Peygambere Neden İhtiyaç Var? (1)

Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri peygamberliğin sadece “dini bir bilgi kaynağı” olmadığını; insanlık medeniyetinin, adalet sisteminin ve toplumsal huzurun merkezindeki zorunlu eksen olduğunu, Peygamber olmazsa, insanlığın ya hayvan gibi yaşayacağını ya da zulüm içinde yok olacağını söyler.

İnsan, hayvandan farklı olarak sadece karnını doyurmakla yetinemez. İnsanın yaratılışında bir zarafet, estetik ve üstün yaşama arzusu vardır.
İnsan; barınma, giyinme ve beslenme ihtiyaçlarını “insanca” karşılamak için pek çok sanata muhtaçtır. Ancak tek bir insanın gücü, tüm bu sanatları yapmaya yetmez.

Bu yetersizlik, insanları bir arada yaşamaya ve iş bölümü yapmaya mecbur bırakır. İş bölümü ise “alışverişi” ve ” yardımlaşmayı” doğurur. İnsanlar bir arada yaşamaya başlayınca, bu sefer insandaki “sınırsız kuvveler” şehvet, öfke, akıl devreye girer. İnsan, kendi menfaati için başkasının hakkına tecavüz edebilir. Bu karmaşayı önlemek için adalete ihtiyaç vardır.

Her bireyin aklı “gerçek adaleti” tayin etmede yetersiz kalabilir çünkü herkes olaya kendi penceresinden bakar. Bu yüzden herkesi bağlayan genel kanunlara ihtiyaç duyulur. Kanunların uygulanması için bir otoriteye ihtiyaç vardır. Ancak bu otoritenin de hem maddi hem manevi bir üstünlüğü olmalı ki insanlar ona gönülden itaat etsin.

Kanunların toplumda tam karşılık bulması için insanların kalbinde bir “itaat duygusu” ve “Allah korkusu” olmalıdır. Allah’ın büyüklüğünü zihinlerde taze tutan şey ibadettir. İbadet, insanı Allah’a yöneltir; Allah’a yönelen kişi ise O’nun düzenine uyar. İnsanların kendi tecrübeleriyle yaptıkları kanunlar dardır ve zamanla eskir. Oysa insanın istidadı sınırsızdır. İşte insanın bu sınırsız gelişimine cevap verecek, hem dünyasını hem ahiretini düzenleyecek o “hayat dolu ve ebedî şeriatı” getirecek bir muallime ihtiyaç vardır. O da Peygamberdir.

Çetin Kılıç

Kaynak: RNK

Sende yorum yazabilirsin