İbadetin Dünya Saadetiyle İlişkisi
İnsan ihtiyaçları gereği toplumsal yaşamaya iş bölümüne mecburdur. Ancak insandaki öfke, arzu ve akıl sınırlandırılmamıştır. Bireysel akıl adaleti tam sağlayamayacağı için ilahi bir kanuna, onu uygulayacak bir peygambere ve bu düzeni kalbe yerleştirecek ibadete ihtiyaç vardır.
Bir trafikte herkesin kendi aklına göre gitmeye çalıştığını düşünün; bencil istekler yüzünden kaos ve kazalar yaşanır. Bunu önlemek için “trafik kuralları” ve “polis” gerekir. Ancak sürücüler yalnızken de bu kurallara uymasını sağlayan şey, içselleştirilmiş emniyet bilincidir. İşte ibadet, insanın vicdanına “İlahî Trafik Polisini” yerleştirir; kimse görmezken dahi kul hakkı yemekten, hırsızlıktan ve adaletsizlikten alıkoyar.
İbadet, insanın fikrini Yaratıcı’ya yöneltir. Bu yöneliş itaat ve disiplini doğurur. Disiplinli insan, kâinattaki muazzam nizama ayak uydurur. Günde 5 vakit kılınan namazı ele alalım. Güneşin hareketlerine göre vakitleri belirlenen namaz; kişiye zaman yönetimi, temizlik ve öz disiplin kazandırır. Nasıl ki düzensiz çalışan bir fabrikada üretim aksarsa, ibadetsiz bir hayatta da bireysel ve sosyal intizam bozulur.
İnsan kâinatın merkezinde bir santral gibidir. Doğanın ve evrenin İlahî kanunlarına uyum sağlamazsa, dönen devasa çarkların arasında ezilir. Bir elektrik santralinin şehir şebekesine uyumlu bir voltajda çalışması gerekir. Aşırı yükleme yaparsa veya sisteme ters akım verirse şalterler atar, cihazlar yanar. İnsan da evrendeki ölçü, merhamet ve denge kanunlarına ibadet ve emirler vasıtasıyla uymazsa; bunalım, yalnızlık ve ekolojik, sosyal yıkım çarkları altında ezilir.
Dini emirleri yerine getiren bir birey, sadece kendisi için yaşamaz. Topluma rehberlik eden, ıslah eden ve bir topluluk kadar fayda üreten bir konuma yükselir. Dürüst, ibadetinde, helal kazancında olan bir esnaf düşünün. Bu kişi sadece ticaret yapmaz; mahallesinde emniyetin, dürüstlüğün, gençlere örnek olmanın ve sosyal yardımın simgesi haline gelir. Tek bir şahıs iken, toplumun ahlakını ayakta tutan bir kurum gibi işlev görür.
İbadet saikiyle bir araya gelen Müslümanlar arasında sarsılmaz bir bağ ve sevgi oluşur. Bu kardeşlik, toplumun gelişmesinin ilk basamağıdır. Hac ibadetini veya cuma namazını göz önüne getirin. Zengini, fakiri, bürokratı ve işçisi aynı safta omuz omuza durur. Zekat ibadeti ise zengin ile fakir arasındaki köprüyü kurarak sınıf çatışmasını engeller; kin ve nefretin yerine hakiki bir sevgiyi yerleştirir.
Çetin Kılıç
Risale-i Nur Külliyatından istifade edilmiştir.








