Kibrin Gölgesinden Gizliliğin Bereketine
Eğer bir meziyetin, bir yeteneğin veya güzelliğin varsa, bunu başkalarına gösterip övünmek (taayyün/şöhret) yerine, gizlilik toprağında bırak ki kök salıp büyüsün. Gizli kalan değerler, hem sahibini korur hem de topluma bereket yayar.
Kendini sürekli ön plana çıkarma arzusu, aslında bir “zulümdür.” Eğer bir insan kendini gizleme perdesinin arkasında tutarsa, etrafındaki dostlarına iyilik ve bereket kapısı açar.
Bir toplulukta o üstün vasıflı kişinin kim olduğu tam bilinmezse, dışarıdan bakanlar Belki de o üstün kişi budur diye düşünerek o topluluktaki herkese hürmet eder. Yetenekli kişi kendini gizlediğinde, onun şahsında bütün arkadaşları saygı kazanır.
Üstün bir insan, gizlilik perdesinin altındayken herkesin içindeki potansiyeli aydınlatan gizli bir “güneş” gibidir. Ancak ne zaman ki “Ben buradayım, en büyük benim!” diye öne çıksa ,o topluluğun üzerine düşen bir “gölge”ye dönüşür. Başkalarının parlamasına engel olur, arkadaşlarını gözden düşürür ve farkında olmadan zalimleşir.
Hakiki bir meziyet bile öne çıkınca bu zararları doğururken; hiçbir değeri olmadığı halde yapmacık hareketlerle ve riyakarlıkla şöhret peşinde koşmak tam bir fecaattir. Cenab-ı Hak, evrendeki nizamın daha güzel olması için bazı fevkalade, çok değerli şeyleri kendi cinsinin içinde gizlemiştir. Bu gizlilik, o şeylerin ve o türün tamamının kıymetini artırır.
Kimin veli olduğu belli değildir. Bu sayede her gördüğümüz insana “Hızır” nazarıyla bakar, kimseyi hor görmeyiz. Duaların kesin kabul olacağı o gizli saat sayesinde bütün Cuma gününü ibadetle geçirmeye çalışırız. Hangi gece olduğu bilinmediği için Ramazan’ın her gecesini Kadir gecesiymiş gibi ihya ederiz. Allah’ın isimleri içinde, En büyük isim gizlidir ki tüm isimlere zikirle yönelelim.
İlahi hikmet, bir şeyi gizleyerek aslında onun değerini ve etkisini daha çok ortaya çıkarır. Ecelin, yani ölüm vaktinin gizli olması insan için en büyük rahmettir: Ölüm saati gizli olduğu için insan her saniye ölecekmiş gibi ahirete, hiç ölmeyecekmiş gibi dünyaya çalışabilir. Bu durum hayata bir denge ve lezzet verir.
Öleceğimiz günün kesin olarak söylendiğini hayal edelim. Diyelim ki tam 1000 yıl yaşayacağız ama öleceğimiz gün ve saat belli. Ömrün yarısı geçtikten sonra, saat yaklaştıkça insan her saniye *”Darağacına doğru adım adım yürüyorum”* psikolojisine girer.
Ölüm saati belli olsaydı, insan hiçbir şeyden lezzet alamaz, adeta eriye eriye üzüntüden mahvolurdu. Ecelin gizliliği bize bir “yaşama ümidi ve tesellisi” verir.
Doğadaki bir tohum nasıl ki toprağın altında, karanlıkta gizlendiği sürece filizlenip devasa bir ağaç oluyorsa; insan da yeteneklerini, iyiliklerini ve manevi makamını gizli tuttuğu müddetçe olgunlaşır. Kendini öne fırlatmak bencilliktir; gizlenmek ise hem topluma saygıyı yayar hem de insanı kibirden korur. Tıpkı ecelin gizlenip hayatı koruması gibi, meziyetlerin gizlenmesi de fazileti korur.
Çetin Kılıç
Kaynak: RNK








