Balık Yağı Jelatinleri Helal Mi ?

“Zarf” denilince hemen aklımıza postaya veya kargoya vereceğimiz mektup veya diğer yazılı kağıtları içine koyup kapattığımız kağıttan yapılmış kap, kılıf, muhafaza gelir. “Mazrûf” da zarf kelimesinden gelir, fakat günlük hayatımızda daha az kullanılır: Zarflandırılmış, zarfa konulmuş gibi manâları yanında, mecazî olarak da; iç, asıl, muhteva manâlarındadır. Mektup zarfının içine konulmuş mektup, mazrûftur.

İlaç sanayiinde “zarf”ı jelatin, “mazrûf”u balık yağı veya başka bir ilaç olan İngilizce “softgel” denilen kapsüller vardır. Evvelce, eczanelerde balıkyağı, yalnız  şişelerde sıvı şeklinde satılır ve şurup şeklindeki ilaçlar gibi, şişeden kaşığa (ölçeğine) dökülerek kullanılırdı. İlaç teknolojisindeki ilerleme ile, ağır tadlı ve hoş olmayan kokulu balıkyağı, belli ölçekte, jelatin kapsül içinde ambalajlanmış hale de getirildi. Bu haliyle, ağır tadını ve hoş olmayan kokusunu hissetmeden, balıkyağını hap gibi yutabilmek mümkün oldu.

Ancak, sadece mazrûfunun balıkyağı oluşuna odaklanıp, onun kabı olan ve onunla birlikte yutulan zarfının mahiyetine kayıtsız kalmak, bir Müslüman için hata olur. Balıkyağı ve başka bazı ilaçların zarfı olarak kullanılan jelatin, İslâm şeriatına göre “helal” kabul edilebilecek cinsten (helal sertifikalı) değilse, haramdır ve yutulmamalıdır. Çünkü, başlıca domuz deri ve kemiğinden veya İslâm şeriatına göre boğazlanmış (zebiha) olmayan, leş sayılan, domuz dışındaki hayvanların deri ve kemiğinden mamuldür.

Bazı İslâm ülkelerinin talebiyle, sığır jelatini de yapılmaktadır. Fakat, kemik ve derisinden jelatin elde edilecek sığırların İslâm şeriatına göre boğazlanmış olmaktan başka, kan veya başka bir hayvanın eti ile beslenmemiş, bazı maksatlarla hormon verilmemiş olması da lâzımdır.

Helal jelatin konusunda halkımız bilinçli olmadığından, jelatin kapsülü, “Omega-3 yağ asidi (veya ilaç) alıyorum.” diye jelatin kapsülüyle birlikte bilinçsizce yutuyor! Yuttuğu jelatin kapsülün (bilhassa, kapsüller eğer gayrimüslim ülkelerden ithal malı ise), çok büyük bir ihtimalle haram menşeli jelatinden olabileceğinden habersiz bulunuyor.

Bu durumda, ne yapılması lâzımdır?
1 – Ya, bu jelatin kapsüllü ilaçlar, haram jelatinden olan zarfı sebebiyle hiç yutulmamalıdır;
2 – Veya, jelatin kapsülü iğne ile delinip iyice sıkılarak, içindeki (mazrûfu) madde sulu yemeklere, salata vs ye boşaltıldıktan sonra, jelatinden olan zarfın kendisi çöpe atılmalıdır.

“-Jelatin kapsüllü ilaçlara ve balıkyağına, temasta kaldığı haram jelatin maddesi bulaşmış ve onları da haram hale getirmiş olamaz mı?” şeklinde bir soru da akla gelebilir.

Fakat, bu soru aslında bir vehim olmaktan ileri gidemez. Çünkü, yıllarca durduğu halde böyle ilaçların ve balıkyağı kapsüllerinin delinmeden veya dağılmadan ayni stabil halini muhafaza etmesi, jelatin kapsülle onun içindeki ilaçlar veya balıkyağı arasında ne fiziksel ne de kimyasal, karşılıklı bir etkileşimin olmadığını gösterir. Jelatinin fiziksel ve kimyasal özelliklerine dair literatür bilgileri de bunu teyid eder.

Jelatin; sıcak su, gliserin ve asetik asit içinde çözünebilir. Organik çözücülerde çözünmez. Jelatin kapsül zamanla delinmiyor veya dağılmıyorsa, içindeki ilaç veya balıkyağı jelatinle temas halindeyken, zarf ve mazrûfu her ikisi de, aslî bileşimlerini muhafaza ediyorlar demektir.

Balıkyağı ile onun içinde bulunduğu jelatin kapsülü göz önüne alındığında da, balıkyağı akışkan ve sıvı, onun kabı olan jelatin kapsülü ise oda sıcaklığında akışkanlık özelliği bulunmayan, toz halinde de olmayan yekpare bir katı olduğu için balıkyağı, içinde bulunduğu jelatin kapsülün temas yüzeyinde kısmen tutulur; fakat kapsülün jelatini, balıkyağıyla temas yüzeyinde balıkyağı tarafından tutulmaz ve birbirlerinden ayrıldıklarında, helal olan balıkyağı, jelatin kabından “haram bulaşmış” hale gelmez.

Prof. Dr. Mustafa Nutku

www.NurNet.Org

5 tane yorum yapılmış

  1. veysel dedi ki:

    Esselamu aleykum hocam

    Jelatin kapsüllerin muhteviyatına dair şüpheli bir hususu dile getirmek istiyorum.
    Jelatinin elde edildiği hayvan helal bir hayvan olsa ve bu hayvan şeri usullere uygun kesilmiş olsa bile helal sayılabilir mi?
    Çünkü her ne kadar Türkiye’deki kapsüllü ilaç ya da gıda takviyelerinde jelatinin menşeyi yazılsa da kapsülün bileşiminde jelatin haricinde bulunan diğer yardımcı maddelerden bahsedilmez. Sadece kapsülün sığır ya da balık jelatini olduğundan bahsedilir. Oysa softgel kapsüller sadece jelatin ihtiva etmez. Jelatin yanında gliserin, su, boyar madde de ihtiva eder ki bildiğim kadarıyla bunlardan gliserinin hayvansal yada bitkisel olma ihtimali vardır.

    Kapsüllerin bu içerikleri ihtiva ettiğini yabancı memleketlerde satılan balık yağı ya da başka ilaç kapsüllerinin etiket bilgisinde okumak mümkün.Mesela bu ürünün etiket bilgisinde kapsülün neleri ihtiva ettiği açıkça belirtilmiş:

    Other Ingredients
    Fish oil (from anchovies, sardines and mackerel or a combination thereof), mixed natural tocopherols. Softgel (gelatin, water, glycerin).
    -http://www.iherb.com/Spectrum-Essentials-Fish-Oil-1000-mg-250-Softgels/21224

    Bir diğer ürün de aynı şekilde:

    Other Ingredients
    Natural tocopherols, natural orange and tangerine flavors. Soft Gel Shell: Beef gelatin, glycerin, water.
    -http://www.iherb.com/Carlson-Labs-The-Very-Finest-Fish-Oil-Orange-1000-mg-2-Bottles-120-30-Softgels/26262

    bazı ürünlerde de kapsülün içeriğindeki gliserinin bitkisel gliserin olduğu “vegetable glycerin” denilerek kaydedilmiş.
    Şu örnekte olduğu gibi:

    Other Ingredients
    Gelatin, vegetable glycerin, food glaze. Contains <2% of: Enteric coating (sodium alginate and stearic acid), ethylcellulose, lemon oil, mixed natural tocopherols, polysorbate 80.
    -http://www.iherb.com/Nature-s-Bounty-Fish-Oil-Premium-Strength-90-Mini-Softgels/41007

    Bu durumda bir yumuşak kapsüllü balık yağı ya da başka ilacın etiket bilgisinde jelatinin, balık gibi en güvenilir helal bir kaynaktan elde edildiği yazsa bile kapsülde kullanılan glycerinin menşei de en az jelatinin ki kadar önemli değil midir?

  2. Mustafa NUTKU dedi ki:

    Söylediğiniz doğrudur. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Kodeks Dairesi Başkanlığı, etiket yönetmeliğinde değişiklik yapmakla ilgili bir çalışma başlattı ve hazırladığı bir taslağı görüşe arzetti.
    Ben şahsen görüşümü yazılı olarak bildirdim ve ayrıca Yeni Akit gazetesi “okurun sesi” sayfasında yayınlattım. Bakanlığın bu konuyla ilgili müsteşar yardımcısından randevu alarak bir heyet halinde Ankara’ya da gittik ve bizzat müsteşar yardımcısı ve Kodeks dairesi başkanıyla da konuyu görüştük.
    Sizin de Bakanlığın iletişim adreslerine gıda etiketleri ile ilgili görüşlerinizi iletmeniz iyi olur.
    ———————————————————-
    GIDA TARIM ve HAYVANCILIK BAKANLIĞINA

    ANKARA

    Konu: “KODEKS ETİKET YÖNETMELİĞİ DEĞİŞİKLİK TASARISI” hk

    Bakanlığınızın ilgili birimi tarafından hazırlanarak görüş istenen KODEKS ETİKET YÖNETMELİĞİ DEĞİŞİKLİK TASARISI’nın olumlu yanları bulunmakla birlikte, bu mevzudaki ihtiyacı karşılamadığı kanaatindeyim.

    “Taslağın Geneli Üzerinde Görüş ve Değerlendirmem” şöyledir:
    1 – Ülkemiz halkının % 99’u Müslüman’dır ve nüfusunun çoğu Müslüman olduğu için Avrupa Birliği’ne üyeliğine şimdiye kadar kabul edilmediği, bu birliğin üye ülkelerinin yetkili kişileri tarafından açıkça ifade edilmiş ve bu ifadeleri medyada yer almıştır.

    2 – Bu ülkenin gerçek Müslüman olan halkı, Avrupa Birliği’nin hem kabule niyeti olmayıp hem de ülkemizi üyeliğe kabul şartları olarak yıllardır dayattığı kendi gayrimüslim kriterlerine göre imal edilip satılan gıdaları alarak değil; Allah ve Resulünün koyduğu kriterlere uygun gıdaları alarak yaşamak ister ve bu, Müslüman halkımızın çok mühim temel haklarındandır.

    3 – Bu hakkın korunması için, Bakanlığınız gıdalarla ilgili her türlü mevzuatı büyük bir mesuliyet duygusuyla titizlikle, mükemmel ve saptırmalara, suistimallere açık-gedik bırakmayacak şekilde hazırlamalı ve uygulamalıdır. Hazırlanmış olan taslağın ise, bu mevzuda gereken hükümleri ihtiva etmekteki bazı noksanları açıkça dikkati çekmektedir.

    4 – İslâm’da liaynihî (mahiyeti itibariyle) haram olan yiyeceklerin tümünü içine alabilecek teşhis, tefrik ve tahdit ifadeleri, hazırlanacak ilgili yönetmelik değişikliği taslağında açıkça yer almalıdır. (Mevcut taslakta ise, bu teşhis, tefrik ve tahditle ilgili olarak, sadece “domuz ürünleri olanlar” ve -etil alkol kastedilerek- “alkol”den bahsedilmektedir ve bunlardan bahis şekli de yeterli açıklıkta değildir. Bu mevzuda Din İşleri Yüksek Kurulu’ndan da görüş istenerek, mevcut taslak geliştirilmeli; kasten veya sehven yanlış uygulamalara açık kapı hiç bırakılmamalıdır).

    5 – Domuz dışındaki kesimlik hayvanların da, İslâmî bakımdan “leş” hükmünde ve bu sebebten haram olması ihtimali vardır. Bu mevzuda sadece ürünün etiketine bakarak hüküm verebilmek imkansız denilebilecek kadar zor olmakla beraber, ürün etiketinde belirtilmesi mecburî hale getirilecek “menşe ülkesi” bilgisi ile, tüketicinin bu mevzuda ilişki kurması imkânı verilebilir. Tüketiciye “ürünün menşe ülkesi”ni de göz önüne alarak seçimde bulunabilmek imkânını verebilmek için, etiketlerde hem ürünün ve hem de menşe ülkesi ürününki ile ayni değilse bileşen ve katkılarının menşeinin etikette parantez içinde belirtilmesi mecburiyeti getirilmelidir.

    3 – Yönetmelikteki alkolle ilgili; %1,2’den az alkol muhtevasını Avrupa Birliği ülkeleri gibi “yok” (?) sayan ve bu ifadesiyle İslâm’ın bir damlasının bile içmek, zerketmek, vd yollarla vücuda ithalini haram kıldığı alkolün %1,2’den az bulunduğu ürünlerin mubah olduğu manası çıkarabileceklerin yanlışlarına yol açan;
    “MADDE 8 – (i) Hacmen % 1,2’den fazla alkol içeren içeceklerde hacmen gerçek alkol miktarı.”
    MADDE 9 – 1 (b) Doğal fermentasyon sonucu oluşan alkol hariç olmak üzere”
    (Üründeki alkolün doğal fermentasyonla ürünün ambalajlanıp satışa arz edildikten sonra mı meydana geldiği veya ürünün imalatı sırasında dışarıdan mı ilave edildiği nasıl bilinebilir? Bu esnek ifadeden istifade ile, ürüne imalatı esnasında dışarıdan alkol ilave edenler, bunu inkâr için ürünlerindeki alkolün fermantasyonla sonradan meydana geldiğini iddia edebilirler. Birkaç yıl önce, satıştaki 10 değişik marka gazoz Tüketiciler Birliği tarafından TÜBİTAK laboratuarlarında analiz ettirildiğinde, tümünde de alkol bulunduğu medyada ilan edilince, gazoz firmaları kendilerini savunmak için “imalat sırasında kesinlikle alkol kullanmadıklarını ve analizlerde kendi gazozlarında tesbit edilmiş olan alkolün, imalat esnasında dışarıdan ilave etmek suretiyle değil; imalattan sonra ve zamanla fermentasyonla teşekkül etmiş olabileceğini” söyleyerek medyada halkı aldatmağa çalışmışlardı. Halbuki, hem gazozların hem de diğer endüstriyel gıdaların raf ömürlerinin uzun olması için bileşimlerine “koruyucu maddeler” de konulur ve bunlar ürünün içindeki şekerin de zamanla fermantasyonla az miktarda bile olsa alkole dönüşmesini önler. Hem, gazozlar üretilirken hava ile temasları kesilecek şekilde basınçlı karbondioksitle şişe ve alüminyum kutulara doldurulduğundan, fermentasyonla şekerlerden alkolün teşekkülü için pozitif katalizör (reaksiyonun hızını arttırıcı) olarak vazife gören havadaki “Zymas enzimi” de, onların kapalı ambalajlarında bulunmaz. Üretimi tamamlanıp şişe ve kutulara basınçlı karbondioksitle doldurulmuş ve hava ile teması kesilmiş gazozlarda ve diğer kapalı ambalajlı endüstriyel gıda ürünlerinde ambalajlanmalarından sonra fermentasyon olmaz. Fermentasyon olsaydı, içlerinde yüksek oranda şeker ihtiva edenleri de bulunan tüm gazoz çeşitleri, üretimlerinden bir müddet sonra “gazoz” olmaktan çıkar ve “çok alkollü içki” haline gelirdi! Madde 9-1 (b) nin “Doğal fermentasyon sonucu oluşan alkol hariç olmak üzere” cümlesi taslakta yer almakta devam ederse, birkaç yıl önceki gazozlarda alkol tartışmalarında olduğu şekilde, halkın aldatılmağa çalışılmasına açık kapı bırakılmış olacaktır)
    “Alkol miktarı
    MADDE 30 – (2) Birinci fıkrada bahsedilen ürünler hariç olmak üzere, hacmen % 1,2’den fazla alkol içeren içeceklerde gerçek alkol miktarı, Ek-8’de yer alan kurallara göre belirtilir.”
    maddelerin cümleleri kaldırılmalıdır.

    4 – Ülkemizde satışta olan çeşitli gıda ürünleri, bileşenleri ve katkılarının İslâmî hassasiyet taşıyanlar tarafından alışverişlerinde teşhis, değerlendirme ve tefrik ile seçimlerini doğru olarak yapabilmelerine imkân sağlayabilecek bir “etiket yönetmeliği” yıllardır büyük bir ihtiyaç halinde bulunmaktaydı.
    Müslüman halkımızın yediklerini dinlerine aykırı olmayacak şekilde temin etmeleri için gereken mevzuat değişikliklerinin ve bunların uygulanması ile ilgili kontrollerin hangi hassasiyetlere azamî derecede dikkat edilerek yapılması gerektiği hususunun Bakanlığınızca yeniden ele alınarak, bu çok mühim ihtiyacı gerçekten tam olarak karşılayabilecek hukukî düzenlemelerin yapılmasını önemle arz ve teklif ederim.8/4/2013

    Prof.Dr.Mustafa Y.NUTKU

  3. fatima dedi ki:

    zaten necis olan şeye temas edilen şeyde yenmemesi lazim değilmi zira oda necih oluyor gibi animsiyorum ben ama tam emin değilim aklimda yanliş kalmadiysa oyleydi.çunku domuz kiliyla yapilan firçalarla boreğin vs.ustune yumurta surulse oda necih olacağini biliyorum buda ona benzetilirse tahmin ediyorum ki dişini atipda içini yutmasi caiz olmaz eğer jelatinin haram urunle yapildiğini biliyorsak tabi

  4. fatima dedi ki:

    necis diyecekdim, necih yazmişim

    • Burhan dedi ki:

      Balığın iç organlarıyla birlikte pişirilmesi (o bölgeleri yemediğiniz halde) caiz değil diye biliyorum. Aynı şekilde balık yağı uretilirken iç organlarüyla birlikte işleme girdiği için onu yemek caiz midir? Helal olabilir mi?

Sende yorum yazabilirsin