Ailenin Yıkımı Olan Boşanma ve Sebepleri!

Rabbimiz bize evlenmeyi helal, fuhuş dediğimiz zinayı da haram kılmıştır. Boşanma ise meşru olmakla beraber Peygamberimiz (as) bir Hadislerinde mealen ‘Helaller içinde Allah’a en sevimsiz gelen muhakkak boşanmadır diyerek geçerli bir özrü ve sebebi olmayanları uyarmış ve bir manada men etmiştir. Günümüz itibariyle belli bir yaşa gelen gençler evlenerek yuva kuruyorlar ve Peygamberimizin (as) bu sünnetini yerine getirmiş oluyorlar. Elbette evlenen herkes mutlu ve huzurlu bir aile yuvası ister. Hiç kimse evinde kavga, dövüş, huzursuzluk ve geçimsizlik istemez ve istemiyoruz. Fakat maalesef, özellikle asrımız itibariyle istemediğimiz halde çok geçimsizlik, huzursuzluk ve boşanmalar söz konusu oluyor ve giderek de artıyor.

Binalar çoğalıyor, aileler azalıyor. Binalar konforlu olduğu kadar, aile hayatı konforlu ve çekici olmuyor. Binaların sağlam ve dayanıklı olmasına gösterilen özen, aile yapısının sağlam olması ve yıkılmaması için gösterilemiyor. Hal böyle olunca kurulan bir aile kısa zamanda boşanma ile neticeleniyor.

yıkılmış ev ve çocukAile bir bina gibidir. Bir binanın zemini ve temeli ne kadar sağlam olursa o bina sarsıntılara karşı mukavim ve dayanıklı olur. Zemini ve temeli sağlam olmayan bir bina küçük sarsıntılarda sallanır, zedelenir ve yıkılır. Kurulan aile de böyledir. Sağlam zemin ve sağlam bir temel üzerine kurulmayan, geçici his ve heves üzerine bina edilen aileler de çabuk bozuluyor ve kolay yıkılıyor. Dünyada ve ülkemizde boşanma oranları hızlı bir şekilde artış göstermektedir. Bunun çok çeşitli ve farklı sebepleri bulunmaktadır. Evlilikler genel olarak hayatı birlikte geçirmek ve paylaşmak niyetiyle kurulurlar. Fakat aile her ne kadar bu niyet ile kurulsa da boşanma ile ayrılmalar meydana geliyor ve kurulan aile yıkılıyor. Bu oran her gün artarak yükseliyor. ABD’ de her iki evlilikten biri boşanma ile biterken Ülkemizde de bu oran hızla artmaktadır. Bizler Müslüman olarak meseleye İslami açıdan bakarak boşanma ve sebepleri ile ilgili öne çıkan bazı maddeleri başlıklar halinde şöyle sıralayabiliriz:

1-Denk olmama. Dinimizin evlenecek olanlardan en öncelikli olarak istediği şart küfüv yani denk olma şartıdır. Bu denk olma şartının kapsamı oldukça geniştir. Eş adaylarının özellikle inanç ve hayata bakış açılarının aynı veya birbirine yakın olması gerekir. Madem evlilikte birlik olacak, paylaşım olacak. Öyle ise düşünce ve inancı bir veya birbirine yakın olmalı ki paylaşım olsun. Eğer böyle olmaz ise anlaşamayan, birbirini anlamayan, ortak değer ve paylaşımı olmayan bir aile olur. Böyle bir aile de sevgi saygı yerine, tenkit, tartışma ve sonu boşanma olan bir aile olur.

2-Zina ve aldatma. Ailede eşlerin birbirine sadakati çok önemlidir. Belki olmazsa olmazlarındandır. Sadakatin olmadığı yerde güven ve itimat olmaz. Birbirine güvenmeyen eşlerden meydana gelen bir evde saadet ve huzur olmaz. Veya birbirini aldatan eşler arasında saygı ve sevgi olmaz. Asrımızın şartları ve teknik imkanları, nikahı kaldırmaya ve serbest olmaya yönelik telkinleri ve yayınları zina ve aldatmayı da beraberinde getiriyor ve neticede aile yıkılıyor. Yıkılan aile enkazı altında da çocuklar ezilip perişan oluyor. Maneviyatın olmadığı yerde bunlar çok daha yaygın olmaktadır.

3-Ekonomik sebepler. Asrımızda gelenek ve görenek belası ile ihtiyaç olmayan onlarca şey olmazsa olmaz konumuna gelmiş ve bir aile bir kişinin çalışması ile geçinemez olmuştur. Onlarda var bizde neden olmasın anlayışı, taklit, özenti insanları maddi olarak sıkıntıya sokuyor ve bu durum ister istemez aileye yansıyor. Ödenemeyen borç ve faturalardan eşler birbirini suçlayınca ailede kavga ve geçimsizlik boşanma ile bitiyor.

4-Alkol, kumar, şans oyunları. Peygamberimiz (as) ‘Allah’ın size haram kıldığı şeyde fayda ve yarar yoktur’ diyor. Biz bu emri tutmayarak haram olan kumar ve içkiye yönelince başlıyor sıkıntılar. Evin ve çocukların rızkı kumarda kaybedilince bir ay borç ve sıkıntı içinde geçiyor. Öbür ay kazanırım belki düşüncesiyle tekrar kumara paralar gidiyor. Kaybetmenin sıkıntı ve üzüntüsü o kimseyi içkiye sevk ediyor. Sarhoş bir eş ve baba evde terör estiriyor ve geçimsizliğin sebebi ve sembolü olunca, böyle bir babanın eşi soluğu mahkemede alıyor. Alkol ve kumar bir aileyi daha yıkmış oluyor.

5-Karakter ve kişilik farkı. Huy olarak, ahlak olarak insanlar farklı olunca, farklı kişilikte olan insanların anlaşması da zor oluyor. Mesela çok sinirli iki kişinin evlendiğini düşünün. Biri ateş, diğeri barut gibi. Ufak bir mesele büyük bir mesele oluyor ve o evde pire için yorgan yakılıyor. Birbirine zıt olan huy ve karakterli kişiler uyuşamaz, anlaşamaz ve paylaşımcı olamaz. Bu da aileyi yıkan ve boşanmaya götüren sebeplerden olmaktadır.

6-Din ve Mezhep farkları. Bazen din ve mezhep farkı da ailede huzursuzluğa sebep olabiliyor. Eğer ortak nokta bulup belli şeylerde anlaşıp ailelerin de rızası alınsa mesele olmayabilir. Fakat ileriyi düşünmeden aileler arası ilişkileri ve münasebetleri hesaba katmadan yapılan evlilik bir müddet sonra geçimsizliğe sebep olmakta ve eşlerin birbirinden kopmasına yol açmaktadır. Bu da boşanmalara sebebiyet verebiliyor.

7-Suç işleme. Arabalara kaza yapmasın diye fren sistemi koyarlar. İnsanlar da suç işlemesin diye tedbir ve önlem alırlar. Bu önlemler sadece polisiye tedbirleri olunca yeterli olmuyor. Her mahalleye bir karakol yapacak, herkesin peşine bir polis koyacak halimiz ve imkanımız da yok. Fakat her kalbe bir yasakçı koyabilir ve insanları Allah ve ahiret inancı ile yetiştirebiliriz. Böylece beni polis görmüyor ise de Allah görüyor ve biliyor. Yaptıklarımın hesabı var der. Kalpteki bu yasakçı onu suçtan alıkoyar. Kalpte böyle bir yasakçı olmazsa o zaman işlenen her suç toplumda ve ailede yaralar açar.

8-Ailelerin yöre ve kültür farkı. Her yörenin kendine göre örfü, adeti, geleneği, göreneği ve bunlara bağlı olarak aile şekli ve yapısı vardır. Aynı yöre insanı birbirini anlar ve birbiriyle daha uyumlu olurlar. Farklı yöreden iki kişi evlense ve bir aile kursa bir müddet sonra aralarında yöre farkından dolayı anlaşmazlık çıkabiliyor. Bu anlaşmazlıklar çözülemez ve büyütülürse kavga ve boşanmalara kadar giden bir sebep olabiliyor.

9-Yalan ve iftira. Eşlerin birbirine yalan söylemesi veya birbirini yapmadıkları şeylerle suçlamaları, karşılıklı hak ve hukuklarına saygılı olmamaları da o ailenin yıkılmasına ve bozulmasına sebep olmaktadır. Eşler arasında sevgi, saygı, muhabbet ve itimat olmaz ise o aile de yıkılmaya ve bozulup dağılmaya mahkum olur.

10-Manevi değerlerin zayıflaması. Boşanma sorununun alt yapısında maddi ve manevi sebepler vardır. Özellikle manevi sebepler ve maneviyatın zayıflaması sorunları daha da çözümü zor bir hale getirmektedir. Maneviyatla desteklenmeyen bir aile hayatının devam ve saadeti gittikçe zora girmekte ve maneviyatın olmadığı yerlerde ulvi değerler de olmamaktadır. Ulvi değerlerin azaldığı yerlerde aile hayatı da çok ciddi darbe alıyor ve gün geçtikçe yıkılan, bozulan, boşanan aileler de artıyor. Rabbim bizleri, aile ve milletimizi bu gibi sıkıntılardan korusun ve manevi ve ailevi olan değerlerimizi muhafaza eylesin. Amin.

Mustafa Şevki Kavurmacı

1 tane yorum yapılmış

  1. Prof.Dr.Mustafa NUTKU dedi ki:

    Bu yazılanların hepsi doğru. Bunun yanında, Bediüzzaman’ın asrın müceddidi şahsiyetiyle, bu mevzudaki teşhisinin ve tedavinin nasıl olabileceğine dair bilhassa Lem’alar adlı eserinde Yirmidördüncü Lem’a İkinci Nükte’de ve Risale-i Nur’un diğer yerlerinde söyledikleri de iyi tahlil edilmeli, anlaşılmalı ve gereği yapılmalıdır.

Sende yorum yazabilirsin