Bediüzzaman ile Miran Aşiret Reisi Mustafa Paşa

Asıl adı Said iken dendi Bediüzzaman
Daha küçük yaşlarında bildi ki dünya yalan

Üstün kabiliyetiyle ilgi alaka gördü
Bütün herkesi şaşırtıp hayretlere düşürdü

Ön plana çıkıyordu O’nun keskin zekâsı
Harikulade gelişmiş mükemmel hafızası

Hareketli geçiyordu O’nun gençlik yılları
İmanı kurtarmak idi istek ve arzuları

İlim tahsili anında zühde önem veriyor
Üç günde bir parça ekmek onun için yetiyor

Bazen o parça ekmeği yemediği olurdu
Çevredeki otlar ile idareye koyuldu

Onüç ondört yaşlarında Üstad Bitlis’e gelir
Orada mümtaz âlimler onunla ilgilenir

Tillo’da iken bir gece acip bir rüya görür
Abdülkadir-i Geylâni rüyasında görünür

Abdülkadir Hazretleri diyor “Ey Molla Said
Mustafa Paşa denilen Miran Reisi’ne git

Halkına zulmettiğinden hidayete davet et
Bir de namaz kılmasını Reis’e tavsiye et

Dediğini yapmaz ise başka işlere girme
Reisi hemen öldürüp fazla zaman geçirme”

Üstad uyanır uyanmaz yol tedariki eder
Tillo’dan Miran’a doğru hemen hareket eder

Doğru Miran Reisinin çadırlarına gider
Paşa bulunmadığından O istirahat eder

Paşa dışarıdan gelir onu hiç umursamaz
Her kes kıyam ettiyse de Üstad ayağa kalkmaz

Paşa sorar “Kim bu?” diye fazla kızmış ise de
Kızdığını belli etmez onu sorar yine de

“Molla Said” cevabını alınca Mir Mustafa
Hiddetlenerek yüzünü çevirir o tarafa

Ne sebeple geldiğini Molla Said’ten sorar
Aldığı cevap ile de rengi tamamen solar

“Ya zulmünü terk eyleyip insaflı olacaksın
Halkına merhamet edip namazı kılacaksın

Veya gözümü kırpmadan seni öldüreceğim
Leşini serdikten sonra buradan gideceğim”

Paşa direkte asılı kılıncına bakıyor
“Hayret bu pis kılınçla mı öldüreceksin” diyor

Üstad Mustafa Paşa’ya cevaben şöyle diyor
“Kılınç kesmezse el keser” diye cevap veriyor

Miran Aşiret Reisi ona çok hiddetlendi
Ancak hiç belli etmeden Üstad’a şöyle dedi

“Cezire’nin âlimleri bir yerde toplansınlar
Kendinden emin olanlar seninle yarışsınlar

Eğer onları yenersen dediğini yaparım
Onları yenemez isen seni nehre atarım”

Bu muhavereden sonra Paşa ile beraber
Yarışmaya girmek için Cezire’ye giderler

Cezire’nin âlimleri bir yerde toplanırlar
Üstad Bediüzzaman’ı içlerine alırlar

Görüşmeler yapılırken onlara çay verilir
Meşhur misafirlerine izzet ikram edilir

Üstad çayını içerken kimselerden ses çıkmaz
Onların çayını içer kimse farkına varmaz

Mustafa Paşa diyor ki “Ey Hoca Efendiler
İnanın ki Molla Said peşin sizi yendiler

Mağlup olacağınızı şimdiden biliyorum
Ancak bu işin sonunu merakla bekliyorum”

Üstad dedi “Efendiler, bendeniz vadetmişim
Hiç kimseye sual sormam dinlemek benim işim”

Kırk kadar sual sorarlar oradaki âlimler
Cümlesine cevap verir onlara birer birer

Sonra da Mustafa Paşa Üstad’ı tebrik eder
Namazı kılmaya başlar mavzer hediye eder

Ahmet Tanyeri – DİYARBAKIR

www.NurNet.org

2 tane yorum yapılmış

  1. TEBRİKLER dedi ki:

    Maşaallah, Güzel Karedeşim!
    Tebrikler; Üstadımızın, Aşiret Reisi olan adaşımı bu şekilde bertaraf edişini çok güzel dile getirmişsiniz. Tek kelimeyle, “ŞAHANE OLMUŞ” Bravo…
    MUSTAFA MİROĞLU

  2. Zafer BOZDAĞ dedi ki:

    Kainatta en yüksek hakikat imandır,imandan sonra namazdır.Namaz,ölümlü insan ile sürekli ve kalıcı güç olan Allah arasındaki doğrudan ilşkidir.Tek başına kalmış garip damlacığın hiç kurumayan gür bir kaynağa kavuşmasıdır.Yakıcı çöl sıcağında serin bir meltem,bir ilkbahar yağmuru taneciği,bir ağaç gölgesidir.Namaz,yorgun ve kırgın kalplere yönelen şefkatli bir elin okşayışıdır. Sayın,Ahmet TANYERİ şiirleriniz gerçekten çok güzel.İnşaallah namaz kılmayan kardeşlerimiz de namaza başlar,zira namaz kılan insanla kılmayan insan arasındaki fark ölüylü diri arasındaki fark kadardır.

Sende yorum yazabilirsin