Gençlik Uykusu ve İhtiyarlık Sabahı

Gençlik dönemi; nefsin arzuları, hislerin galebesi ve hissi körlükler sebebiyle manevi anlamda karanlık bir gece gibidir. İnsan bu dönemde kendisini çok uyanık, her şeyi çözen ve en yüksek şahikada zanneder.

Yaşlılıkla birlikte ölümün yakınlaşması, fani dünyanın hakikatini gösteren bir sabah güneşi gibi doğar. Gençlikteki o gururlu uyanıklık aslında uykunun en derin kuyusudur, ihtiyarlık sabahında fark edilir.

Batı medeniyeti ve onun izinden gidenler aydınlanma, uyanış, ilerleme iddiasında bulunanlar şuna benzer. Biri rüyasında uyandığını sanır ve gördüğü rüyayı etrafındakilere anlatmaya başlar. Oysa onun uyandım sanması, aslında uykunun hafif bir perdesinden daha derin ve kalın bir başka uyku perdesine geçtiğinin göstergesidir.

Sadece akla, maddeye ve dünyevi fenlere dayanarak kendilerini aydınlanmış sayan modern insan; Allah’ı, ahireti ve varlığın gayesini unuttuğu için aslında en derin manevi uykudadır. Kendisi derin bir uykuda olan bir medeniyet anlayışı veya aydın kitle, diğer insanları nasıl uyandırabilir ve onlara nasıl doğru rehberlik edebilir?

Dinin prensiplerinden veya şahsiyetinden gevşeklik gösteren vazgeçen, kendi değerlerini yitirir. Kendi medeniyet köklerini bırakıp sırf popüler olduğu için başkalarının yaşam tarzını taklit eden kimliksizleşir ve yutulur.

İslam medeniyeti ile vahye dayanmayan seküler medeniyet arasında temel varlık ve ahlak anlayışı taban tabana zıttır. Bu fark çok derin bir uçurumdur. Bu uçurumu dinin ilkelerinden taviz vererek doldurmaya çalışmanın iki tehlikeli sonucu vardır:

Birisi kendi kimliğini tamamen kaybedip onların içinde erimek. Diğeri aradaki boşlukta bocalayarak manevi olarak helak olmak. Hakiki aydınlanma; maddenin dış yüzüne bakıp sarhoş olmak değil, varlığın arkasındaki Yaratıcıyı görüp ahirete uyanmaktır. Müslüman, kendi inanç ve medeniyet dünyasına güvenmeli; çağdaşlaşma adına öz değerlerinden taviz vererek uykuda olanları taklit etmemelidir.

Çetin Kılıç

kaynak RNK

Sende yorum yazabilirsin