Dershane Tartışmaları ve Gönül Kırgınlıkları

Hangi kanalı açsam dershane,sosyal medyaya baksam dershane, kısacası son günlerde kamuoyunun gündemini  dershaneler oluşturuyor.103863

Bu tartışmalar başta mutedil bir konumdayken şimdi kırıcı bir durum almaya başladı.Hatta sosyal medyada maalesef  belden aşağı hakaretlere kadar varmaya başladı. Her iki tarafta öz eleştiri yapma ihtiyacı his etmiyor.Yarın bir birlerinin yüzüne bakacaklarını düşünmeden kayıkçı kavgasına tutuşmuşlar. Bu tartışmaları izlerken üzülmemek elde değil.

Bu tartışmaları tahlil eden ve aklıselimle yaklaşan aydınlarımız da yok değildir.Bunların başında Prof.Dr Ahmet AKGÜNDÜZ hocamız gelir. AKGÜNDÜZ Hocamız  dershane tartışmalarına dair  içten ve tarafsız bir ruh haliyle yazdığı yazısını aktarmak istiyorum.

Son zamanlarda Dershane meselesi gündemi ve zihinleri allak bullak etti. Birileri ifrat ve tefrit derelerinde dolaşıyor. Benden fikrimi soruyorlar. Ben eğitim uzmanı değilim. Ancak genel manada bazı değerlendirmelerde bulunacağım.

Evvela: İslam alemi ve Türkiye tam bir buçuk asırdır, şu anda Türkiye’nin yaşadığı İslami inkişafı ve maddi refahı yaşamamıştır. III. Selim’den beri arzulanan hedefler, bugün birebir gerçekleşmektedir. Ne hizmet erlerine, ne Işık evlere, ne medreseler, ne Kur’an kurslarına ve ne de hiçbir İslami hizmete engeller çıkarılmak şurada dursun, kapıları aralanmakta ve destekler yağmaktadır.

Abdülhamid’den beri yapılmamış dini eserler ve vakıf eserleri tamirleri yapılmıştır.
– Şu muzafferiyetteki hârikulâde nimet-i İlahiye bir şükür ister ki devam etsin, ziyade olsun.(Tarihçe-i Hayat 139)

İkincisi, Bu ihtilaftan dolayı ehl-i dalalet ve Geziciler keyif içinde ve yangına körükle gidiyorlar. Hocaefendi’nin maalesef ifratkarane beyanatını ve Zaman’ın kışkırtıcı manşetlerini çevire çevire zevkle yayınlıyorlar; yorumlar ekliyorlar. Bülent Arınç meselesinden alamadıkları menfi sonuçları bu meseleden almaya çalışıyorlar. Ehl-i iman ise ağlıyor ve kalpleri sızlıyor.

Üçüncüsü, Hocaefendi’nin beyanatını hissi, aşırı ve mübalağalı buluyorum. İmam Hatipleri hakkındaki beyanatı ne kadar yanlış ve hatalı idiyse, bu da öylesine hatalıdır. Dershaneler meselesini 28 Şubat ile ve hatta daha söyleyemediğim menfi şeylerle kıyaslamak kıyas-ı ma’al-farıktır. Hocamın ehlullah olduğunu kabul edenlerdenim ve hizmet için de dua ediyorum. Ama bu hatalı içtihada karşı fikrimi beyan etmeyi de vazife addediyorum. Buna dayanarak Zaman gazetesinin kışkırtıcı manşetlerini ise hayretle izliyorum ve üzülüyorum. Ehl-i imanın bilezikleriyle bu hale gelen bir gazete Sözcü ile mi yarışmalıydı tahrip ve kışkırtıcılıkta?

Burada şunu anlatırsam daha iyi anlaşılacaktır. İki sene evvel Kazakistan’a gidecektim ve Başbakan ile karşılaştım. Kısa sohbetten sonra bu ziyaretimi öğrenince, ben de sizden evvel gideceğim dedi. Sebebini sordum ve beni hayrete düşüren şu cevabı verdi:

Hocam! Putin’in etkisiyle Kazakistan’daki 25 okulumuza baskılar başladı. Kazakistan Başbakanı imanlı bir genç ve yakın arkadaşım. Bu meseleyi halletmek için gidiyorum.

Şimdi soruyorum: 100 yıllık tarihimiz içinde benzeri bir hadiseyi Merhum Özal’ın bazı hizmetleri dışında söylemek mümkün mü?

Dördüncüsü; Hükümetin yahut Hükümet bürokrasisinin içinde de yangına körükle gidenlerin olduğunu ve hatta hizmete karşı operasyon yürütenlerin bulunduğunu daha evvelki bir makalemde açıklamıştım. Ancak Zaman Gazetesini kuranlardan bir şahsiyet şu anda Milli Eğitim bakanıdır. Mesele çok rahat müzakere edilir. Kaldı ki, Avrupa ülkelerini hiç birinde dershane olayı mevcut değildir. Sadece ve sadece gençlerimizin maneviyat dersini aldığı bu yuvalar, şekil değiştirse bile, varlıklarına ve hizmetlerine asla zarar gelmeyecek bir hale gelmelidir.

Beşincisi; Ben konuşmayacağım. Bediüzzaman’ın dediklerini tekrarlayacağım.

Kur’an-ı Azîmüşşan’ın hürmetine ve alâka-i Kur’aniyenizin hakkına ve imana hizmetinizin şerefine, çabuk bu dehşetli, zahiren küçücük fakat vaziyetimizin nezaketine binaen pek elîm ve feci’ ve bizi mahva çalışan gizli münafıklara büyük bir yardım olan birbirinden küsmekten ve baruta ateş atmak hükmündeki gücenmekten vazgeçiniz ve geçiriniz. Yoksa bir dirhem şahsî hak yüzünden, bizlere ve hizmet-i Kur’aniyeye ve imaniyeye yüz batman zarar gelmesi -şimdilik- ihtimali pek kavîdir. Şualar ( 512 )

İşte ey mü’minler! Ehl-i iman aşiretine karşı tecavüz vaziyetini almış ne kadar aşiret hükmünde düşmanlar olduğunu bilir misiniz? Birbiri içindeki daireler gibi yüz daireden fazla vardır. Her birisine karşı tesanüd ederek, el-ele verip müdafaa vaziyeti almaya mecbur iken; onların hücumunu teshil etmek, onların harîm-i İslâma girmeleri için kapıları açmak hükmünde olan garazkârane tarafgirlik ve adavetkârane inad; hiçbir cihetle ehl-i imana yakışır mı? O düşman daireler ehl-i dalalet ve ilhaddan tut, tâ ehl-i küfrün âlemine, tâ dünyanın ehval ve mesaibine kadar birbiri içinde size karşı zararlı bir vaziyet alan, birbiri arkasında size hiddet ve hırs ile bakan, belki yetmiş nevi düşmanlar var. Bütün bunlara karşı kuvvetli silâhın ve siperin ve kal’an: Uhuvvet-i İslâmiyedir. Bu kal’a-i İslâmiyeyi, küçük adavetlerle ve bahanelerle sarsmak; ne kadar hilaf-ı vicdan ve ne kadar hilaf-ı maslahat-ı İslâmiye olduğunu bil, ayıl!..

Ehadîs-i şerifede gelmiş ki: Âhirzamanın Süfyan ve Deccal gibi nifak ve zındıka başına geçecek eşhas-ı müdhişe-i muzırraları, İslâm’ın ve beşerin hırs ve şikakından istifade ederek az bir kuvvetle nev’-i beşeri herc ü merc eder ve koca Âlem-i İslâmı esaret altına alır.

Ey ehl-i iman! Zillet içinde esaret altına girmemek isterseniz, aklınızı başınıza alınız! İhtilafınızdan istifade eden zalimlere karşı اِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ اِخْوَةٌ kal’a-i kudsiyesi içine giriniz; tahassun ediniz. Yoksa ne hayatınızı muhafaza ve ne de hukukunuzu müdafaa edebilirsiniz. Malûmdur ki; iki kahraman birbiriyle boğuşurken; bir çocuk, ikisini de dövebilir. Bir mizanda iki dağ birbirine karşı muvazenede bulunsa; bir küçük taş, muvazenelerini bozup onlarla oynayabilir; birini yukarı, birini aşağı indirir. İşte ey ehl-i iman! İhtiraslarınızdan ve husumetkârane tarafgirliklerinizden kuvvetiniz hiçe iner, az bir kuvvetle ezilebilirsiniz. Hayat-ı içtimaiyenizle alâkanız varsa, اَلْمُؤْمِنُ لِلْمُؤْمِنِ كَالْبُنْيَانِ الْمَرْصُوصِ يَشُدُّ بَعْضُهُ بَعْضًا düstur-u âliyeyi düstur-u hayat yapınız, sefalet-i dünyeviyeden ve şekavet-i uhreviyeden kurtulunuz!..Mektubat ( 269 – 270 )

Amacından sapmış tartışmaların mahzurları zaman içinde bir bir ortaya çıkar. Yine zaman içinde çoğunlukla taraftarları mahcup oluyor.İlle de haklı çıkacağım diye milyonlarca yüreği param parça etmek, insanın varlık hikmetine uymaz. Çünkü insan hayatın en kıymetli varlığıdır. O kadar kıymetlidir ki, kâinat hayat için, hayat insan için yaratılmıştır.

Yaratıcı Kudret’e göre, bir insan öldürmek (maddeten ya da mânen), tüm insanları öldürmek gibidir!

Unutmayalım ki insan kalbi kırmak ise, inancımızda, “Kâbe’yi yıkmak”la eşdeğer sayılmıştır.

Hamit Derman

11 tane yorum yapılmış

  1. mustafa dedi ki:

    sayın hocam.pek tarafsız olmamışsınız.üstat urfaya gittiğinde devlet onu geri götürmek istediğinde acaba neden itaat etmemiş.1955 menderes döneminde bile üstadı a listesinden çıkarmamışlar.yani en tehlikeli insanların listesi.ayrıca yanılmıyorsam üstat emirdağ lahikasında atatürkten ve inönüden menfi bir şekilde bahsediyor.acaba ağır bir tahrik mi yapmış oldu.şimdi ders vermenin yanında tatillerde veya başka zamanlarda risale okuma programları düzenleyen dershaneler paralel devlet oldular paronayasıyla kapatılmak isteniyor.eğitim açısından hiç tutarlı tarafı yok kapatmanın.gücü fazla kutsamayın bence.bu tartışmada hizmetten uslup hatası yapan çok az.bir güç zehirlemesi yaşanıyor.belki de başka yaranız vardır hizmete karşı bilemiyorum.ayrıca haksızlık karşısında hiç itiraz edilmeyecek mi.iktidara pek dokunmuyorsunuz.bu nasıl kardeşlik ki boğazıma basılıyor ama ben gık bile demeyeceğim.içtihat hatası filan yok bu düpedüz kasıt.belki hollandadaki üniversitenize verilen denklik iptal edilir diye korkuyorsunuz.en zor amellerden birisi de menfaat umduğunun yanında da ve korktuğunun yanında da hakkı haykırmaktır.acaba üstat olsaydı vardır bir hikmeti deyip susarmıydı.yoksa müspet mücadelenin en kralını mı yapardı.unutmadan acaba kalpleri kırmaya başlayanlar kim.hürmetlerimi sunarım

  2. Haksızlık karşısında susan, dilsiz şeytandır.Hadis-i Şerif
    Haksızlığa karşı susarsanız, hakkınızla birlikte şerefinizi de kaybedersiniz.Hz. Ali (r.a.)
    Haklı isen korkma! Hak seni korur.Hz. Ali (r.a.)
    Haksızlığa baş kaldırmayanlar, onlardan gelecek her kötülüğe katlanmalıdır. Hz. Ali (r.a.)
    Hz.Ali (r.a.) efendimize kulak verelim.
    Acelenin meyvesi yanlışlıktır.
    Aç kalmak, alçalmaktan hayırlıdır.
    Açık kalpli, mert düşman, içinden pazarlıklı dosttan iyidir.
    Adalet için en büyük talihsizlik, devleti idare edenlerin zalimliğidir.
    Adalet, halkın dirliği ve düzeni, idarecilerin ise süsü ve güzelliğidir.
    Adalet ve eşitliği gözetmek siyasetlerin en iyisidir.
    Adil ol, kudretin sürekli olsun.
    Affetmekten utanmayın. Cezalandırmakta acele etmeyin.
    Akıl gibi mal, iyi huy gibi dost, edep gibi miras, ilim gibi şeref olmaz.
    Akıl gibi zenginlik, cehalet gibi yoksulluk yoktur. Edebe uymak bir kazanç, danışmak bir güçtür.
    Akıllı bir insan fakir olabilir, fakat o hiç kimsenin sadakasına muhtaç değildir.
    Akıllı kişi, tecrübelerden ibret alan kimsedir.
    Akıllı olan kemal, cahil olan mal ister.
    Akıllı düşmanınsa bile danış, bilgisiz dostun fikrini geç.
    Akıllının dili kalbindedir, ahmağın dili ise ağzındadır.
    Akıllının tahmini, cahilin kesin bilmesinden daha doğrudur.
    Akıllı insanlar az konuşur. Çok söyleyenler, yalnız ahmaktırlar.
    Aleyhine kesin delil olmayan kişiyi mazur tutun; o kişi benim.
    Alışkanlık, insana musallat olur ve onu kontrolu altına alır.
    Alışkanlık insanın ikinci tabiatı gibidir.
    Aptallığın en büyüğü medh ve zemde ifrada kaçmaktır.
    Aşağılık insanlarla yakınlaşmaktan kaçın, onlar ki yapmacık sevgilerini gösterip içlerinde kötülüğü saklarlar. Onları hoşnut tuttuğun sürece sana sevgi duyarlar, verili olmaktan geri kalırsan sana zehirlerini akıtırlar.
    Aynı anadan babadan doğanlar, senin miras kardeşlerin; uzak yerlerden gelen, huyu suyu sana benzeyenler ise senin öz kardeşlerin sayılırlar.
    Azarlamada aşırılık inat ateşini alevlendirir.
    Azgınlığın sonu ya rezil veyahut yok olmaktır.
    Azim ve sebat, insanların en büyük yardımcısıdır.
    Bağışlamak, büyüklüğün şanındandır.
    Başa kakmak suretiyle iyiliğini boşa giderme.
    Başkalarını ıslah etmek istiyorsan önce kendini ıslah etmelisin. Kendin fasid olduğun halde başkalarını ıslah etmeye kalkışman en büyük ayıplardandır.
    Başkalarının felaketinden hisse kapanlar, geçmiş musibetlerden ders alanlar, cidden bahtiyar insanlardır.
    Başkalarının iyi hareketlerini takdire çalışınız. Derhal dostlarınızın çoğaldığını göreceksiniz.
    Başkasında gördüğün fena bir huyu hemen nefsinde ara ve ondan kaçın.
    Beceremeyeceğin bir iş için söz verme.
    Benim üç türlü dostum vardır: benim dostlarım, dostlarımın dostları ve düşmanlarımın düşmanı.
    Bırak bu içindeki ikiliği atıl ateşe, sönmeye yüz tutsa da onu alevlendir.
    Bildiği halde susmak, bilmediği halde konuşmak kadar çirkindir.
    Bilge insan çalışmasına, bilgisiz de boş hayallerine güvenir.
    Bilgin bir söz ehli olamıyorsan, hiç olmazsa dikkatli bir dinleyici ol.
    Bilgin ölü olsa bile diridir. Cahil ise diri olsa bile ölüdür.
    Bilmediğiniz sözü söylemeyin; çünkü gerçeğin çoğu, inkar ettiğiniz şeylerdir.
    Bin defa mazlum olsan da bir defa zalim olma.
    Bin kapıdan, yüz bin kaleden içeri girebilirsin de küçücük bir gönülden içeri giremezsin.
    Bir devletin başı, sahip olduğu iktidardan; bilgin, ilimden; iyiliksever, yaptığı iyiliklerden; ihtiyar da yaşından ötürü saygı görür.
    Bir devletin çökmesi şu dört sebebe bakar: Esas prensiplerinden ayrılma, ikinci planda olan şeylere önem verme, aşağılık kimselerin ön safa geçmesi ve erdemli kişilerin arka plana atılması.
    Bir gerçeği savunurken ona önce kendimiz inanmalıyız; sonra da başkalarını inandırmaya çalışmalıyız.
    Bir işi yapmadan önce tedbir almak, insanı pişmanlıktan kurtarır.
    Bir hata işlediğiniz vakit, onu itiraftan çekinmeyiniz. Eğer böyle yaparsanız, o hatayı görmüş olanların aleyhinize verecekleri hükmün önüne geçersiniz.
    Birisini övmede aşırı gitmeyin ve abartmayın.
    Bir kişiyi layığından fazla övmek riyadır, dalkavukluktur; layığından az övmek ise ya dilsizlikten ileri gelir, ya hasetten.
    Birinin aleyhinde söylenen sözü dinleyen, o sözü söyleyen gibidir.
    Birisinin suçunu bağışladıktan sonra pişman olma; cezalandırdığın zaman da sevinme.
    Bütün insanlar Allah’ın kuludur. Lakin hiçbir kimse, diğer bir kimsenin kulu değildir.
    Büyük günahların kefareti, zulme düşenlere yardım etmek, acze düşenleri ferahlandırmaktır.
    Cahil dosttan ziyade akıllı düşmana güven.
    Cahil ile sakın latife etme. Dili zehirli olduğundan gönlünü yaralar.
    Cahil, ne kendi eksiğini görür, ne de öğütlere kulak asar.
    Cahiller çoğalınca bilginler garip olurlar.
    Cömertlik, istemeden önce vermektir; istendikten sonra vermek utançtandır ve kötüdür.
    Çalışan kötülük düşünemez, çalışmayan da kötülükten kurtulamaz.
    Çoğu insan medhedilip övüldüğü için gurura kapılır.
    Çoğu sözler hamleden daha serttir.
    Çok akıllı insanlar başkalarının hatalarından öğrenirler ve hata yapmazlar; akıllı insanlar hata yapar ve ders çıkararak bir daha yapmazlar; ahmak insanlar da sürekli hata yapar, gene de ders çıkarmazlar.
    Çok kimseler varisleri kavga etsinler diye mal toplamaya çalışırlar.
    Dil aklın tercümanıdır.Dil insanın terazisidir.
    Dilini sövüp saymaya alıştırma. Tatlı dilli ol. Kötü söz alışkanlığı insanı soysuz yapar.
    Dilini küfre alıştırma. Tatlı dilli ol. Yoksa önüne gelene havlayan köpeklere dönersin. Halkı zorla kendinden nefret ettirirsin.
    Dilsiz ol, yalancı olma.
    Dilinizi daima iyi kullanınız. O sizi saadete götürdüğü gibi, felakete de götürebilir.
    Doğru, dürüst ve nazik kişileri seçin ve çıkar ummadan ve korkmadan acı gerçekleri söyleyebilenleri tercih edin.
    Doğru söz söyleyenin delili kuvvetli olur.
    Doğruluk, hakkın dilidir.
    Dost, sen yokken dostluk şartını yerine getiren kimsedir.
    Dostun olmayışı, bir çeşit gariplik ve yalnızlıktır.
    Dostları yitirmek gurbete düşmektir.
    Dostlarının kötüsü seni iyi gününde arayıp sıkıntılı zamanında yüz üstü bırakandır.
    Dostlukta aşırı gitme, kimbilir belki o dostun bir gün düşmanın olur, düşmanlıkta da aşırı gitme, kimbilir belki o düşmanın bir gün dostun olur.
    Dostunun düşmanını kendine dost seçme.
    Dünya geçici gölgedir.
    Dünyayı yutsa yoksul kalacak biri vardır: Aç gözlü.
    Düşene sevinme, zamanın sana ne sakladığını bilemezsin.
    Düşmanlık, kalbi meşgul eder.
    Düşünce ve prensiplerini kendi hayatlarında da uygulayan kimselerin bilgi ışıklarıyla aydınlanınız.
    Edep, en iyi mirastır.Edep, had tanımaktır.
    Eğer ararsak kendimize kolayca düşman bulabiliriz, ama ne kadar ararsak dost bulmak kolay değil.
    Eğer bilgiyi hak edene vermezseniz o kişiye zulmetmiş olursunuz; hak etmeyene verirseniz bilgiye zulmetmiş olursunuz.
    Eğer hayırlı bir iş görmek istersen, bugünün işini yarına koyma. Çünkü yarına kadar ne olacağı belli değildir. Fena bir işe başlayacağın zaman da acele etme. Belki hayırlı bir düşünce, sana o fenalıktan gelecek olan tehlikeye mani olur.
    Emanetin en feyizlisi ahde vefadır.
    Emriniz altında bulunanların hataları karşısında hemen öfkelenip kendinizi kaybetmeyin.
    En ahmak insan, kendini herkesten akıllı sanandır.
    En akıllı insan, öğütleri dinlemekten vazgeçmeyen insandır.
    En kötü şey, insanın kendisini beğenmesidir.
    En kuvvetli kişi, kendi nefsine galip olan kişidir.
    En talihsiz memleket, insanlarının her türlü güvenlikten yoksun yaşadıkları memlekettir.
    En yakını yitiren, en uzağı yardımcı olarak bulamaz.
    Erdemin başı ilimdir.
    Evlatlarınızı yaşayacakları zamana göre terbiye ediniz.
    Ey ademoğlu, ihtiyacından fazla kazandığın şeyi, başkası için biriktirmedesin.
    Ey insanlar! Bilgi edindiğiniz zaman hidayete ermeniz için bilginize uyunuz. Çünkü ilminin tersine hareket eden alim, cehaletten ayrılmaz, yolunu kayıp etmiş cahile benzer.
    Eziyet etme, eziyete engel ol. Diline sahip ol, can feda olsun sana yardımcı olan dost arkadaşlığına.
    Fazilet sahibinin kıymetini, ancak fazilet sahibi bilir.
    Fırsat karınca yürüyüşü ile gelir, yıldırım hızı ile gider.
    Fikir çatışmalarından hakikat çıkar.
    Gazap ve öfkeden kaçınınız. Çünkü onun başlangıcı delilik ve sonu ise pişmanlıktır.
    Geçimini mertçe kazanmaya çalış. Nefsini alçaklıktan koru ki, fakir olsan bile şerefli kalasın.
    Gerçek bilgin, bildiklerinin bilmedikleri yanında daha az olduğunu anlayandır.
    Gerçekle savaşan, elbette alt olur gider.
    Gerçekleri söylemekten korkmayınız.
    Gözleri kör olan birisine doğanın ne kadar güzel olduğunu anlatamazsınız.
    Günahın en kötüsü, hafife alınan günahtır.
    Güzel bir siyaset, iktidarı sürekli kılar.
    Haddini bilen kimse, hakaret görmez.
    Halka karşı daima içinizde sevgi ve nezaket besleyin. Onlara bir canavar gibi davranmayın ve onları azarlamayın.
    Halkın güvenini kazanın ve onların iyiliğini istediğinize kendilerini inandırın.
    Hakiki dost sıkıntılı zamanlarda, senin gurur ve izzet-i nefsini kırmadan, sana yardım edenlerdir.
    Haksız kazanç ve ahlaksızlıklara düşmemeleri için memurlarınıza yeterince maaş ödeyiniz.
    Haksızlık önünde eğilmeyiniz. Çünkü haksızlıkla beraber şerefinizi de kaybedersiniz.
    Haksızlıklara isyan etmeyenler, onlardan gelecek her musibete katlanmalıdır.
    Halk için en büyük felaket, düşünce ve bilim adamlarının düşük ahlaklı kimseler oluşudur.
    Halka hürmet edenler hürmete mazhar; halkı tahrik edenler hakarete layık olurlar. Halka saygınlık veren kişi, saygın tutulmuştur. Halkı küçümseyenlerse saygı görmemişlerdir.
    Halkın önderi olmak isteyen biri önce kendisini ıslah etmeli, daha sonra başkalarını ıslah etmeye başlamalı ve söz ile diğerlerine edep öğretmeden önce güzel davranışı ile onlara edep öğretmelidir.
    Hayatın karşına çıkardığı müşkül hadiselere sabır ve tahammül et. Onları hiç kimseden bilme ve hiç kimseye karşı kalbinde bir adavet besleme; hiç kimseye hiddet ve şiddet gösterme. Bu suretle hareket edersen en büyük müşkülleri bile yenersin ve sen de “insan-ı kamil” mertebesine erersin.
    Hayrı yapan, hayırdan da hayırlıdır; şer isteyense şerden de kötüdür.
    Herhangi bir işte acele etme, hataya düşersin.
    Herkesin değeri, onun himmeti kadardır.
    Herkes için tatlı ya da acı bir son vardır.
    Herşey akla muhtaçtır, akıl da eğitime.
    Herşeyin sonunu uzun uzun düşünen ve bir türlü karar veremeyenlerden,
    şecaat ve cesaret namına hiçbir şey beklenemez.
    Hırs seni kul etmesin, Allah seni hür yarattı.
    Hızlı yükselenlere imreniliyor. Oysa en hızlı yükselenler toz, duman, saman ve tüydür.
    Hiçbir zaman vaadinizden ve sözünüzden dönmeyiniz.
    Hiçbir işte lüzumundan fazla aceleci olma. Dikkatli davranış sahibi olanlar, kendilerini bir çıkmaza girmekten muhafaza etmiş olurlar.
    Huzur ve barışçıllığı arkadaş edinmişe yakınlaş, arkadaşlığından mutlu olmadığın kişiden uzak ol.
    İbret alınacak şeyler ne çok, ibret alanlarsa ne az.
    İhtiraslı kimse bütün dünyaya sahip olsa da yine fakirdir.
    İki yüzlü insanlardan uzaklaşınız. Zira iyi vaktinizde etrafınızda dönüp dolaşırlar. Kötü vaktinizde derhal sizden kaçarlar.
    İki yüzlünün dilinde tat, kalbinde fesat gizlidir.
    İlim hiçbir servet ile satın alınmaz. Onun içindir ki, bir cahil ne derecede zengin olursa olsun, en fakir bir alim ile mukayese olunmaz.
    İlim maldan hayırlıdır: İlim seni korur, malı sen korursun. Mal vermekle azalır, ilim öğrenmekle artar. İlim hakimdir, mal ise mahkum. İlim sahibi cömert olur, mal sahibi cimri olur. İlim ruhun hakimidir, ilim sahibi cömert olur, mal sahibi cimri olur. İlim ruhun gıdasıdır, mal ise cesedin gıdasıdır. Mal uzun zaman sürecinde tükenir, ilim ise tükenmez ve eksilmez. İlim kalbi aydınlatır, mal ise kalbi katılaştırır. İlim peygamberlerin, mal ise eşkiyaların mirasıdır.
    İnanan insanın yüzünde güleçlik vardır, kalbindeyse hüzün. Gönlü herşeyden geniştir, nefsi herşeyden alçak. Yücelikten nefret eder, şöhrete düşmandır, gamı gussası uzundur, düşünmesi derin, susması fazladır. Vakti yoktur, çok şükreder, çok sabreder, düşünceye dalmıştır. İhtiyacı olanları görünce, kendi ihtiyacını hatırlamaz bile. Huyu güzeldir, geçinmesi hoş ve yumuşak. Şeref bakımından serttir, huy bakımından alçak.
    İnat kötülüklerin kaynağıdır.
    İnatçılık savaş ve düşmanlığa yol açar.
    İnsaf ihtilafı giderir ve arkadaşlığa yol açar.
    İnsan belayı dilden bulur.
    İnsanda dil olmazsa, insan söz söylemezse, surete bürünmüş bir varlıktan yahut başıboş bırakılmış otlayan bir hayvandan başka ne olabilir ki?
    İnsanın en şiddetli düşmanı gazabıyla şehvetidir.
    İnsanlar yaşarken uyur, ölürken uyanırlar.
    İnsanlara faydası olmayanı ölüler arasında say, git.
    İnsanları alçaltan ve nihayet mahveden üç şeyden birincisi hasislik, ikincisi servet düşkünlüğü, üçüncüsü ise bencillik ve kibirdir.
    İnsanların en acizi insanlardan kardeş edinemeyenidir. Bundan daha acizi de kardeş edindikten sonra onu yitirendir.
    İnsanların en alçağı haksız yere başkalarına hakaret edendir.
    İnsanların en güçsüzü dost bulmada güçlük çekendir, ondan daha güçsüzü ise, dostlarını yitirip yapayalnız kalandır.
    İnsanların en fazla bağışlaması gerekeni, ceza vermeye en fazla gücü yetenidir.
    İnsanların kıymeti, yaptıkları iyilikler ile ölçülür.
    İşlerin en zoru alışkanlığı terketmektir.
    İyilik yapandan şüphelenmek, haksızlıkların en çirkini ve günahların en büyüğüdür.
    Kadına aşırı düşkünlük ahmakların işidir.
    Kalp kör olduktan sonra gözlerin görmesinde hiçbir fayda yoktur.
    Kardeşi için kuyu kazan, o kuyuya akibet kendisi düşer.
    Kendi çocuğunu edeplendirdiğin şeyle yetimi de edeplendir ve çocuğunun eğitimi için yararlandığın yerden yetim için de yararlan.
    Kendini güçlükler karşısında sabretmeye alıştır, çünkü haksızlıklar karşısında sabretmek en iyi ahlaktır.
    Kendisini beğenen ve kendisinden razı olan bir kimsenin kusur ve zaaf noktaları aşikar olur.
    Kınama ve azarlamada aşırı gitmek inada neden olur.
    Kıskanç insan hiçbir zaman rahat ve huzur yüzü görmez.
    Kıskançlık ateşin odunu yediği gibi iyilikleri yer.
    Kim bir işte halka öncü olursa, başkasını terbiyeye kalkmadan kendisini terbiye etmeli. Bu terbiye de diliyle öğüt vermeden önce, huyuyla öğüt vermek suretiyle olmalı. Nefsine muallim olup kendini terbiye eden kişi, insanlara muallimlik edip onları terbiye edenden daha fazla ululanmaya değer.
    Kimin söylediğine değil, ne söylediğine bak.
    Kişi bilmediğinin düşmanıdır.
    Kötü insanlarla oturup kalkmak, iyi insanlar hakkında su-i zan doğurur.
    Kutsal görevinizin yoksul, sakat ve yetimlere bakmak olduğunu hiç aklınızdan çıkarmayın. Memurlarınız onları incitmesin, onlara kötü davranmasın. Onlara yardım edin, koruyun ve yardıma ihtiyaç duydukları her zaman huzurunuza çıkmalarına engel olmayın.
    Küçük bir insandan gelen büyük bir fikri küçümseme.
    Mal çokluğu kalpleri bozar, günahları doğurur.
    Mal-mülk insanın gözünü doyurmaz, kalp zenginliğine çalış.
    Mazluma yardımcı ol, zalime düşman kesil.
    Mazlumun öç alma günü zalimin zulmettiği günden daha korkunçtur.
    Memurlarınızı seçerken zalim yöneticilere hizmet etmemiş ve devletin suçlarından ve zulümlerinden sorumlu olmamış bulunmalarına dikkat ediniz.
    Milletlerin ölçü ve terazisi adalettir.
    Mükemmel insan eksiklerini ve kusurlarını bilendir. En kötüsü ise insanların doyumsuz isteklerin ve hırsın peşine düşmesidir.
    Ne yüksek mevki ile sevin, ne de düşkün olduğuna üzül.
    Nerede bir bilgin görürsen, hemen buyruğunu kabul edip hizmetine gir.
    Öfke delilikten bir bölümdür. Çünkü sahibi nadim olur, nadim olmuyorsa deliliği adamakıllı pekişmiş demektir.
    Öfke korkunç bir ateştir. Onu bastıran ateşi söndürür, yapamayan içinde yanıp gider.
    Öfke ve kızgınlıktan koru kendini. Çünkü başlangıcı delilik, sonu pişmanlıktır.
    Ölümü unutmak, kalbi paslandırır.
    Önder önce kendini eğitmeli, sonra diğerlerini. Önce kendi edebiyle örnek olmalı, sonra öğüt ve nasihatla.
    Öyle bir devir ki hiçbir arkadaşın senden hoşnut değil ve öyle bir devir ki hiçbir dostun sana dürüst ve gerçek dost değil.
    Öyle bir kimseyi dost tut ki, aranızda kardeşlik husule gelsin ve senin bulunmadığın yerlerde, seni müdafaa etmek için düşmanlarınla pençeleşsin.
    Parçalayıcı ve yiyici yırtıcı hayvan, zalim ve zorba bir validen iyidir.
    Renkten renge giriş, inançtan inanca geçiş, ahmaklığın alametlerindendir.
    Sabır acılığının meyvesi zaferdir.
    Sakın başkasının kölesi olma; çünkü Allah seni hür yaratmıştır.
    Sana cefa edeni utandırman için hoşça geçinmeye çalış.
    Sana niçin yaptığını sorduklarında utanacağın ve yalanlamaya kalkacağın işleri yapmaktan çekin.
    Sana öğüt veren, sana geniş kredi açmış tüccara benzer.
    Seni, sende bulunmayan özellikler ve değerler icat ederek koltuklayan, bir gün gelir yapmadığın suçları da üstüne yığarak seni çekiştirmeye, çeliştirmeye kalkar.
    Siyasetlerin (yönetimlerin) en zoru alışkanlıkları değiştirmektir.
    Sizin en kötünüz insanları çekiştirerek dostlar arasında ayrılık düşüren ve temiz insanlara kusur bulan kimsedir.
    Söz dilinin sustuğu ve amel dilinin söylediği nasihat hiçbir kulak tarafından kovulmaz ve onun faydası ile hiçbir fayda bir olmaz.
    Söz sizin ağzınızda olduğu sürece, söz sizin esiriniz, söz ağzınızdan çıktıktan sonra siz sözünüzün esiri olursunuz.
    Şahsınıza fenalık eden bir düşmanı affediniz. Lakin vatanınıza ve milletinize fenalık eden bir kimseyi asla affetmeyiniz.
    Şehvet bir kapıdan girer, akıl öbür kapıdan çıkar.
    Şerefine düşkün olan kötü cevap almaktan kendini sakınır. İnsanların davranışlarını düşünerek ve gözeterek onlarla uyum içinde yaşayan kendi kişiliğini de korur.
    Şiddetli istek mutluluğun en büyük düşmanıdır.
    Tamah mihneti davet eder.
    Taraf tutmayın, bazı insanları kayırmayın. Bu tür davranışlar sizi zulme ve despotluğa çeker.
    Tevazu gösteriniz ki, halkın hürmet ve saygısını kazanasınız.
    Üç şey hayatı tatsızlaştırır: kin, kıskançlık ve kötü huyluluk.
    Üç şeyi kendinizde tutup saklayınız: cesaretiniz, bilginiz ve malınız. İnsanlar bu üç sahip olduğunuz şeye düşmandır ve o insanları ancak bu üç şeyi kaybetmeniz sevindirir.
    Ya siz bizi yok edersiniz ya da biz sizi yok ederiz. Ya da barışı daha uygun görürsünüz.
    Yalancıların başlıca sıfatları şunlardır: Önce sana diller döker, birçok şeyler vaad eder, sonra senden vazgeçer, daha sonra da arkandan senin aleyhine birçok şey söyler.
    Yaşamın tecrübeleri doğru karar verebilmeyi öğretti, öyle ki artık beni bitirmeye, yok etmeye gelen şeyleri ben bitirip yok ettim.
    Yeni mal mülk edinmeden önce yığdıklarınızı kullanınız.
    Yüzünüze karşı yapılan şişirme övgüleri dinlemekten kendinizi koruyunuz. Çünkü onlar kalpleri kirletip ortalığa pis bir koku yayarlar.
    Yumuşak ahlak soyluluk ve büyüklüktendir. Yumuşak huyluluğun bitmez tükenmez kaynağı ol. Kimseye asla eziyet etme, yaptığın şeyin sonuçlarını görür ve duyarsın.
    Zalime gelip çatan adalet günü, mazlumun uğradığı cevir ve cefa mihnetinden çetindir. Şiddet son dereceyi buldu mu ferahlık gelir çatar. Bela halkaları tam daraldı mı genişlik yüz gösterir.
    Zaman uzasa, sonu gecikse bile sabreden mutlaka zafere ulaşır.

  3. Hakkal Yakin dedi ki:

    Selamunaleykum degerli dostlar,

    Dershane tartismasi yüzde yüz hükümet kabahatidir. Milletin actigi ve gururu olan dershaneleri ne maksatlan kapatmak istesin akli selim insan? Bunun yaninda Akgündüz hocam maalesef meselenin siyasi boyutunu görmemis. Oslo’da PKK-MIT görüsmesinde Dershane meselesi ana konudu, acaba niye? Öcalan niye Said Nursiye Ermeni dönmesi demisti, niye PKK-KCK doguda kendi “dershane”lerini acmaya basladilar? Sayin hocam, bu meselede orta yol yok, Hak yol, batil yoldan ayri oldugu gibi, hakli ve haksiz taraf belli.

    Saygilar

  4. erdem dedi ki:

    Galaxi yayıncılık bu kadar söze hacet yok mesele nazik arada fesat çıkarmaya çalışanlar var. Buradan vurup ülke gemisini devirmek isteyenler çok Aynı gemideyiz dikkat edelim lütfen aklı-ı selim galip gelsin haksızlıklar zamanla giderilir… İnşaallah . Müminler bir vücudun azaları gibidir kendi azasını kesen ahmak adam gibi olmayalım…

  5. Tüm Nur talebeleri karşı çıktığı, bizzat üstadım olmaz dediği sadeleştirme tahrif hareketini yaparak.. sungur ağabeyimizin Sadeleştirmeyi yapanların elleri ayakları kırılsın demesi..
    el ayak mahiyetinde dersaneler olması..
    ve netice..

  6. mustafa dedi ki:

    yapma be kardeş.kuranın meali varken risalenin sadeleştirmesi niye olmasın.bu tahrif mi.yoksa daha fazla anlaşılması için yapılan bir hizmet mi.sen şimdi hocaefendinin üstada ihanet ettiğini ima ettin.bravo doğrusu.ne güzel mantık.dershaneler hocaefendinin eli ayağı değil ki,onlar bir bakıma hizmetin eli ayağı.sonra sen sungur abimizin öyle dediğini kendi ağızından duydun mu.kendine nura müştak diyorsun ancak ona göre davranmıyon.hüsnü zanna yol varken suizan yapılmaz.mübarek kardeşim benim hiç mi hüsnü zanna yol bulamadın.”zulmun olduğu yerde tarafsız olmak namussuzluktur”.bu dershanelerde hiç hizmet te yapılmasa yine kapatmak zulümdür.aslında bu işin arkasında olanlar risale cemaatlarının hepsine karşılar.bunu anlayamıyorsunuz.ülkemizin üzerinde müthiş bir iranizasyon çalışması olduğunu inşallah zamanla daha iyi anlaşılacaktır.hakkını helal et kardeş.herkes aynı düşünmek zorunda değildir tabiiki

  7. Uhuvvet dedi ki:

    Dershane tartismasinda bizzat dikkat edilecek husus, internette dolasan fitne cocuklari bir tarafa ait olarak gözüküp, diger tarafi kiskirtabiliyor. Münafiklarin oyununa gelmeden Nur mensublari olarak, kardesligimize zarar getirmeyelim. Makul olan neyse, o dogrudur. Dershanelerin zorlan kapatilmasi dinen de, ahlaken de, serbest piyasa ekonomisi acisindan da yanlistir. Dünyaya Demokrasi dersi vermek isterken, sinifta kalmak yakismadi Büyüklerimize. Allah af etsin.

  8. Nâbî dedi ki:

    “Risale-i Nur Kur’an-ı Mu’ciz-ül Beyan’ın taht-ı tasarrufunda olduğundan, ona uzanan, ilişmek isteyen her el kırılır ve her dil kurur. Kur’an-ı Mu’ciz-ül Beyan’ın وَمَا اَرْسَلْنَا مِنْ رَسُولٍ اِلاَّ بِلِسَانِ قَوْمِهِ kavl-i şerifinin îma ve işaratından şu devrede Türk lisanının sadmeler geçirmesine bakılırsa, “Risale-i Nur”, Türkçe’de, lisan üzerinde de imam olacağına; yani yarın hâlis Türkçe olan Risale-i Nur’un kesb-i imtiyaz edip diğerlerini terkedeceklerine dair işaret-i Kur’aniyedendir demiş olsam hata etmemiş olurum zannederim.”
    Emirdağ Lahikası-1 ( 99 )

  9. Nâbî dedi ki:

    “Bunun için, safdil gördükleri dostların dostlarına veya dostlara samimî görünerek “İfrata gidiyorsunuz” gibi, bir takım şeyler söylettiriyorlar. İşte böyle sinsi, böyle dessas, böyle entrikalı, çeşitli iftiralarla bizi korkutmaya, yıldırmaya ve susturmaya çalışıyorlar.” Konferans ( 49 )

  10. Nâbî dedi ki:

    “Dostların hataları, hizmetimizde bir nevi zulüm hükmüne geçtiği için, çabuk çarpılıyor. Şefkatli tokat yer, aklı varsa intibaha gelir. Düşman ise, hizmet-i Kur’aniyeye zıddıyeti, mümanaatı, dalalet hesabına geçer. Bilerek veya bilmeyerek hizmetimize tecavüzü, zındıka hesabına geçer.” Lem’alar ( 47 – 48 )
    *************************************************
    Ahir zamanda imansızlığa karşı muvaffak olabilmiş en tesirli hareket olan Risalei Nura ilişmek, imansızlık hesabına geçeceğini her aklı olanın düşünerek nerde durduğuna dikkat etmesi gerekir. Bu kadar izahtan sonra safdillik de özür olmayabilir! Allah aklımızı başımıza aldırsın lütfuyla.

Sende yorum yazabilirsin