Biz Farklıyız

Yıllar önceydi…

Küçüktüm henüz… Ve küçücük dünyamdaki en büyük, en anlamlı kelimeydi belki de bu…

Annemin zihinlerimize, kalplerimize, günlerimize, hayatımızın her yönüne büyük bir özen ve titizlikle yerleştirdiği bu kelime;

Biz farklıyız yavrum; herkes gibi olmayız, olamayız. Müslümanız biz, özeliz. Düşünmeden yaşanılan bir hayat değil tercihimiz…”

Evimizin modeli, uyku ve uyanış saatlerimiz, oyunlarımız, masallarımız, kitaplarımız ve her yönüyle gittikçe büyüyen dünyamızla farklı olduğumuzun farkındaydık…

Televizyon hiç girmemişti evimize…

Şanslıydık… Bilgisayar, sadece işyerlerinde kullanılan bir aletti ve de…

Sabah namazıyla başlanan gün ne kadar da bereketliydi. Farklıydık biz saatlerimizle bile…

Anne ve babanın dilinden duyulan Kur’an, ne kadar da huzur dolduruyordu evin her köşesine. Ve beraber ezberlenen sûreler, Amme cüzü, Tebareke cüzü, nasıl da işliyordu kalbimize…

Sahte kahramanlar, sahte hayranlıklar, tertemiz dünyamızı bozacak gerçek dışı varlıklar yoktu hiç örneklerimizde.

Her bir sahabe, sanki evimizin bir ferdi, oyunlarda kahramanlarımız ve karakterlerimize göre örneklerimizdi.

Ne oyunlara, ne kitap okumalara doyamazdık, teknolojinin dokunamadığı dünyamızda…

El emeğimizle hazırladığımız kartlar, anne babamıza, kimi zaman sokaktaki arkadaşlarımıza sunduğumuz programlar, piyesler öylesine içtendi ki…

Farklıydık biz…

Ve hep farklı olmalıydık…

Giyinme tarzımız, konuşmalarımız, özlem ve hayallerimiz, sevgi ve korkularımızla, umutlarımız, gayretlerimiz ve heyecanlarımızla…

Ve yıllar sonra, şimdi…

Değişen zaman, değişen fikirler, gelişen teknoloji, ortam, ülke, imkânlar vs…

Ama Kur’an, ama İslam, ama Peygamber ve ama imtihan hiç değişmedi…

Biz yine farklıyız…

Ve hep farklı olmalıyız…

Bir anne olarak şimdi de bu bilinci, yavrularımızın kalplerine en güzel bir şekilde taşımalıyız.

Sözlerimizle, fikirlerimizle, amellerimizle, sevip sevmediklerimizle…

Sele kapılan, çoğunluğa uyan, ya da kolaya kaçan annelerden olmamalıyız.

Çocuklarımız daha küçücükken; ev düzenimizden, alışverişimizden, konuşmalarımızdan, giyim tarzımızdan, yaşamımızın her alanında yaptığımız hareketlerden, zoraki değil gönülden bir teslimiyetle farklı olduğumuzu anlamalılar.

Anlamayıp sordukları ve ‘başkaları yapıyor’ diye örnekledikleri kimi hareketleri de, söz olarak ‘biz farklıyız’ la anlamlandırabiliriz…

Tavırlarında, hassasiyetlerinde çelişkiye düşmeyen, boş vermeyen anne-babaların çocukları zaten bu farkı çok kolay anlayacak ve sürekli sorgulamayacak, hatta küçük de olsalar sizin olmadığınız ortamlarda dahi bu farklılığı koruyacaklardır.

Ve öyle ki; ‘biz neden onlar gibi yapmıyoruz?’ sorusu ve isteği yerine, olgun bir şahsiyet gibi; ‘onlar neden bu şekilde yapmıyorlar? Onlara da anlatalım, onlar da öğrensinler’ şeklinde, kendi yaptıklarından emin, yapmayanları da davet etme konumuna geçeceklerdir.

Daha iyi anlamak adına bir kaç örnek verirsek;

Parkta onlarca çocuğun arasında oynarken, 4-5 yaşlarında olmasına rağmen kıyafetiyle, konuşmalarıyla farklı olduğunun bilincindedir küçük Müslüman kız. Küçük olmasına rağmen, tek pantolon giymesinin kendisine yakışmadığını, üzerine uzun bir bluz (yaklaşık dizlerine kadar gelen) ya da elbise ile giymesinin daha güzel olduğunu, yazın kolsuz ve çok kısa kollu tişörtler giymemesi gerektiğini bilir. Hatta tek olmasına rağmen çoğu zaman dışarı çıkarken kendi isteğiyle başını örter.

Çocukların arasında fazlasıyla konuşulan, gündem edilen doğum günlerine karşı da, net bir tavır olarak kendilerinin asla kutlamadığını öğrenmiş ve öyle güzel kabullenmiştir ki, bir çocuk olarak heves edip o tarafa meyletmek bir yana ( o kadar cazibesine karşı) maalesef çevresindeki Müslümanlardan kutlayanlara üzülüp onların vazgeçmesi için büyüklerinin onlara da anlatmasını istemektedir.

Yine 5 yaşlarındaki küçük kız, babasıyla beraber eczaneye gittiklerinde – annesinden özel bir anlatım ve tembih almamasına rağmen- kendisine hediye edilen ruju kabul etmemiş ve açıkça ‘ben öyle şeyleri sevmem’ diyerek tavrını net bir şekilde ortaya koyabilmiştir.

 ‘Henüz küçüksün, biraz hevesini al sonra sürmezsin’ gibi kararlılık göstermeyen bir öğretim metodu ise, çocukların nasıl bir tavır takınacaklarını bilmedikleri, doğruyu değil işlerine geleni tercih edecekleri bir sonuca götürür.

 

Sadece birkaç konuda verdiğimiz bu örneklerde olsun, daha birçok konuda da çocuklar, özel bir tembih ya da zorlama olmaksızın, ailelerinin gösterdikleri ciddi hassasiyetleri bu şekilde açığa vurmuşlardır. Bunun örneklerini hem kendi çocuklarımızda, hem de bu konuda duyarlılık gösteren arkadaşlarımızın çocuklarında görmekteyiz.

Başkalarından farklı olduğumuzu anlatmada en çok zorlandığımız mesele ise; ciddi hassasiyetlerini kaybetmiş Müslüman kardeşlerimizdir. İslami bir yaşantısı olmayan kimselerden farklı olduğumuzu kolay bir şekilde anlatırken, kimi Müslüman ailelerin yaşam tarzlarını çocuklarımız sorgulayabilir. Bunu da yerine göre ‘yanlış yapıyorlar, uyarmalıyız, ya da bu daha iyisi, Cennet’in en üstlerini kazanmak isteyenler daha dikkatli olmalı’ şeklinde anlatabiliriz.

 ‘Biz farklıyız’ konusu sayfalarca anlatılacak, örneklendirilecek, birbirimizin hassasiyetlerinden örnek alınıp teşvik edilecek bir konu…

Kısaca özetlemeye çalışırsak; önce kendimizde, sonra da bize emanet edilen çocuklarımızda Müslüman olarak her şeyimizle farklı olduğumuz bilincini yerleştirmek, attığımız her adıma dikkat edip, gelişi güzel yaşamamak zorundayız. Ve bu zorunluluğu canı gönülden yapmalıyız.

Unutmayalım, ‘Bundan ne olur ki’ diye ihmal ettiğimiz, küçük gördüğümüz bir hassasiyet, çocuğumuzun zihninde, önemsenmeyen bir yanlış, dikkate alınmayan bir amel ve herkes gibi olabilirlik sonucuna varabilir.

Yiyip-içtiğimizden, konuşup güldüğümüze, sevip hoşlandığımızdan nefret ettiğimize, izleyip dinlediğimizden giyindiğimiz, giyindirdiğimiz elbiselere, model olarak sunduklarımızdan, seçtiğimiz kitaplara, aldığımız oyuncaklardan söylediğimiz ninnilere kadar olabildiğince dikkat etmeli, bir Müslümanın attığı her adımı bilinçli attığını yaşantımızla çocuklarımıza göstermeliyiz…

İşaret parmağındansa ayak izlerini takip etmeyi tercih eden çocuklarımız, arkamızdan gelecek ve bizi örnek edineceklerdir…

“İnanıyorsanız üstünsünüz” ayetiyle, çoğunluktan farklı olmaktan çekinmeyecek, bunun bir ayrıcalık, bir lütuf olduğunun bilinciyle hamd ederek yaşayacaklardır…

 Takva sahiplerine önder olmamız duasıyla…

Ummu Salim / muslumananneler.net

1 tane yorum yapılmış

  1. erdem diyor ki:

    Çok fazla zaman değil ülkemizin otuz kırk sene önceki şehirlerinde, 15-20 sene önceki köylerimizde benzer bir hayat yaşıyorduk… bu ülkede…. şu andaki gençlerimizin bu duyguları yaşayamadığı yaşamadıkları için tam anlamayacakları şayet böyle güzellikleri yaşasalardı tadına doyamayacakları bir dinginlik ve bir zenginlik. Eski hal muhal o halde bu mevcut duruma göre kendi iman değerlerimize göre zamanın fitnelerinden (imtihan şartlarından ) nasıl sağlıklı geçeriz bunlara bakmamız gerekir.
    Müslümandiğer dinkardeşleri ve arkadaşları nerede olursa orada medyadada güvenli bir liman oluşturmalı kendisini muhafaza ettiği gibi diğer insanlarada dünyevi uhrevi yardımlaşma yapmalıdır. ” Müslüman elinden dilinden diğer insanların emin olduğu kişidir”gerçeğini yaşamalıdır.

Sende yorum yazabilirsin