Kategori: Yazılar

Sevgimizi, saygımızı kaybettik!

Sevgimizi, saygımızı kaybettik!

Osmanlı toplumunda “Nemelazımcılık” yoktu. En azından bu kadar yaygın değildi. Tüm toplum, kaynağı din olan geleneklerin bekçisiydi…
Bunların bozulmaması için herkes üzerine düşeni yapar, bir bakıma her vatandaş “gönüllü polis” gibi çalışır, herkes “vatandaşlık” sorumluluğunu “kullukşuuru”yla buluştururdu.
(Yavuz Bahadıroğlu)

Devamını oku ›
Kütüphaneler Haftası Vesilesiyle…

Kütüphaneler Haftası Vesilesiyle…

En  “SEVGİLİ”den  Gelen  En Uzun “MEKTUP”!..
(Prof.Dr.Mustafa NUTKU)

Devamını oku ›
Asabiyet-i Cahiliye, Gaflet, Dalâlet, Riya Ve Zulmetten Mürekkeb Bir Macundur

Asabiyet-i Cahiliye, Gaflet, Dalâlet, Riya Ve Zulmetten Mürekkeb Bir Macundur

Her insanın küçük bir dünyası, belki küçük bir cenneti dahi kendi hanesidir. Eğer iman-ı âhiret o hanenin saadetinde hükmetmezse, o aile efradı, herbiri şefkat ve muhabbet ve alâkadarlığı derecesinde elîm endişeler ve azablar çeker. O cenneti, cehenneme döner (Abdülkadir Haktanır)

Devamını oku ›
Selamımızı ve tebessümümüzü kaybettik!

Selamımızı ve tebessümümüzü kaybettik!

Eskiden bu topraklarda selam çok yaygındı. İnsanlar birbirlerine gülümseyerek selam verirlerdi. Osmanlı atalarımız, tanısınlar tanımasınlar, “Gülümseyiniz, müminin mümine gülümsemesi sadakadır” hadisi ve “Selamı yayınız” tavsiyesi çerçevesinde, karşılaştıkları herkese gülümseyerek selam verirler, tanıdıklarına ayrıca hal-hatır sorarlar, aile efradına (ailenin diğer bireylerine) selam yollarlardı…
(Yavuz Bahadıroğlu)

Devamını oku ›
Deizmin çukurları merdivenleşirken…

Deizmin çukurları merdivenleşirken…

Bediüzzaman, iman ve küfür muvazeneleri yaparken, anlattığı her hikayede ehl-i küfrü temsil eden karakterin karamsarlığına nazarımızı çevirir. Yapısı gereği etkilenmeye bu kadar açık olan insan, eğer iman sahibi de olmazsa, kalmaya çalışmakla karamsarlaşır. Çünkü bir yanıyla sürekli gittiğinin, yani her çabasının boş olduğunun farkındadır…
(Ahmet AY)

Devamını oku ›