Hayrın Mutlak Galibiyeti

Kâinatta asıl maksat: hayır ve güzelliktir. Modern bilimler ve fenler kâinatı inceliyor ve şu sonucu ortaya koyuyor. Kâinatta mutlak galip olan şey iyilik, güzellik ve mükemmeliyettir. Tıp anatomi, astronomi Güneş sistemi botanik ve zooloji gibi tüm ilimler, inceledikleri her alanda kusursuz bir nizam bulurlar. İnsan aklı, mevcut olan nizamdan daha mükemmelini tasavvur edemez.

Dünyada gördüğümüz şer, çirkinlik ve fenalıklar asli değildir. Bunlar, güzelliklerin derecelerini ortaya çıkarmak, insanın gelişimini sağlamak için birer ölçü birimi olarak yaratılmıştır. Yani şer, külli bir hayra hizmet etmek için cüz’i bir miktarda mevcuttur.

İnsan, mahlukatın en şereflisidir. Bunun sebebi şudur: İnsan, aklıyla kâinattaki sebep-sonuç ilişkilerini çözer ve kendi yaptığı küçük sanatlarla, Allah’ın devasa sanatını kıyaslayarak anlar. İnsan, kendi cüz’i ilmi ve iradesiyle, Allah’ın külli sıfatlarını tanıyabilecek bir donanıma sahiptir. Bu şerefli varlıklar içinde en üstünü, hakikati temsil eden Müslümanlar; Müslümanlar içinde en zirve isim ise mucizeleri ve ahlakıyla Hz. Muhammed’dir (asm).

Kâinatın her yerinde bu kadar büyük bir nizam ve güzellik varken, insanın yaptığı büyük zulümler, küfürler ve cinayetler cezasız kalamaz. İnsan, dünyayı bu kadar kirletip, nizamı bozup hiçbir bedel ödemeden yokluğa kaçamaz. Eğer bu dünyada karşılığını tam almazsa, mutlaka Cehennem hapsine girecektir.

İnsanlık, kâinattaki genel uyuma aykırı hareket etmeye devam edemez. İnsanlık, kendi işlediği şerleri, zulümleri ve “zakkum” gibi acı meyve veren yanlış fikirleri hazmedememiştir; tabiri caizse bunları kusmuş ve yeryüzünü kirletmiştir.

İnsanlık ya başına bir kıyamet kopup helak olacak ya da kâinattaki diğer varlıklarla yıldızlar, bitkiler, hayvanlar uyumlu hale gelmek için İslamiyet’in hakikatlerine sarılacaktır. Rahman ve Rahîm olan Allah’ın rahmetinden; İslamiyet’in insanlığı düştüğü bu aşağıların aşağısı esfel-i safilîn durumdan kurtarmasını, yeryüzünü temizlemesini ve sulh-u umumî tesis etmesini niyaz ediyoruz ümid ediyoruz ve bekliyoruz.

Kâinat bir orkestra gibi muazzam bir uyum içindeyken, insanlık yaptığı zulümlerle bu senfoniyi bozmaktadır. Ancak kâinattaki genel nizam o kadar güçlüdür ki, insanlığın bu düzensizliği devam ettirmesine izin vermeyecektir. İnsanlık ya İslam’ın barış ve hakikat iklimine girerek bu nizama ayak uyduracak ya da ebedi bir cezaya çarptırılacaktır. Nihai sonuçta ise hayır ve hak din mutlaka galip gelecektir.

“Bizim uğrumuzda mücadele edenleri, elbette yollarımıza eriştireceğiz” (Ankebut 69)

Çetin Kılıç

Kaynak: RNK

Sende yorum yazabilirsin