Diktatör Lider ve Hizmetkâr Lider

Gerçek büyüklük tahakküm kurmakta değil, milleti yükseltmekte ve onlara hizmet etmektir. Müstebid lider, gücünü hileden, baskıdan veya halkın korkusundan alır. Bu modelin özellikleri şunlardır:

Baskı ve korkuyla yönetilen halk, iradesini ve şevkini kaybeder. Sadece emirlere itaat eden, düşünmeyen bir kitleye dönüşür. Bir başarı varsa sadece liderin hanesine yazılır. Bir başarısızlık varsa halka/tabilere suç atılır. Lider devleşmek için halkın omuzlarına basar, halkı ezer, halkın emeğini ve haklarını sömürür. Halkın yetenekleri birer “gonca” gibidir; ancak lider, hakikatin önüne perde olur. Sadece kendisi parlamak için halkın ufkunu kapatır. Halk, zorla çalıştığı için samimiyetini yitirir; riyakârlığa, yalana ve dalkavukluğa alışır.

İkinci model, hakka dayanan ve aklı kullanan ideal liderdir. Bu modelin temel taşları:

“Milletin efendisi, ona hizmet edendir” hadisini esas alır. Halkın üstüne çıkmaz, halkın altına girerek onları yukarı kaldırır. Bir iyilik olduğunda bunu millete mal eder. Herkes bu başarıdan pay aldığı için milletin şevki ve özgüveni artar. Milletin yeteneklerini marifet ışığı ve sevgi suyu ile sular. Halkın inkişaf etmesi için önlerindeki engelleri kaldırır. Gerçek lider kılıcı keskin olan değil, aklı keskin ve kalbi milleti için çarpan fedakâr kişidir.

Said Nursi hazretleri “Büyüklerdeki meziyet, sebeb-i tevazu iken, vasıta-i tahakküm oluyor. Avamdaki zaîf bir damar, câlib-i şefkat iken, vesile-i esaret oluyor.”der. Üstün yetenekleri onları daha mütevazı yapması gerekirken, ne yazık ki bu yetenekleri halkı ezmek için bir araç olarak kullanıyorlar. Halkın zayıflığı ve muhtaçlığı aslında şefkat ve yardım uyandırması gerekirken, ne yazık ki bu zayıflık onları köleleştirmek esaret altına almak için bir fırsat olarak kullanılıyor.

Şahıs merkezli yönetimler toplumu çürütür, hukuk ve hizmet merkezli yönetimler ise toplumu şahlandırır. Gerçek büyüklük, başkalarını küçülterek değil, başkalarını büyüterek elde edilir.

İstibdadın Gücü: Kuvvete, hileye ve yapmacık, sahte bir manevi karizmaya dayanır. Burada lider, gücü kendinden menkul bir otorite olarak görür.

Meşrutiyetin Gücü: “Hakka isnad” eder ve aklı kullanmak ile yürür. Güç, hukukun ve hakikatin hizmetindedir.

Müstebid yönetimlerde “İyilik lidere, kötülük halka” aittir. Bu durum, halkta “öğrenilmiş çaresizlik” ve “sorumsuzluk” duygusunu geliştirir. Adil yönetimde ise başarı halka mal edilir. Herkese bir parça başarı düşmekle şevki artırır. Bu, aidiyet duygusunu ve toplumsal özgüveni inşa eder.

“Sa’y-i insanînin buharı hükmünde olan şevk.” Eğer bir toplumu hareket ettirmek istiyorsanız, o emeğin bir yakıta ihtiyacı vardır; o da “şevk” yani heyecan ve istek duygusudur. İstibdad, baskı ve korkuyla bu “buharı” söndürür. Şevki ölen bir toplum, sadece “hatır için” veya angarya olarak iş yapar. Bu da ekonomik ve kültürel çöküşün ana sebebidir. Müstebid, halkın omuzlarına binerek yükselir. Bu ezici bir hiyerarşidir. Amaç, yalnız görünmek yani mutlak tek adamlıktır. Hakiki büyük adam ise halkın omuzları üstüne çıkmaz, altına girer, yükseltir. Bu lider toplumu yukarı taşır.

Çetin Kılıç

Kaynak: RNK

Sende yorum yazabilirsin