Ey biçare insan! Aklını başına al, ehl-i dalâletin vekilini dinleme.


EHL-İ DALÂLETİN vekili, tutunacak ve dalâletini ona bina edecek hiçbir şey bulamadığı ve mülzem kaldığı zaman şöyle diyor ki: “Ben, saadet-i dünyayı ve lezzet-i hayatı ve terakkiyât-ı medeniyeti ve kemâl-i san’atı, kendimce, âhireti düşünmemekte ve Allah’ı tanımamakta ve hubb-u dünyada ve hürriyette ve kendine güvenmekte gördüğüm için, insanın ekserisini bu yola şeytanın himmetiyle sevk ettim ve ediyorum.”

Elcevap: Biz dahi Kur’ân namına diyoruz ki: Ey biçare insan! Aklını başına al, ehl-i dalâletin vekilini dinleme. Eğer onu dinlersen hasâretin o kadar büyük olur ki, tasavvurundan ruh, akıl ve kalb ürperir.

Senin önünde iki yol var: Birisi, ehl-i dalâletin vekilinin gösterdiği şekavetli yoldur. Diğeri, Kur’ân-ı Hakîmin tarif ettiği saadetli yoldur.

İşte, o iki yolun pek çok muvazenelerini, çok Sözlerde, hususan Küçük Sözlerde gördün ve anladın. Şimdi, makam münasebetiyle, binde bir muvazenelerini yine gör, anla. Şöyle ki: devamını okumak için tıklayınız

2 tane yorum yapılmış

  1. Ayhan dedi ki:

    Allah razı olsun, sabah sabah hem güldürdün hem düşündürdün…. 🙂

  2. Murat dedi ki:

    Risalelerden kısa bir giriş yapıp, link ile külliyata yönlendirmen güzel olmuş…

    Kısa yazılar genelde daha cazip oluyor 🙂

    gerisini dileyen uzun uzun okuyabilir.

Sende yorum yazabilirsin