Kategori: Tarih

Sevgimizi, saygımızı kaybettik!

Sevgimizi, saygımızı kaybettik!

Osmanlı toplumunda “Nemelazımcılık” yoktu. En azından bu kadar yaygın değildi. Tüm toplum, kaynağı din olan geleneklerin bekçisiydi…
Bunların bozulmaması için herkes üzerine düşeni yapar, bir bakıma her vatandaş “gönüllü polis” gibi çalışır, herkes “vatandaşlık” sorumluluğunu “kullukşuuru”yla buluştururdu.
(Yavuz Bahadıroğlu)

Devamını oku ›
Korkma! Sönmez…

Korkma! Sönmez…

Kitap açık vaziyette masanın üstünde duruyor, ama satırlar küsmüş gibi benimle konuşmuyordu. Çünkü benim öğrendiğim alfabeden farklı bir alfabe ile yazılmıştı. Demek çok sevdiğim Âkif, çok sevdiğim, okurken ve dinlerken heyecanlandığım İstiklâl Marşı’nı bu alfabeyle yazmıştı…
(Yavuz Bahadıroğlu)

Devamını oku ›
Osmanlı Kadını Mı Özgürdür, Cumhuriyet Kadını Mı?

Osmanlı Kadını Mı Özgürdür, Cumhuriyet Kadını Mı?

Osmanlı’dan cumhuriyete “miras” kalan bu topraklarda, yüz yıldan beri Osmanlı kötüleniyor, aşağılanıyor, suçlanıyor…
Hâlâ da mı, diyeceksiniz, maalesef evet: Biraz yumuşatılmakla birlikte (meselâ Sultan II. Abdülhamid Han’a artık “Kızıl Sultan” denmiyor), ders kitapları hâlâ da aynı yalanları çocuklarımızın şuuruna ekiyor, kendi ceddine düşman ediyor!
(Yavuz Bahadıroğlu)

Devamını oku ›
“Nahıl Ağacı”ndan “Noel Ağacı”na!

“Nahıl Ağacı”ndan “Noel Ağacı”na!

Bozulma sürecinin çocukları olarak biz, yılbaşında “Noel Ağacı” süsleyip “Noel Baba” bekleme safsatasına kendimizi o denli kaptırmışız ki, “Nahıl Ağacı”nı çoktan unutmuş gitmişiz!
Unutmadık ne kaldı ki zaten? Eski müziğimiz, eski masallarımız, eski çocuk oyunlarımız, eski alfabemiz, kılığımız, kıyafetimiz…
(Yavuz Bahadıroğlu)

Devamını oku ›
Takvim ve saat devrimimiz!

Takvim ve saat devrimimiz!

Bu sadece bir “saat ayarı” değildi, çünkü bu “ayarlama” ile zamanın ibadetle irtibatı kopmuştu. Eski saate göre her akşam 12.00’de okunan akşam ezanı artık muhtelif saatlerde okunacaktı.
Zamanın namazla irtibatı kopmuştu!
(Yavuz Bahadıroğlu)

Devamını oku ›