Hak Neden Her Zaman Galip Değildir?
Soru şudur: “Hak her zaman üstündür ve galip gelir” hükmü bir İslam esası olduğu halde, neden dünyada bazen kafirler Müslümanlara, kuvvet ve güç de hakka galip gelmektedir?
Bir insanın inancının “hak” olması, o insanın hayatındaki her metodun, her aracın da hak ve doğru olduğunu göstermez. Hak olan bir vesile, batıl bir vesileye galip gelir. Eğer bir Müslüman, hak bir amaca ulaşmak için yanlış, tembelce veya düzensiz yöntemler kullanırsa; bir kafir ise batıl bir amaca ulaşmak için sistemli, çalışkan ve doğru yöntemler kullanırsa, kafirin yöntemi galip gelir.
Bu durumda kafir Müslümana bizzat ve sürekli galip gelmiş olmaz; Müslüman doğru yöntemi kullanmadığı için geçici ve dolaylı olarak yenilmiş olur. Ama en nihayetinde zafer yine hakkındır. Ayrıca gücün ve kuvvetin de yaratılıştan gelen bir hakkı vardır.
İnsanlar hata yapabilir, dolayısıyla bir Müslümanın her özelliği mükemmel bir Müslüman gibi olmayabilir. Aynı şekilde bir kafirin de her özelliği kötü veya kafirce olmayabilir. Bir Müslüman dürüstlük, çalışkanlık, temizlik, adalet gibi “İslami vasıfları” terk edip; yalan, tembellik, düzensizlik gibi “gayrimüslim vasıflara” bürünebilir.
Bir kafir ise tam tersine çalışkanlık, sistemlilik, sözünde durmak gibi “İslami vasıflara” sahip olabilir. Dünyada vasıflar çarpışır. Kafirin elindeki “Müslüman vasfı”, Müslümanın elindeki “gayrimeşru vasfa” galip gelir. Dolaylı olarak kafir galip görünür, ama aslında galip gelen yine İslam’ın emrettiği güzel ahlak ve disiplindir. Ayrıca dünyada yaşama hakkı evrenseldir; Allah’ın rahmeti gereği kafir olmak, dünyadaki rızık ve başarı kapılarını kapatmaz.
Namaz, oruz, ahlak kuralları vb. Bu kurallara uymamanın cezası veya mükafatı genellikle ahirettedir. Çalışmak, sabretmek, neden-sonuç ilişkilerine uymak vb. Bu kurallara uymamanın cezası veya mükafatı genellikle bu dünyadadır. Mesela; sabretmenin ödülü zaferdir, tembelliğin cezası sefalettir. Çalışmanın ödülü zenginliktir. Zehir içersen ölürsün, panzehir içersen iyileşirsin.
Bir kafir Allah’ın tabiat kanunlarına itaat edip çok çalışırsa, Allah ona dünyada başarı ve zenginlik verir. Müslüman bu kanunlara isyan edip tembellik yaparsa dünyada sefalet çeker. Dolayısıyla buradaki galibiyet, yaratılış kanunlarına itaat edenindir. Bazen hak din veya hak taraf potansiyel olarak güçlüdür ama pratikte zayıf kalmıştır; ya da içine hurafeler, yanlışlıklar karışmıştır.
Allah, hakkın içindeki o saf cevheri ortaya çıkarmak, Müslümanları uyandırmak, temizlemek ve parlatmak için geçici bir süre batılı ona musallat eder. Bu bir potada altını eritip cürufundan ayırmak gibidir. Sıkıntı ve mağlubiyetler Müslümanları silkeler, kendilerine getirir ve hakiki, ihlaslı bir güce ulaştırır.
Batıl başlangıçta dünyada galip gibi görünse de savaşı kazanamaz. Ayette de belirtildiği gibi, “En güzel akıbet, takva sahiplerinindir”. Hak daima üstündür sözü; hakkın özü itibariyle ve işin nihayetinde üstün olduğunu ifade eder. Dünyadaki geçici mağlubiyetler ise Müslümanların tembelliğinden, yanlış yöntemler kullanmasından veya Allah’ın tabiat kanunlarına uymamasından kaynaklanır. Yani suç İslam’da veya Hak’ta değil; Hakka tam tabi olamayan Müslümanlardadır.
Çetin Kılıç
Kaynak: RNK








