Çocukla oyun oynama sanatının incelikleri…

Oyun oynamak bir sanattır. Oyun duygusal açlığı giderir. Ruhunuzu çocuğun ruhuna akıtan, onunla hem dem olabilmenizi sağlayan bir terkip, şifalı bir ilaç gibidir oyun…

Çocuğumuzun genetik kodlarıyla oynayamayız lakin onunla oyun oynayabiliriz. Oyun oynama sanatını, hakkını vererek icra edersek sağlıklı ruh haline sahip bir çocuğun temelini de atmış oluruz.

Bir düşünelim, çocuğumuzun fiziksel anlamda büyümesi ve gelişmesi için varımızla yoğumuzla çalışırken, duygusal açıdan olgunlaşabilmesi için neler yapıyoruz? Karnını doyurduk, ya kalbini?

Bazen küçük danışanlarımla görüşürken ev ödevleri veririm. Sadece miniklere değil anne ve babalarına da… Bu ev ödevlerinden biri de ailece oynanan oyunlar olur. Bu ödeve en çok sevinen de minik danışanlarım olur. Bir zaman sonra da ailesi sevinir. Çünkü semeresini toplamaya başlar.

En son görüştüğüm bir ailenin söyledikleri fikrimi destekler nitelikte: “Hocam bu oyun ödevi sonrasında kızımız bizi daha çok dikkate alıp dinliyor, sanki bizi kırmamak için adeta belirgin şekilde çaba harcıyor…”

Neden oyun oynama ödevi veriyorum? Çünkü oyunun iyileştirici gücüne inanıyorum. Yıllar içinde defalarca tanıklık ettim gücüne…

Vicdanı ve davranışları eğittiğine,

İletişimi güçlendirdiğine,

Yeni bakış açıları kazandırdığına,

Sorun çözdüğüne,

Bozuk bir ilişkinin tamirini ve bakımını yaptığına,

Duyguları ve davranışları yönlendirdiğine,

Duygusal açıdan olgunlaşmaya vesile olduğuna…

Çok oyuncak almak mı?

Oyuncağın çocuk eğitimindeki yeri tartışılmaz şüphesiz! Ama oynamaya zaman ayırabilecek anne ya da baba yoksa o oyuncağın ne kadar katkısı olacağı yönünde şüphelerim var. Yeni oyuncaklar almak yerine çocuğun yaşına ve ilgisine uygun doğru oyuncaklarla oyun oynamayı öğrenebilirsek daha faydalı olacağı kanaatindeyim.

Gelişmek için çocuğun oyuncaktan ziyade oyun oynamaya ihtiyacı vardır. Ancak bunu bir görev edasıyla yapmayalım. Oynamış olmak için oynamayalım. Mış gibi davrananla, samimi davrananı çocuklar sezgileriyle kolayca ayırt eder. Kendinizi o oyuna verin. Zihnen, kalben ve bedenen orada olun. İşte o zaman oyuncak ruh bulur. Böyle oynanan oyun çocuğun zihinsel, sosyal ve psikolojik gelişimine katkıda bulunur.

Oyun yönteminin yönlendiren ve yönlendirmeyen olmak üzere iki formu bulunmaktadır. Her ikisini de eşgüdümlü olarak kullanabilmek oyun yönteminin kilididir. Yalnız, her şeyden önce yönlendirmeyen oyunu iyi uygulayabilmek gerekmektedir. Çünkü ”Nasihat muhabbet iledir” hükmünce önce sağlam, güçlü ve sıcak bir ilişkinin tesis edilmesi gerekir. Yani, ebeveyn olarak yönlendirmeyen oyun tarzını etkin şekilde kullanıp çocukla aramızda duygusal köprüyü inşa ettikten sonra yönlendiren ve mesajı olan oyunlara geçiş yapılabilir.

Çocuk merkezli oyun nasıl oynanır?

Çocuk gideceği yolu bilir. Biz yol güzergahında arkadaşlık yaparız.

Seçme ve karar verme hakkı çocuğa aittir.

Çocuk bizim gölgemizde oynamaz, etrafı kendisi aydınlatır.

Araçları ve malzemeleri kendisi belirler.

Bu oyun kısıtlamalardan, eleştiriden ve yorumdan uzaktır.

Bir şeyler öğretmeye çalışmaz, anlamaya çalışır.

Ebeveyne/terapiste çocuğu gerçekten tanımak için fırsatlar sunar.

Yönlendirmeyen oyunun faydaları

Çocuk olduğu gibi kabul edildiği için duygularını dışa vurur.

İç gerginliği, çatışmaları ve kaygıları zamanla azalır.

Kendisine ayna tutulduğu için olumsuz davranışlarını söylemeksizin kendisi zamanla fark eder.

Aynı zamanda çocuğa fark ettiği şeyleri düzeltmesi için de imkan tanır.

Duygusal iyileşme süreci başlar.

Sorunlar büyüyüp kök salmadan tedbir alınmış olur.

Yönlendirici oyun nedir, nasıl oynanır?

Yönlendirici oyun formu ise prospektüsüne bağlı kalındığı zaman başarılı olmaktadır. Bu tarz oyunda başarı, yönlendirmeyen oyunda kurulan çocuk ve ebeveyn/terapist arasındaki iletişimin gücüne bağlıdır. Bir kaşık vererek şifaya sebebiyet veren bir ilaç, beş kaşık verildiği zaman insanı nasıl komaya sokabiliyorsa mesajı olan daha eğitsel ve yönlendirici oyunlar için de aynı esas geçerlidir.

Bu tarz oyunun doğrudan bilgi yüklemesi yaparak sıkıcı hale getirilme riskini de göz ardı etmemek gerek! Öyküleme tekniklerinde olduğu gibi hedef kendiliğinden ve kurgunun içinde işlenebilirse başarılı olur. Şayet çocuk, bizim oyundan bazı beklentilerimiz olduğunu hissederse, oyunu sonlandırabilir.

Ana hatlarıyla oyunun neden oynanacağı, yani geminin nereye yol aldığı, başka bir deyişle bir hedefi vardır bu oyunun.

Bu oyun bir amaç dahilinde oynanan yapılandırılmış kısa bir uygulamadır.

Oyunda odak noktasında özel bir konu ya da problem yer alır.

Ana konudan uzaklaşmamak esastır. Uzaklaşma anında hassas bir şekilde toparlanma sağlanmalıdır.

Oyunu yönlendiren çocuk değil ebeveyn/terapisttir. Yani oyun ebeveynin rehberliğinde ilerler.

Zaman sınırlandırması vardır.

Çocuğun bakış açısı değiştirilir

Yönlendirici oyun tarzı eğitsel yöntemi esas aldığı için özünde çocuğa yaşadığı sıkıntıyla ilgili alternatif beceriler öğretme ya da sorunla baş etme teknikleri öğretir. Yani birtakım beceriler çocuğa oyun esnasında kazandırılır. Mesela olumlu davranışlar, sağlıklı ve olumlu düşünce, bakış açısını düzenleyen kalıplar oyun içine ustaca yerleştirilir.

Gerekirse oyunun akışında Sokrat tarzı açık uçlu sorular sorularak gerekli duygusal paylaşıma da kapı aralanır.

Model alma bu oyunun en güçlü araçlarındandır. Çocuğun nasıl düşünmesini nasıl davranmasını istiyorsak bu bir kuklaya ya da bir figüre yaptırılarak gösterilir.

Daha büyük çocuklarda rol oynama teknikleri dahil edilir. Yani çocuktan izlediklerini yine bir oyun içinde dramatize etmesi istenir.

Pozitif pekiştirme bu oyunun alet çantasında yer alır. Çocuğa davranışlarıyla ilgili geribildirim verilir. Olumlu davranışları pekiştirilir ve yorumlanır. Bu pekiştirme çoğu zaman bir kukla ya da oyuncak figür üstünden gerçekleştirilir. Mesela bir oyundaki bir kuklanın olumsuz davranışları görmezden gelinir. Olumlu davranışlarıysa takdir edilir.

Farklı formlarda oynanan oyunlara iki örnek çalışma

Mevlana Mesnevi’de hayvanlar dünyasından yola çıkarak kıssadan hisseye giderken; kişilik çözümlemelerinde de hayvanlar metaforik anlamda kullanılmaktadır. Şimdi hayvanlar üzerine inşa edilen bir oyunla iki oyun tekniğini karşılaştıralım.

Yönlendirmeyen bir oyun başlangıcı

Çocuğa vahşi ve evcil hayvanların yavru ve annelerin olduğu hayvan sepeti verilir. ”Sepete bak. İstediğin hayvanla oynayabilirsin” yönergesinden sonra oyunun akışına göre çocuğun iç dünyasını açığa çıkaracak sorular sorulur, “Buna nasıl karar verdin?” gibi. Akışa ve zuhurata tabi olunur. ”Hangi oyuncakları tercih ediyor, nasıl oynuyor?” tarzında gözlemler eşliğinde iletişime devam edilir. Bu yönlendirici olmayan bir oyunun başlangıcıdır.

Yönlendirici bir oyun başlangıcı

Aynı oyunu yönlendirici formatta oynarsak şöyle ilerler. ”Sepete bak, yüzlerini ve boylarını incele. Hangi hayvan kime benziyor?“

Süreç bu şekilde ilerler…

Diğer aşamada ”Sen bir hayvan olsan hangisi olurdun, neden? Hangi özellikleri sana benziyor?“ Aynı soru anne-baba, kardeş, öğretmen ve arkadaşları içinde sorularak oyun devam eder…

Berrin Göncü Işıkoğlu

Moral Dünyası Dergisi

1 tane yorum yapılmış

  1. erdem dedi ki:

    çOK GÜZEL BİR TAVSİYE HER ANNE VE BABA OKUMALI

Sende yorum yazabilirsin