Dimağın iltizam mertebesi

Dimağın altıncı mertebesi “iltizam” kelimesiyle ifade edile gelen tarafgirlik, savunma, müdafâa etme ve îmân edip değer verdiği hususların taraftarı olma hâletidir.

Gönül dünyasında taraftar olunan hususların, zihnen savunulmasına, söz ile ifâde edilmesine ve bu uğurda mücadeleye “iltizam” denir.”1 Taassub2 dimağın iltizam mertebesinde doğar. İltizam, bir şeyi kendine lâzım kılma, icrasına cehdettiği şeyi kendi üzerine vâcib ve zorunlu kılma hâline denir. Aynı zamanda  bir şeyi gerekli bulma, tarafgirlik etme, birinin tarafını tutmak mânâsına da gelir. İnsan akıl ve kalp olarak gerekli ve doğru bulduğu bir şeyi artık kendi için icra edilmesi, gerekli bir vazife olarak görür ve ona bütün gayreti ile taraftarlık gösterir.

Dimağın iltizam mertebesinin neticesi taassuptur. Taassuba menfî ve müsbet olarak iki cihetle bakabiliriz. Taassub menfî cihetten bir nev’î cehl-i mürekkebin menşeîdir. Cemiyette “seviye-i irfan bir olmadığından, fırkalarda husûmet, taassup ve taraftarlık intaç eder.”3 Çünkü “Vahşet ve cehaletten de husûmet ve taassup çıkıyor.”4 “Hem de keşf-i hakîkate mani olan iltizam ve taassup ve taraftarlığın müdahaleleri”dir.5 İşte birçok insanın benim fikrim dediği enenin eşgal-i habisesinin menşeî olan ‘fikr-i infirâdî’ denilen ‘tahtiecilik’ bu mertebenin neticesi olmalıdır. Ancak şu nokta da unutulmamalıdır. “Zaman-ı medeniyette, ecnebiler, medenî ve kuvvetli olduklarından, zararlı olan husûmet ve taassup zail olmuştur.”6 “Hem de, ecnebiler medeniyetleriyle beraber kuvvetli olduklarından, taassup ve husûmete mahal kalmamış.”7 Evet “İnat bazen müfrit fırka mutaassıplarına, dalâl ve batılı iltizam ettirir.”8

Bediüzzaman Hazretleri “Vicdanın ziyası, ulûm-i diniyedir. Aklın nuru, fünun-i medeniyedir. İkisinin imtizacıyla hakikat tecelli eder. O iki cenah ile talebenin himmeti pervaz eder. İftirak ettikleri vakit birincisinde taassup, ikincisinde hile, şüphe tevellüt eder.” der.9 “Evet, dine imale etmek ve iltizama teşvik etmek ve vazife-i diniyelerini ihtar etmekle dine hizmet olur. Yoksa, ‘dinsizsiniz’ dese, onları tecavüze sevk etmektir. Din dâhilde menfi tarzda istimal edilmez.”10

İltizama hak ve hakikat nokta-i nazarından bakılacak olursa “İslâmiyet, iltizamdır… İslâmiyet, hakka tarafgirlik”tir11 “Evet, İslâmiyet’in şe’ni, metanet, sebat, iltizam-ı hak olan salâbet-i diniyedir. Yoksa cehilden, adem-i muhakemeden neş’et eden taassup değildir. Bence taassubun en dehşetlisi, bazı Avrupa mukallitlerinde ve dinsizlerinde bulunur ki, sathî şüphelerinde muannidâne ısrar gösteriyorlar; bürhan ile temessük eden ulemanın şe’ni değildir.”12 “Zira, îmân tasdikle beraber hem iz’andır; iz’an ile beraber teslim ve iltizamdır. Eğer zaafı olmazsa, iltizamla beraber mânevî imtisaldir.”13 Ey insan “İslâmiyet iltizamdır.”14 ve “İltizam başka, itikad başkadır.”15 Öyleyse “İltizam îmânın lâzımı.”dır.16 Demek ki iltizam-u itikat, her dem mesele-i îmânın şe’nidir.

Şu nokta da nazar-ı dikkatten kaçırılmaması gerekir. Bazan da “müslim-i gayr-ı mü’min” sıfatına lâyık olanlar iltizam-ı hak ve hak taraftarı olabiliyorlar.

Bediüzzaman Hazretleri bu noktaya şöyle işaret ediyor: “Eskide bazı dinsizleri gördüm ki, ahkâm-ı Kur’âniyeye şiddetli tarafgirlik gösteriyorlardı. Demek, o dinsiz, bir cihette hakkın iltizamıyla İslâmiyet’e mazhardı; dinsiz bir Müslüman denilirdi. Sonra bazı mü’minleri gördüm ki, ahkâm-ı Kur’âniyeye tarafgirlik göstermiyorlar, iltizam etmiyorlar; gayrimüslim bir mü’min tabirine mazhar oluyorlar.”17

Dipnotlar:

1- http://hikmet.net/tag/taakkul/

2- Bir şeye veya bir kimseye taraflı olma, tutucu davranma, aşırı bağlanma.

3- Eski Said Dönemi Eserleri (Makalat), 2013, s. 104.

4- Eski Said Dönemi Eserleri (Makalat), 2013, s. 86.

5- Muhakemat, 2013, s. 73.

6- Eski Said Dönemi Eserleri (Makalat), 2013, s. 73.

7- Eski Said Dönemi Eserleri (Makalat), 2013, s. 92.

8- Eski Said Dönemi Eserleri (Sünûhat), 2013, s. 499.

9- Eski Said Dönemi Eserleri (Münâzarât), 2013, s. 291.

10- Eski Said Dönemi Eserleri (Sünûhat), 2013, s. 498.

11- Mektubat, 2013, s. 58.

12- Eski Said Dönemi Eserleri (Münâzarât), 2013, s. 294.

13- Eski Said Dönemi Eserleri (Lemaat), 2013, s. 769.

14- Mektubat, 2013, s. 58.

15- Mektubat, 2013, s. 798.

16- Eski Said Dönemi Eserleri (Hakikat Çekirdekleri), 2013, s. 750.

17- Mektubat, 2013, s. 58.

Abdülbakî ÇİMİÇ

Sende yorum yazabilirsin