Çocuklar Kitap Okumayı Nasıl Sever?

Çocukların her türlü davranışının zeminini duyabilmesi ve hissedebilmesi oluşturmaktadır.

Kitap okumada da bu durum geçerlidir. Çocuk okuduğu kitabı zihninde canlandırabilmesi ve orada geçen kelimelerin kendi ruhuna dokunacak bir kıvamda olabilmesi lazım ki, yani çocuk önce duyarlılığı kazanabilmiş olması lazım ki, ondan sonra okuduğu kitaplar çocuğa keyif verir. Dolayısıyla bu birinci kısım çok önemlidir. Ancak yeterli değildir.

İkinci kısımda pratik bir şeyler yapmak lazımdır. Onu da şöyle tarif edeyim; anlayarak okuma… Öğretmenler maalesef çocuklara hızlı okuma ve dakikada şu kadar kelime okuma çalışmaları yaptırırken, çocuklar kelimeleri ve harfleri yutarken aslında anlayarak okuma kısmını atlıyorlar. Halbuki okumanın en temel motivasyonu; anlayarak okumadır… Kişi anladığı satırların bir sonraki satırını okumaya motivasyon kazanır. Çocuğa bir bakıyoruz, hızlı hızlı, kelimeleri yuta yuta bir şeyler okumaya çalışıyor, iki satır öncesi ile ilgili bilgi soruyorsun çocuğa, cevap alamıyorsun. Tüm bunların hepsi neden yapılıyor? Sınava hazırlamak için. 80 dakikada 80 soruyu çözebilmesi için öğretmenler hızlı okuma egzersizleri yaptırırken,bir şey kayboluyor ortada, çocuk anlamıyor ki… Çocuk olması lazım yerine olmaması lazım cümlesini anlıyor, böyle değil yerine böyle nasıl olur anlıyor, soruyu anlama yerine zihninde uyanan şeyle cevap veriyor. Bir de bakıyorsunuz ki, denemelerde başarılı olan çocuk sınavlarda yuta yuta ve tahmin ederek okuduğundan dolayı kaybediyor. Okuduğundan da keyif almıyor. O yüzden okumanın en temel motivasyonu; anlayarak okumadır. Anlayarak okumanın temelinde de yavaş okuma vardır. Metin analizi yapar gibi, kelime analizi yapar gibi, az ama öz okumadır. Bir ritim içerisinde okumadır sanki… Sükunet içinde okumadır sanki…

Eğer çocuk anlayarak okur, anlayarak okur ise ondan sonra belki hızlı okuyabilir. Hızlı okuma, anlayarak okumanın bir devamıdır. Anne-babalar ya da öğretmenler, okumada üstünlük kazanmış kişilerin bir sayfayı birkaç saniyede okumalarına bakıp da, anlayarak okuma kısmını henüz çocuğa kazandırmadan hızlı okumayı kazandırmaya çalışırlarsa sınavda hepsi dökülüyor işte.

“Ya oğlum bu soruyu yüz kere çözdük, neden cevaplandıramadın? ”

Sınav sırasında bir de o kaygıyla hızlı okurken çocuk okuduğu şeyi anlayamadı ki…

Çocuğunuzla birlikte oturup ve sadece 2 paragrafı karşılıklı olarak mukabele eder gibi, 10-15 dakika anlayarak okuma yaptıktan sonra çocuğunuzu özgür bırakın. Gitsin oynasın. Aradan 2-3 saat geçtikten sonra “Oğlum bir bakar mısın, gazetenin spor sayfasında bir yazı denk geldi, şunu birlikte okuyalım mı?” deseniz ve yine bir paragrafı 10-15 dakikalık süreçte analiz ederek, “Nasıl olmuş? Ha, şu futbolcu şunu söylemiş, teknik direktör de şu transferi gerçekleştirmiş…” şeklinde tam anlayarak okumayı yapsanız ve bunu da çocuğu bir yere hapseder gibi değil de, çocuğunuzun okumaya elverişli bir ruh halinde olduğu zaman dilimini seçerek uygulamalısınız.

Üçüncü kısma gelirsek…Çocuklar bildikleri bir şeyi okurlarsa keyif alırlar. Alacağınız hikaye kitabını önce siz bir anlatın. Mesela tarihi hikayelerimizden anlatabilirsiniz. Anlattığınız hikayenin kitabını da çocuğunuza hediye ederseniz, çocuk sizin anlattığınız hikayenin kitabını okurken zevk alır. Çocuklar okuma alışkanlığı kazanırken bildikleri bir şeyi okumaktan keyif alırlar. Okumaya yeni başlamış bir çocuğa anlamını kavrayamayacağı, yabancı kelimelerin çok olduğu, cümlelerin uzun olduğu kitaplar kendi başına okutturulursa çocuk sıkılır, bunalır… Anlamıyor ki… Filmi yapılan kitaplar var piyasada. Sinemasını izletip kitabını alabilirsiniz. Böylece çocuk kitabı o izlediği sinemayı izler gibi okuyor. Çocuk bu şekilde okumanın ilk bariyeri olan anlam kısmını sinemadan kapıyor, okuma kısmını ise kitabın satırları arasında buluyor.

Dördüncü kısımda ise şunu görüyoruz; çocuk okurken hayal edebiliyor ve zihninde yoğunlaştırabiliyorsa, bu çocuk okumada derinlik kazanır. Ama çocuk hayal edemiyor, zihninde birleştiremiyor, aklında derinleşemiyor ise, anlamları birleştiremeyeceğinden dolayı sıkılır çocuk. Alınan kitabın çocuğun yaş dönemine hitap ediyor olması da kitap okumada önemli bir etkendir. İçeriğin çocuğun ilgisine ve beklentisine göre olması, ebeveynlerin dikkat etmesi gereken hususlardan biridir.

Çocuğa kitap okuma alışkanlığı kazandırmada yapılacak faaliyetlerden birisi de; radyo tiyatrolarıdır. Eskilerde köylerde köy odaları olurdu. Ya da büyükler bir araya geldiklerinde birbirlerine hikayeler, geçmişte olan olayları, peygamber kıssaları anlatırlardı. Herkesin sükunet içinde dinlediği olayları sanki canlandırır gibi anlatırlardı. İşte tüm bu canlandırma, hayal etme, hayal ettirme, çocuğun zihninde bir olayı belirginleştirme okumaya da katkı sağlayacaktır. Günümüzde köy odaları yok. Günümüzde 3-5 beyefendinin bir araya gelip çocuk merkezli konuşmaları da yok. Peki bunu nasıl yapacağız? Radyo tiyatrolarını evinizin içinde bir gelenek haline getirin. Akşamları lambaları kapatın, gözlerinizi de kapatarak yere ya da koltuğa uzanın ve o tiyatrodan gelen sesleri dinleyin, zihninizde canlandırın. Çocuk böylelikle zihnen takip etme ve konsantrasyon yeteneği kazanıyor. Bu yetenekler de zamanla kitap okumada hayal edebilmeyi ve zihnen yoğunlaşabilmeyi oluşturuyor.

Uzman Pedagog Dr. Adem Güneş

Sende yorum yazabilirsin