümdür. Zira böyle bir hükmü verebilmek için, işlenen fiilin küfürden neş’et ettiği, te’vili ve izahı gayr-i kabil bir kat’iyet ve ke­sinlikte tebeyyün etmelidir. Küfrü mucip gibi görülen halin, küfürden ileri gelmeyip gaflet, cehalet v.s. gibi başka bir sebebten ileri gelmesi ihtimali, tekfir hükmünü ortadan kaldırır.

Devamını oku ›
UHUVVET EZANINDA KASTAMONU MEVLİDİ

UHUVVET EZANINDA KASTAMONU MEVLİDİ

“Aziz, Sıddık, Kardeşlerim! Sizin tesanüdünüze benim ziyade ehemmiyet verdiğimin sebebi yalnız bize ve Risale-i Nur’a menfaati için değil, belki tahkikî imanın dairesinde olmayan ve nokta-i istinada ve sarsılmayan bir cemaatin kat’î buldukları bir hakikata dayanmağa pek çok muhtaç bulunan avam-ı ehl-i iman için dalalet cereyanlarına karşı yılmaz, çekilmez, bozulmaz, aldatmaz bir merci’, bir mürşid, bir hüccet olmak cihetiyle sizin kuvvetli tesanüdünüzü gören kanaat eder ki; bir hakikat var, hiç bir şeye feda edilmez, ehl-i dalalete başını eğmez, mağlub olmaz diye kuvve-i maneviyesi ve imanı kuvvet bulur, ehl-i dünyaya ve sefahete iltihaktan kurtulur.”

Devamını oku ›