Goethe’nin ‘Faust’ isimli eserini sahnelemek üzere hazırlıklar yapıyorduk. O eserde de insanın şeytanla karşılaşması ve hesaplaşması var. Hazırlıklar sürerken, Sözler’i yeniden okumaya başladım. Oradaki meselleri okurken birdenbire ‘bunu sahneye taşımalıyız’ diye şimşek çaktı kafamda. İrem Özdemir de fikre olumlu yaklaştı ve senaryoyu yazmaya başladı. Senaryo tamamlandıktan sonra da gösterim için hazırlıklara başladık. Şimdi de seyircinin karşısına çıkmaya hazırlanıyoruz.”
Devamını oku ›Etiket: "bediüzzaman"
Bediüzzaman’ın şefkat ve siyaset anlayışı
Emirdağ Lâhikası’nda, “Neden ne dahilde, ne hariçte bulunan cereyanlara ve bilhassa siyasetli cemaatlere hiçbir alâka peyda etmiyorsun?” şeklinde bir soruya verdiği cevapta Bediüzzaman açıkça, “İçtinabımızın çok sebeplerinden bir sebebi de; Risale-i Nur’un dört esasından biri olan ‘şefkat etmek,’ zulüm ve zarar etmemektir” demektedir. (Metin Karabaşoğlu’nun yazısı..)
Devamını oku ›Lucia’nın Hayatında İz Bırakan Harika Kitap: Risale-i Nur!
İtiraf etmeliyim ki, fuarda bana, aradığım şeyi bulmak için doğru yerde olduğumu söylediğinizde biraz şüphem vardı. Neden bahsettiğinizi de pek anlamamıştım, fakat şimdi görüyorum ki, kesinlikle haklıymışsınız. Asa-yı Musa insanlığı değiştirebilecek kıymette bir kitap ki, kendi düşünce tarzımda bazı değişiklikler yapmaya başladığını hissediyorum. Bütün bunların yanında diyebilirim ki; tek kelime ile HARİKA BİR KİTAP! Gerçek şu ki, Risale-i Nur’u tanıdığımdan dolayı kendimi ayrıcalıklı biri olarak hissediyorum…
Devamını oku ›Allah’ın Nuruyla Bakmak: “Feraset” Ne Demektir? Nasıl Olur?
“Ey iman edenler! Allah’tan korkarak hareket eder de takva dairesinde bulunursanız, Allah size hakkı batıldan ve doğruyu eğriden ayıracak bir kabiliyet, bir nur verir.” (Enfal, 29) Ferasetin maddi âleme ve manevî âleme bakan iki boyutu vardır. Burada ferasetin hangi kulvarda keskinleştiğini belirleyen husus, kalpte taşınan “kaygı”dır. İnsan neyin kaygısını çekiyorsa, kalbinde ona dair sezgileri güçlenir. (Ömer Baldık’ın yazısı..)
Devamını oku ›Üstad Bediüzzaman da mı böyle zehirlenmişti?
‘Üstad’ın kaldığı evin penceresine bir tabakta yoğurt getirip bırakmıştık. O, pencereden alıyordu. Biz ise bir su kuyusundan soğuk su getirmek için oradan ayrıldık. Üstad daha önce de zehirlendiği için soğuk bir şekilde yoğurt ve soğuk suyun kendisine iyi geldiğini ifade ediyordu. (Salih Can’ın yazısı..)
Devamını oku ›













