Balıkesir Cezaevi’nde 1200 Mahkûma Risale-i Nur Dağıttılar

Balıkesir Kepsut Cezaevi’nde 1200 mahkûma Risale-i Nur eserleri dağıttıklarını ifade eden Yeni Asya Gazetesi Balıkesir Temsilcisi Ali Kurnaz, Üstad Bediüzzaman’ın “İnşâallah, bir zaman hapishaneleri tam bir ıslahhane yapmak için bahtiyar müdürler ve memurlar, o Nurları mahpuslara, ekmek ve ilâç gibi tevzi edecekler” müjdesinin tahakkuk ettiğini söylüyor.

Yeni Asya Gazetesi Balıkesir Temsilcisi Ali Kurnaz:

Üstad Bediüzzaman’ın müjdesi hapishanelerde tahakkuk ediyor

Yeni Asya Gazetesi Balıkesir temsilciliği olarak, Kepsut L Tipi Cezaevinde 1200 mahkûma Küçük Sözler ve Münâcât hediye edilmesi fikri nasıl ortaya çıktı? Bu faaliyet hakkında genel olarak bilgi verir misiniz?

Biliyorsunuz, biz bir misyonu temsil ediyoruz. Bu da İman ve Kur’ân hizmetidir. Başta gazetemizin hedefleri var. Bu hedefleri taşrada uygulamak, insanlara ulaştırmak ve o hedefleri hayata geçirmek de biz temsilcilere düşüyor. Aç insanı doyurmak veya susayan birisinin susuzluğunu gidermek ne kadar yerinde bir hareketse, iman noktasında da bu böyledir. Biliyorsunuz asrımızın en büyük hastalığı “imansızlık” hastalığıdır. Bizler bu anlayış doğrultusunda bu görevi yerine getirmeye çalışıyoruz. Çevremize baktığımızda o kadar çok insanın bu anlamda sıkıntıda olduğunu görebiliriz. Madem Risale-i Nurlar bu hastalık için reçetedir. O zaman bizim görevimiz de ihtiyaç sahiplerine ulaşmak olmalıdır. İşte cezaevleri de bunun en büyük toplumsal parçasını oluşturmaktadır. Onların durumu dışarıdaki insanlardan farklıdır. Bu işe başlamadan önce empati yaptım. Biz aynı durumda olsaydık ne yapardık? Elbette bir suçluluk hissi ve pişmanlık duygusuyla birlikte bu insanlar doğru yolu bulma arayışı içinde olacaklardır diye düşündüm. İşte Risale dağıtım fikri böyle ortaya çıktı.

KÜÇÜK SÖZLER VE MÜNACÂT DAĞITTIK

Risale dağıtma isteğiniz, hapishane yönetimince nasıl karşılandı? Bu konuda ne dediler? Onlar bu faaliyeti nasıl yorumladılar?

Yeni Asya Balıkesir temsilciliği görevini aldıktan sonra her gün hapishaneye on, on beş gazete götürüyordum. Bunu, sabah dükkânımı açmadan yapıyordum. Cezaevi daha Kepsut’a taşınmamıştı. Müdür Beyle bu anlamda özel görüşmelerim oldu. Kendisi de, burada bulunan insanların tamamının suçlu olduğunu ve ıslah edilmesi gerektiğini bildiği için bizim gibi sivil toplum kesimlerinden gelecek yardıma açık birisiydi. Diyaloglarımız zaman içinde daha da gelişti. Camiamıza, gazete ve neşriyatımıza bakışı gayet müsbetti. Hatta temsilcilik olarak verdiğimiz iftar yemeğimize de katıldı. Onlara iki parti risale götürdük. “Küçük Sözler” ve “Münacât” olmak üzere. Her seferinde de kütüphanemizdeki kitap sayısının yetersiz olduğunu ve okuyan sayısının da fazla olduğunu belirterek bu anlamda dinî muhtevalı kitaplara hep ihtiyaçları olduğunu belirtti. Ben de buradan bütün okuyucularımıza ve ilgili kardeşlerimize sesleniyorum. Kepsut Cezaevinde, başta Risale-i Nurlar olmak üzere âcilen dinî muhtevalı kitap ve dergilere ihtiyaç var. Bu anlamda yardımda bulunmak isteyen kardeşlerimiz bizimle irtibata geçsinler, biz gereğini yapacağız.

RİSALE-İ NUR’A ŞİDDETLE İHTİYAÇ VAR

Bu çalışmanızı, Bediüzzaman’ın “İnşaallah, bir zaman hapishaneleri tam bir ıslahhane yapmak için bahtiyar müdürler ve memurlar, o Nurları mahpuslara, ekmek ve ilâç gibi tevzi edecekler” tesbiti çerçevesinde değerlendirebiliriz her halde…

Üstadımızın bu tesbiti ve veciz ifadesi tahakkuk ediyor. Bunu yurdun dört bir yanındaki kardeşlerimizin bu tür çalışmalarından anlıyoruz. Bunun örnekleri de çok. Nitekim Enver Tezer Ağabeyimizin temsilciliği döneminde bunu somut olarak görebildik. Mahkûmların imanlarını kurtarmalarını ve namaza başlamalarını haber veren mektupların geldiğini bizler biliyoruz. Şu anda yaptığımız çalışma da zincirin halkalarının devamı. Çünkü hasta olan insanın doktorun verdiği reçeteyi uygulayarak sağlığına kavuşması gibi manevî hastalıkların reçetesi ve çaresi de Risale-i Nur eserleridir. Hapishaneler başta olmak üzere toplumun her katmanında bu eserlere şiddetle ihtiyaç olduğunu düşünüyorum.

İHLÂS VE ÖZVERİ GEREKİYOR

Bu tür çalışmaların daha da yaygınlaştırılarak arttırılması hakkındaki düşünceleriniz nedir?

Bir zamanlar Yeni Asya Yayınları’nın bir sloganı vardı, “Gayemiz vatan sathını bir mektep yapmaktır” diye. Vatan sathı ve hapishaneler bir mektep olmaya elverişli yerler. Yeter ki bizler ihlâsla ve özveriyle çalışalım. Muhatap olacağımız yer kurum ise, oranın yöneticisiyle iyi bir diyaloğa geçmemiz gerekiyor. Bu bir şahıssa ona değer vererek ve incitmeden kazanmamız gerekiyor. Her iki durumda da kapılar açıldıktan sonra istediğiniz şekilde çalışmalarınızı yapabilirsiniz. Her hizmet mahallindeki kardeşlerimiz bu tür çalışmaları yapabilirler. Bu arada şunu da hatırlatmak istiyorum. Başta gazetemiz ve Risale-i Nur Enstitüsü olmak üzere çocukların ve geniş halk kesimlerinin idrakine uygun ve Risale-i Nurları nazara verecek, ona basamak olacak eserler neşredilmeli. Sivil toplum kuruluşlarımız bunların dağıtımında öncülük etmeli. Kısaca gazetemizin vereceği cep boydaki risale ve kitapları, biz gerekli organizasyonu yaparak sürekli cezaevine gönderebiliriz.

Paylaşmak istediğiniz ilginç anekdotlar var mı?

Başta da söylediğim gibi daha cezaevi Kepsut’a taşınmamıştı. Her gün on beş on altı gazete götürüyordum. Elimden geldiği kadar düzenli götürmeye çalışıyordum. Götüremediğim bir günün gecesinde rüyamda “Gazeteyi getirmedin, niye gecikti?” şeklinde azarlanmaya ve sıkıntıya maruz kaldığımı hatırlıyorum. Yine verdiğimiz iftar yemeğinde, birkaç ailenin gelip hanımlara ders yapılıp yapılmadığını ve nerede yapıldığını sormaları da beni çok etkiledi. Zemin müsait, elimizde malzeme de çok. Bize düşen şey ise gayret, gayret ve gayret…

HAPİSHANE KÜTÜPHANESİ, ACİL KİTAP YARDIMI BEKLİYOR

Hapishanelere yönelik başka ne tür hizmet faaliyetleri yapılabilir?

Hapishane Müdürümün belirttiğine göre içeride yer alan kütüphanedeki kitap sayısı yetersizmiş. Okumak isteyen mahkûm sayısı da fazlaymış. Yani kitaba ve okumaya bir talep var. Hatta Müdür Bey bunu telâfi etmek amacıyla bazı kuruluşlara yazı yazmış; fakat gerekli yardımı alamamış. Bizler bu arada devreye girmeliyiz. Başta da belirttiğim gibi çevremizde var olan bu tür kitap ve dergileri toplayıp buraya kanalize etmeliyiz. Biz kardeşlerimize bu anlamda yardımcı olabiliriz. Ayrıca “Münacât” Risâlelerini götürmeye gittiğimizde de Müdür Bey yine ısrarla belirtti; kitap ve risale yardımının yanında belli periyotlarla konuşmacılar istiyorlar. Biz, Balıkesir Temsilciliği olarak bunu da organize edeceğiz. Eylül–Ekim aylarından itibaren gazetemizin yazar kadrosundan müsait olanları dâvet ederek onlara konferans ve seminerler verdireceğiz. Çünkü karşı taraftan böyle bir talep var. Sponsor bulabilirsek gelecek olan yazarımızın kitaplarından olsun, Risâlelerden olsun yine mahkûmlara dağıtacağız inşâallah.

www.saidnursi.de

Sende yorum yazabilirsin