Divan-ı Harbi Örfi yani sıkı yönetim mahkemesinde 1908 sonrası Bediüzzaman yargılanırken, ölümle çok yönlü olarak dalga geçer. Bir kere harekete katılmaya cesaret etmek başlı başına bir cünun eseridir. Eseri yayımlayan Ramiz onun zekâsını tarif eder. “ Said Nursi filvaki ifrat-ı zeka itibariyle hudud-ı cünunda idi. Fakat öyle bir cünun ki onun ulvi ruh ve kemal-i aklına işarettir. “ (Prof. Dr. Himmet Uç2un yazısı..)
Devamını oku ›Etiket: "bediüzzaman"
Said-i Nursi Dün Sabah Urfa’da Vefat Etti
Üstad Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri vefatını o zamanın gazeteleri manşetlerine böyle taşıdı. Hüradam Gazetesi (29 Mart 1960 Salı) * Yüksek alim, yılmaz mücahid, eşsiz kahraman, Hz. Said-i Nursi hakkın rahmetine kavuştu. * Hazretin ölümü İslâm alemini mateme bürüdü. * Bediüzzaman Türk milletinin hizmetinde idi. * Urfa’da Hz. Bediüzzaman’a yapulan cenaze töreni pek muhteşem oldu. (Hüradam 05 Mart 1960 Salı) * Onbinlerce halkın elleri üstünde, […]
Devamını oku ›Said Nursî’nin Defnedildiği yer: HALİLÜRRAHMAN DERGÂHI
Bir rivayet ve bir hatıra Bediüzzaman Said Nursi’nin tabutu, Şanlıurfa Ulu Camiinden Halilürrahman Dergahına kadar eller üstünde, parmaklar üstünde, başlar üstünde Dergâha getirilip oradaki iki kubbeli lâhde defnedildi. Bu iki kubbeli türbe hakkında Urfa’da dolaşan rivayetlere göre Şeyh Müslim isimli bir zat 1954 yılında Dergâhı tamir ettirdiği sırada, ayrıca kendisi için de bu iki kubbeli yeri yaptırıyor. Sonra rüya âleminde […]
Devamını oku ›Bediüzzaman Said Nursi’nin Cenaze Namazı ve Defni
Cenazenin kaldırılışı (24 Mart 1960 Perşembe) Cenaze, Cuma günü kaldırılacakken bilâhare fazla tehacüm olmaması ve emniyet mülahazasıyla Perşembe günü ikindiden sonra kaldırılmasına karar verildi. Urfa Valisi Şerafeddin Atak, Halilürrahman Camiinde kabrini hazırlattı. Cenaze namazı, Vali, Belediye Reisi ve onbinlerce insanın iştirakiyle Ulu Camide kılındı. Okullar tatil gibi, dükkânlar kapalı. Sokaklarda kimse yoktu. Herkes cenazeye iştirak etmişti. Ulu Camiden Dergâha kadar […]
Devamını oku ›Aziz Üstadım!
Senin bizi terk etmenin üzerinden 55 yıl geçti. Bizler seni yaşarken göremedik, bazılarımız daha dünyaya gelmemişti, bazılarımız da benim gibi çocuktu o zamanlar. Hem o günlerde sen zaten ziyaretçilerle görüşmüyordun ki. “Ehl-i hakikatin sohbetine zaman, mekân mâni olmaz; manevi radyo hükmünde biri şarkta, biri garpta, biri dünyada, biri berzahta olsa da rabıta-i Kur’aniye ve imaniye onları birbiriyle konuşturur.” diyordun.. (Dr. Selçuk Eskiçubuk’un yazısı..)
Devamını oku ›











