Cuma Hutbesinin Amacı ve Arapça Olma Sırrı

İnsanların dinde derin, felsefi ve teorik tartışmalardan ziyade; zaten bildikleri ve kabul ettikleri iman ve İslam esaslarını sürekli hatırlamaya ihtiyaçları vardır. Çünkü insan bilmediğinden değil, gafletten ve unutkanlıktan dolayı günaha veya tembelliğe düşer.

Müslümanların kalbinde zaten dinin zaruri hükümleri ve şeriatın kesin doğruları yerleşmiştir. Cemaate sıfırdan din icat ediyormuş gibi teorik ders anlatmaya gerek yoktur. Yapılması gereken tek şey; ufak bir ihtar uyarı ile kalbi uyandırmak ve hatırlatma ile şuur kazandırmaktır.

Cuma hutbesinin asıl amacı, insanlara derin felsefi dersler vermek değildir. Amaç, haftalık bir kongre gibi Müslümanları bir araya getirmek ve Allah’ı, ahireti, farzları hatırlatmaktır. Arapça ibarelerin o ulvi, kutsal ve fonetik yapısı, kalbe hitap eder. Müslüman zikredilen ayet ve duaların genel manasını Allah’ın birliği, takva, adalet vb. zaten bildiği için, hutbenin orijinal dilde okunması o hatırlatma ve huşu görevini fazlasıyla yerine getirir.

Hutbede amaç, karmaşık fıkhi veya kelami nazariyatı öğretmek değildir. Detaylı eğitimler medreselerde, dersliklerde yapılır; hutbe ise bir ibadettir, zikirdir.

İslam dünyasının yüzünde Arapça ibareler ezan, hutbe, namaz duaları bir birlik damgasıdır. Dünyanın neresine giderseniz gidin, bir Müslüman hutbede veya ezanda o kelimeleri duyduğunda aynı şeyi hisseder. Eğer her millet hutbeyi veya ibadet dilini tamamen kendi diline çevirirse, o ortak bağ kırılır, İslam toplumları birbirinden uzaklaşır ve parçalanır.

İbadette ve hutbede asıl mesele bilgi yüklemek değil, kalbi uyandırmak olmalı. Dinî doğrular zaten müminin kalbinde vardır; Arapça hutbe ve dualar ise o kalpteki iman cevherini parlatan, aynı zamanda tüm dünya Müslümanlarını tek bir dilde birleştiren mukaddes birer hatırlatıcıdır.

Çetin Kılıç

Kaynak:RNK

Sende yorum yazabilirsin