Ayetel Kürsi’deki Mucize

Önce Ayetel Kürsi’nin mealini cümle cümle yazalım:

1: Allah ki ondan başka ilah yoktur; Hayy’dır, Kayyum’dur. (Diridir, ayakta tutandır.)

2: Kendisine ne bir uyku gelir, ne de bir uyuklama.

3: Göklerde ve yerdekilerin hepsi onundur.

4: Onun izni olmadan katında kim şefaat edebilir?

5: O, önlerindekini ve arkalarındakini bilir.

6: Onun bildirdiklerinin dışında, onun ilminden hiçbir şeyi bilemezler.

7: Onun kürsüsü (hükmü) gökleri ve yeri kapsar.

8: Onları koruyup gözetmek kendisine zor gelmez.

9: O Aliyy ve Azim’dir (Yüce ve büyüktür.)

Bu 9 cümlenin arasında çok şaşırtıcı bir uyum var. İlk cümle ile son cümle, 2. ile sondan 2., 3. ile sondan 3. cümleler vd. çok açık biçimde birbirine bakıyor, birbirini tamamlıyorlar. Şöyle ki:

  1. cümle Allah’ın iki ismi (Hayy ve Kayyum) ile biterken, 9. cümlede yine Allah’ın iki ismi zikrediliyor (Aliyy ve Azim).

İlk ve son cümleler arasında açık bir benzerlik var yani.

Geçelim ikinci çifte:

  1. cümle “Kendisini uyuklama ve uyku tutmaz.” anlamına geliyor. 8. yani sondan 2. cümlede ise “Onları koruyup gözetmek kendisine zor gelmez.” şeklinde, aynı manayı destekleyen bir ifade bulunuyor.

Şöyle ki, bir şeyi koruyup gözeten kişinin, bunu hakkıyla yapabilmesi için, uyku ve uyuklamadan uzak olması gerekir, malum.

İlginç bir uyum daha çıktı.

Sonrasına bakalım:

  1. cümle ile sondan 3. yani 7. cümle de birbirine benzer ve tamamlayıcı anlamlar içeriyor.

Öncelikle, her iki cümlede ‘gökler ve yer’ ifadeleri ortak.

Bunun yanında, 3. cümlede ‘mâlik’ kavramı geçiyor. Yani “Her şey onundur.”

  1. cümlede ise benzer ama biraz farklı olan ‘melik’ kavramı var: “Her şeyi o idare eder.”

Zira bir şahıs bir bölgenin sahibi olabilir ama yöneticisi olmayabilir. Ya da tersine, yöneticisi olur da sahibi değildir. İkisi birden olursa, o zaman hâkimiyeti tartışılmaz, kusursuzdur. İşte Allah göklerin ve yerin hem sahibi, hem de yöneticisidir.

Görüldüğü gibi, bu iki cümle anlam olarak birbirini tamamlıyor ve uyum silsilesi devam ediyor.

Biz de devam ediyoruz:

  1. cümle, onun katında kimsenin şefaat edemeyeceğini vurguluyor. Buna karşın ‘illa’ (ancak) kaydı ile bir istisna sunuluyor: “Onun izin verdikleri dışında.”

Ve aynı anlatım sondan 4. yani 6. cümlede de var: “Onun ilminden hiçbir şeyi kavrayamazlar” hükmü yine bir ‘illa’ (ancak) kaydı ile sınırlanıyor: “Onun dilediği kadarı dışında.”

Yine cümleler birbirine bakıyor, birbirine benziyor ve birbirini tamamlıyor.

Özetle, 1. cümle 9. ile, 2. cümle 8. ile, 3. cümle 7. ile, 4. de 6. ile hayret verici derecede uyumlu çiftler oluşturuyor, birbirlerini tamamlıyorlar.

Peki 5. cümle ne olacak? Zira o tek başına kalıyor. Bakalım meali neymiş: “O, önlerindekini ve arkalarındakini bilir.”

Muhteşem bir final. “Bu cümleden öncekileri ve sonrakileri, yani aralarındaki bağlantıyı da bilir.” anlamını da içeren bir cümle. Öncesindeki ve sonrasındaki cümleler arasındaki ilişkiyi ve uyumu bilen birinin sözü, belli ki.

İşte burada hayretimizden “sübhanallah” diyoruz. Ve Kur’an’ın tek bir ayetinde bile nice mucizeler olduğunu anlıyoruz. Allah anlayışımızı artırsın.

Not: Bu yazıda Nouman Ali Khan’ın tespitlerinden istifade edilmiştir.

Yusuf Karaçay

zaferdergisi.com

Sende yorum yazabilirsin