Bağcılar Salı Dersi

İstanbul-Bağcılar Nur Dersanesinde Salı akşamları dersler devam ediyor. Derse katılanlara baktığımızda 7’den 70’e her yaşta insan görmek mümkün. Risale-i Nur, adeta Kuran güneşinden aldığı parıltıları dinleyenlerin kalp ve gönüllerine nakş ediyor. Saat 20:00’de başlayan sıralı kitap okumalı (dönerli) derste herkese aynı kitap dağıtılıyor ve güzel okuyanlar bir parça sırayla okuyor. Ardından çay veriliyor ve neşeli muhabbetlerden sonra açıklamalı ders başlıyor. Yaklaşık 40 dakika süren dersten sonra ise tekrar bir ara veriliyor ve meyve dağıtılıyor. Ardında kısa bir lahika mektubu okunarak ders tamamlanıyor.

Mütefekkirâne o çeşit sohbet-i imaniye, zemin yüzünün bir manevî ziyneti ve medar-ı şerefi olduğuna işareten biri demiş: Semâvât zemine gıpta eder ki, zeminde hâlisen lillâh sohbet ve zikir ve tefekkür için, bir-iki adam, bir-iki nefes, yani bir-iki dakika beraber otururlar, kendi Sâni-i Zülcelâlinin çok güzel âsâr-ı rahmetini ve çok hikmetli ve süslü âsâr-ı san’atını birbirine göstererek Sânilerini sevip sevdirirler, düşünüp düşündürürler.

Görünen âlemlerle görünmeyen âlemlerin gündemleri birbirinden çok farklıdır. Birinde manşetlere çıkan haber, diğerinde hiç işitilmeyebilir. İman ilimlerinin açtığı kapıdan âlemlerin her ikisine birden bakanlar ise, kâinatın asıl gündemini yakalamakta gecikmezler.

Baharın yaklaştığı günlerden birinde karları tebessümüyle eriten bir kardelen, kozasından çıkmış bir kelebek, bu âlemdeki pek çok insanın dönüp de bakmayacağı, baksa da görmeyeceği, görse de o akşamki bir televizyon programının tek bir sahnesi kadar bir değer vermeyeceği işlerdendir.

Fakat nakış nakış İlâhî isimlerin dokunduğu hiçbir hadise, gözden kaçırılacak kadar önemsiz olamaz bu kâinatta. Ve bir Risale-i Nur talebesi bunu bilir. Onun keskinleşmiş duyuları, manevî âlemlerde haber teşkil edeni, manşetlere çıkanı, izleyici toplayanı kaçırmaz. Bir ibretli bakış, bir tefekkür, bir zikir, dünyanın kalabalığı arasında kaybolup gidecek bir küçük hadise değildir; bunu bilir Risale-i Nur talebesi. Her an, nice “sıradan” insanların zikir ve fikirleri rengârenk çiçekler halinde açar ve bu gezegenin manevî simasını bir bahar sahnesine çevirir. Açan çiçeklere onların müştakları doluşur. Görünen âlemlerin yasaları, bir başka biçimde, görünmeyen âlemlerde işler. Biri kelebekleri çağırır çiçeklerin, diğeri melekleri. İman ilimlerinin talebesi, dünya ve içindekilerden daha hayırlısını bulmuş, onlardan daha kalabalık bir dost topluluğu edinmiştir.

 

 

3 tane yorum yapılmış

  1. çetin kılıç dedi ki:

    yazı çok güzel olmuş tebrikler

    • Ahmet Şahin dedi ki:

      Maşâallah Cenâb-ı hak gayretlerinizi ziyadeleştirsin;Bizleri de bu tür hizmetlere hadim eylesin,İnşâallah.İlk defa tanıdım,nasip olursa siteyi sık sık ziyaret ederiz.Bizleri de duâlarınıza dahil edin.Bi iznillah…

  2. Mevlüt dedi ki:

    Bağcılarda nerde dersler veriliyor yardımcı olabilirmisiniz ?

Sende yorum yazabilirsin