Hırs ve İlahi Tokat kanunu

Maksudunun aksiyle tokat yemek.
Cenab-ı Hakk kainatta her şeyi bir silsile, bir süreç ve basamaklar halinde yaratmıştır. Bir tohumun ağaç olması, bir çocuğun büyümesi hep zamana ve basamaklara bağlıdır.

Haris açgözlü ve aceleci insan, bu fıtri basamakları teker teker tırmanmak istemez. Süreci atlayarak hedefe hemen ulaşmak ister. Hareketini fıtratın sırasına uydurmadığı için de genellikle muvaffak olamaz, hüsrana uğrar. İslam literatüründeki “Hırs, hasaret ve haybetin hüsranın sebebidir” kaidesi bunu anlatır.

Kişi fıtrata uymaya çalışsa bile, kendi iradesiyle kurduğu yapay merdiven fıtratın gerçek merdiveninden her zaman bir basamak eksik kalır. İnsan tam “bitti, olmuyor” deyip ümidini kestiğinde, kendi çabasından vazgeçtiği an, beklenmedik bir şekilde ilahi rahmet kapısı açılır ve nimet ona ikram edilir.

Çünkü insan hırsı ve kendi gücünü bırakıp acziyetini anladığında, dua lisanı fıtrileşir.
Kalbin Bâtını İç yüzü : Burası çok naziktir. Yalnızca iman, marifetullah Allah’ı tanımak ve ilahi aşk için yaratılmıştır. Burası Samed hiçbir şeye muhtaç olmayan Allah’ın aynasıdır. Oraya sanem put, fani aşklar, dünya menfaati giremez. Eğer fani şeyleri kalbin en derin yerine koyarsanız, o taşın ağırlığı o hassas sırçayı camı kırar.

Kalbin Zahiri Dış yüzü: Burası ise dünya işleri, geçim derdi, planlar için düzenli bir depo gibidir. Dünyalık sevgiler kalbin içinde değil, bu dış çeperde durmalıdır. Hırs ise bu düzeni bozup kalbi deler. Eğer insan o fani putları kalbinin içine izinsiz sokarsa, Allah buna darılır ve kişiyi maksudunun aksiyle cezalandırır Yani kişi bir şeyi Allah’tan çok severse, o sevdiği şey üzerinden cezalandırılır.

Kendi siyasi fikirlerini ve dünyevi çıkarlarını, İslam inancının o mukaddes ve temiz mahrem alanına alet edenler, güya dine hizmet edip şan şerefe ulaşmak isterlerken; tam tersine rezillik, kötülük ve kınanma ile tokat yerler.

Beşeri ve nefsani aşklardaki o büyük trajediler, intiharlar ve acılar hep kalbin içini fani birine vermekten doğar. Fırat, kalbe fani bir putun oturtulmasını kendisine hakaret sayar ve onu tezyif eder değersizleştirir. Neticede aşık, maşukundan şefkat beklerken hırsının cezası olarak onun zulmünü, tahkirini ve merhametsizliğini görür. Mecazi aşıkların divanları bu yüzden birer cenaze feryadı gibidir.

Gece yatağa yattığında hırsla Mutlaka uyumam lazım, kaç saat kaldı, eyvah uyuyamıyorum diye uykuyu merak edip onun üzerine titrersen, fıtrat seni cezalandırır ve uyku tamamen kaçar. Ne zaman ki uyuma hırsını bırakıp rahatlarsın, uyku o zaman gelir.

Yolda iki dilenci görseniz; biri yapışkan, ısrarcı ve hırslı olsa, fıtratınız ondan tiksinir ve vermek istemezsiniz. Diğeri ise tok gözlü, iffetli, çekingen ve kanaat sahibi olsa, ona daha çok vermek istersiniz. İşte bu, fıtratın hırsı cezalandırıp, kanaati ödüllendirme şeklidir.

İster uykuyu ararken, ister rızkı ararken, ister bir insanın sevgisini ararken olsun; fıtri basamakları atlayarak, hırsla ve hileyle hedefe koşmaya çalışan herkes, fıtratın şaşmaz kanunuyla tam tersi bir hüsranla cezalandırılır. Kalp, Allah’tan başkasını hakiki manada kaldırabilecek bir malzemeden yapılmamıştır.

Çetin Kılıç

Kaynak: RNK

Sende yorum yazabilirsin