Selçuklu ve Osmanlı devletinin temeli,Şeyh Edebali, Dursun Fakih, Mevlana, Yunus Emre, Ahmet Yesevi Hızır Çelebi, Molla Gürani, Akşemsettin, Kemal Paşazade ve Zenbilli Ali Efendi gibi nice büyük alimlerin ve manevi sultanların rehberliğinde aşk ile iman, insaf ile adalet ve akıl ile mantık esasları üzerine bina edilmiş; yine bu manevi otoritelerin rehberliğinde mantıklı, sağlam ve intizamlı bir şekilde yürütülmüştü. Cumhuriyet devrinin manevi dinamiği ve mimarı ise Bediüzzaman Hazretleri ve onun bir marifet ve fazilet hazinesi olan eseri Risale-i Nur olmuştur.
Devamını oku ›Kategori: Günlük Paylaşımlar
Tabiin ve Tebe-i Tabiin Devri Üç Yüz Yıl Devam Etmiştir
Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) ahirete teşriflerinden sonra tabiin ve tebe-i tabiin devri üç yüz yıl devam etmiş, risalet cenahı mansıbını geri çekince, bundan sonra, tekke ve zaviyeler vasıtasıyla irşat devri başlamış ve büyük mürşitler vasıtasıyla nice kâmil müminler yetişmiştir. Bu hizmet de bin sene devam ettikten sonra Mehdi-i Azam devri başlamıştır. Onun hizmeti ise kıyamete kadar devam edecektir.
Devamını oku ›Osmanlı, Her İki Üç Köy Arasına Bir Müderris ve Bir Mürşit Yerleştirmişti
“Hakaik-i imaniyeden bir mes’elenin inkişafını, binler ezvak ve mevacid ve keramata tercih ederim.”
Devamını oku ›Gayba iman ne demek?
Gayba iman ne demek? His ile bilme, hayvanların sahası; hissini akla hizmet ettirip anlama, kavrama ve nihayet inanma ise insanın vazifesidir. Gayb, “gizli olan, görünmeyen” demektir. Kur’an-ı Kerim muttakilerden, yâni takva sahibi müminlerden bahsederken, onların en büyük özelliği olarak “gayba imanlarını” gösterir. “Onlar -o muttakiler- gayba iman ederler.” (Bakara, 2/3) mealindeki âyet-i kerimeyi tefsir eden âlimlerimiz, gayba imana iki şekilde […]
Devamını oku ›İmân, Mârifet ve Muhabbet
Bir insan evvelâ Allah’a muhabbet eder, sonra O’nun muhabbetiyle O’nun sevdiklerini de sever. İşte şu muhabbet, Allah’a olan muhabbetten bir şey noksan etmediği gibi, bilakis her şey muhabbetini ziyadeleştirmektedir. Muhabbetini tenkis değil, tezyid eder. Öyleyse mana-yı harfiyle bakmak, ölçmek, tartmak muhabbetullaha açılan birer mirsad, birer penceredir. İnsanın kalb ve ruhunda bir şevktir ki O’na yaklaştıracak şeyleri gösterir. Muhabbetullah, masivaullahtan kalbi manen kesen ve hakka vuslata vesile bir miftahtır.
Devamını oku ›












