Nihayet Bediüzzaman Said Nursî, 21 Mart Pazartesi günü saat 11’de Urfa’ya girdi. On yıldır Urfa’da bulunan talebesi Abdullah Yeğin’in kaldığı Kadıoğlu Camiine giderek onu da arabaya aldı. Ondan şehrin temiz bir otelini sordular. Abdullah Yeğin’in tavsiyesi üzerine İpek Palas Otelinin üçüncü katındaki 27 numaralı odaya yerleşti. Bediüzzaman Said Nursi’nin Urfa’ya geldiğini işiten binlerce Urfalı, sevinç ve heyecan içinde akın akın […]
Devamını oku ›Kategori: Biyografi
Müridlerinin Piri, Bediüzzaman Said Nursi Şehrimize Geldi
Gaziantep’ten geçiyorlar 21 Mart Pazartesi sabahının erken saatlerinde Bediüzzaman Said Nursi Gaziantep’e girdi. O günlerde hemen bütün Anadolu’da olduğu gibi, Gaziantep’te de çamur yağıyordu. O sabah kalktıklarında her taraf kırmızı bir çamur tabakasiyle kaplı idi. Âdeta gökyüzü kanlı göz yaşları döküyordu. Gaziantep eski postahane binasının Önünde durdular. Arabadan inen Bayram Yüksel, lokantadan çorba aldı ve Urfa yolunu sordu. Sonra da […]
Devamını oku ›Bediüzzaman’ın Bitlis’i Savunması ve 30 Top..
Ruslar, Van ve Muş tarafını istila edip, üç fırka ile Bitlis’e hücum ettiği sırada, Bitlis Valisi Memduh Bey ile Kel Ali, Bedîüzzaman’a: – Elimizde bir tabur asker ve iki bin kadar gönüllünüz var; biz geri çekilmeye mecburuz, dediler . Bedîüzzaman onlara: – Etraftan kaçıp gelen ahalinin ve hem de Bitlis halkının malları, çoluk ve çocukları düşman eline düşecek; biz mahvoluncaya […]
Devamını oku ›Cafer-i Sadık (R.A.) Kimdir? (699-765) Kısaca Hayatı..
Cafer-i Sadık (R.A.) 669 yılında Medine’de doğdu. Hazreti Ali (ra) ve Hazreti Ebubekir (ra) gibi mübarek bir nesepten gelmektedir. Babası Muhammed Bakır olup, Hazreti Ali’nin torunu olan Zeynel Abidin’in oğludur. Annesi Ümmü Ferve’de Hazreti Ebubekir’in (ra) torunu Kasım bin Muhammed’in kızıdır. Oğlu İsmail’den ötürü Ebu İsmail künyesi ile anılmakla beraber, İsmail’in kendisinden evvel vefat etmesinden dolayı daha çok Ebu Abdullah ve […]
Devamını oku ›Yıldırım Bayezid Kimdir? (1360-1403) Kısaca Hayatı
Esir edilen ve fidye karşılığı serbest bırakıldıktan sonra padişaha karşı bir daha savaşmamaya yemin eden Avrupalı asilzadeler ve şövalyelere Yıldırım Beyazıt Han şöyle diyordu: “Ettiğiniz yeminleri size iade ediyorum. Gidiniz, yeniden ordular toplayınız ve bizim üzerimize geliniz. Bana bir kere daha zafer kazanmak imkânı sağlamış olursunuz. Zira ben, Allahü Teâlâ’nın dinini yaymak ve O’nun rızasına kavuşmak için dünyaya gelmişim.” (Çetin Kılıç’ın yazısı..)
Devamını oku ›











