Ey Fetö! Sizleri Ebediyyen Din ve Millet Düşmanı Vatan Haini Olarak ilan Ediyoruz!

“Darbe”

“15 Temmuz Millete Darbe” vak’a-i ciğersûz vukua geleli birkaç gün oldu. Lakin öyle anlar geliyor ki, hayat çok alçalıyor. Saatler gün, günler yıl oluyor. İşte böylesi uzun yıllara bedel birkaç gün geçirdik. Menhus ve mülevves eller, vatanımın namusuna el atma cür’etini gösterecek derece de sabır taşını çatlatacak kadar müellim bir hale giriftar etti ümmeti merhumenin mazlum evlatlarını..

Tahribatın en müdhiş zamanında hastalanan insaniyeti, manevî ilâçlarla tedavi etmeye çalışırken; bize musallat olan bu vatan hainlerine mukabele etmek, acaba zavallı bir milletin sürükleneceği uçuruma sed çekmek için çekilecek mezahim ve meşakkat-ı hayatın ind-i İlahîde makbuliyeti için maddi ve manevi bir mücahede içinde olmak üzere sabır ve tevvekkül etmek ve son dereceye kadar tahammül etmeyi vazife-i asliye ve boynumuzun borcu bilmişiz.

Şu günleri, malum üç-beş dinsiz ile bir takım cehennem yolcularının çılgınlığı vesilesi ile vukua getirilen menfur “darbe” hadisesinin, dehşet ve vahşetinden aldığımız kalbi ve ruhi yaralardan çokça düşünceler ve şiddetli elemler içerisinde; sevinci yüzünde lakin hüznü kalbinde olarak geçiriyoruz. Zira âlem-i islama indirilen darbeleri en evvel ruhunda yaşamayı vaktiyle ders almıştık büyük üstad Bediüzzaman hazretlerinden.

Vatan ve memleket sathını aşarak umum bir âlemi insaniyeti alakadar eden dünyadaki bilumum mazlumların umudu ve kurtarıcısı olan/olacak büyük Türkiye’nin mukadderatına kast ederek cinnî şeytandan ders alan insan şeytanları hükmündeki vatan hainlerinin şerrinden beşeriyetin maddi ve manevi hukunu muhafaza etmek ile beraber, bu şerirlerin meydana getirdikleri zararlı olan tahribat ve âfâtın önünü almak için, gece gündüz çalıştık, çalışıyoruz ve çalışacağız.

Allah’ım..! Bu ne çetin bir zaman ve zemin ki, en yakın dostunuz yahut kardeşiniz size çelme takmak suretiyle, asırlardır din-i Mübin’i İslam’a bayraktarlık yapan ve daha da yapacak bir kahraman milletin bahtiyar evlatlarına hizmet etme amaç ve gayesinden alıkoyma alçaklık ve gafletine düşüyor.

Mezardaki emvatı bile ağlatan böyle dehşetli bir süreçte; “münafık, kâfirden eşeddir” kaidesine binaen, münafıklar asrı olan malum asr-ı hazırın münafık ve fasıklarıyla yahut körü körüne bunların kuyruğuna takılan bedbaht cahil ahmaklarla bir parça hasbihal etmeyi zaman ve zemin icab ediyor.

***

 

“İtaat..!”

Şeriatla, Kur’anla, hadîsle, hikmetle, tecrübeyle sabittir ki: Sağlam dindar, hakperest ulü-l emre itaat farzdır. Sizin ulü-l emriniz, üstadınız; mehdiy-i siyasiyyun Recep Tayyip Erdoğan ve mehdi-yi a’zam Bediüzzaman hazretlerinin mutlak vekili olan Hüsnü Bayram ağabey olduğu halde.. Neden kalben ve ruhen severek tabi olup itaat etmiyorsunuz; bu manen vazifeli zevat-ı muhtereme..?

Sizleri itaattan alıkoyan, Avrupa kâfir zalimleri ile Asya münafıklarının menhus fikr-i siyasinize uygun gaddar propaganda, cerbeze, yalan ve iftiraları olabilir mi..?

Yahut türlü enva’daki fasıklar topluluğuna dehaletinizden dolayı, Rabbimizin “şüphesiz ben fasıklar topluluğuna hidayet vermem.” şiddetli emri kur’anisine mukabil olarak yediğiniz zecr tokadının bir neticesi olarak, dünya ve ahirette kalbi ve ruhi azabı netice verecek nasipsizliğiniz olabilir mi acaba..?

Veyahut “Allah için sevmek, Allah için nefret etmek.” emr-i nebevisine binaen, sizleri bu iki kahramanı İslam’ı sevmekten alıkoyan; türlü kılıklardaki münafık, zalim ve fasıklara olan muhabbetiniz olmasın mı..!

“akla kapı açıp, ihtiyarı elden almamak” emr-i üstadı mucibince işte size iki yol; neticesine katlanmak üzere yapacağınız tercih size kalmış.. Zira dinde zorlama yoktur.

Ve illaki zarara rızasıyla girene, merhamet edip acınarak lehinde bakılmaz; bilesiniz..

***

 

“Müsbet Hareket”

İttihad-ı islamın, islamiyeti dünyaya hükümran kılmak suretiyle, 80 yıl sürecek maddi ve manevi bayramının mukaddimelerinin yaşandığı şu günlerde, bizlere “müsbet hareket” dersi verenlere, üstadımızın bir çift lafı olacak, benim değil..

 

“iktiza-i hale mutabık hareket etmek.” demek olan müsbet hareket, cadde-i kübrayı kur’aniye olan istikamet içinde insanlığı her iki cihan saadetine isal edecek bir geniş yoldur, hüdaya tabi olanlara..

Gün gelir birinci cihan harbinde, cihad meydanlarında en ön saflarda düşmana karşı talebeleriyle beraber savaşmakla birlikte, aynı zamanda kur’anın emsalsiz manevi bir tefsiri olan işaret-ül i’caz kitabını yazmaktır müsbet hareket..

Gün gelir, devran döner başka bir gün olur ki, tarihteki meşhur otuz bir mart hadisesinde isyan eden sekiz taburu, itaat ettirmek için müessir bir nutuk vermektir müsbet hareket bediüzzamanca..

Sizlere anlatmaya çalıştığım bu iki tarihi hadise, zihinlerinize uzak geldiyse yakın tarihimize bakalım.. malum her şeyi maddede arayan gözler, maneviyatta kör olurdu zaten..

Birkaç çapulcu ve fasık güruhun kalkışması olarak tarihe geçen “gezi olaylarında” evde oturup dua ve niyazda bulunmaktır yaradana müsbet hareket.. Yani pencerelerden seyredip, içlerine girmemektir.

Ve işte günümüzde yaşamakta berdevam olunan menfur “15 Temmuz” darbesini, topyekun bir milletin maddi ve manevi olarak, ani ve def’i bir mukabele ile def-ü ref eden bu ümmet-i merhumenin saflarına dahil olarak meydanlarda kur’an, cevşen ve risale-i nur okumaktır; istikameti netice veren müsbet hareket..

 

İslamiyetin ikinci bir var oluş yahut yok oluş mücadelesinin bütün bir yeryüzü sathında maddi ve manevi mücahedesinin verildiği şu vaad edilen günlerde, meydanlarda süfyaniyet komitesinin son rüknü olan fetö ve bilumum şer örgütleri ile bunları besleyen üst akıl gizli zındıka komitelerine mukabil olarak; evlerimizde, camilerimizde, medreselerimiz yahut meydanlar da kur’an ve risale-i nur okuyarak; ayrıca cevşen gibi müessir dualarla yüce Rabbimize niyazda bulunmaktır müsbet hareket..

***

“Vatana İhanet..!”

Bir ehemmiyetli konu olan “affetmek” meselesinde evvela bediüzzamanı dinleyelim..

Bu asrın acib bir hâssasıdır. Yani elması elmas bildiği halde, camı ona tercih eder.

Bu asırdaki ehl-i İslâm’ın fevkalâde safderunluğu ve dehşetli cânileri de âlîcenabane afvetmesi; ve bir tek haseneyi ve binler seyyiatı işleyen ve binler manevî ve maddî hukuk-u ibadı mahveden adamdan bir tek haseneyi görse, ona bir nevi tarafdar çıkmasıdır.

Bu suretle ekall-i kalil olan ehl-i dalalet ve tuğyan; safdil tarafdar ile ekseriyet teşkil ederek, ekseriyetin hatasına terettüb eden musibet-i âmmenin devamına ve idamesine belki teşdidine kader-i İlahiyeye fetva verirler; biz buna müstehakız derler.

Hem âlîcenabane afvetmek ise, yalnız kendine karşı cinayetini afvedebilir. Kendi hakkından vazgeçse hakkı var; yoksa başkalarının hukukunu çiğneyen cânilere afuvkârane bakmağa hakkı yoktur, zulme şerik olur. (Kastamonu Lahikası 25)

Evet, otuz kırk yıldır memleketimizin maddi ve manevi neredeyse bütün mahsulat ve meyvesine gözünü dikmek ve hırsla talep edip sahip olmaya çalışmak suretiyle; bu amaca hizmet edecek her türlü gayri meşru ve haram yollara başvurarak türlü yalan, iftira ve hilelerle liyakat, ehliyet ve salahiyet gasbı yapan bu menfur münafıkane fetö örgütünü masum görüp, göstermek yahut cürümlerini hafife almakla afüvkarane bir nazara sahip olmanın vebalinin dünya ahiret hesabını veremezsiniz; ey akıl sahipleri mü’min kardeşlerim..!

Varsa kendi hususi ve şahsi hakkını helal edip affedebilirsiniz..

Lakin arş-ı azamı bile titretecek münafıkane maddi ve manevi hukukları payimal ederek bütün bir islam ümmetinin ahını alan, günümüzün en büyük bir cemaat-i menfaat teşekkülü olan fetö’nün cinayet ve cürümlerini küçük gösterip unutturmaya çalışmanız beyhudedir.

Bediüzzaman hazretlerinin gayb aşina nazarıyla, içerisinde bulunduğumuz 2016 senesi içinde, “kıyamete kadar unutulmayacak, semavi tokatlar yiyecekler” diyerek müjdelediği fetö ve diğer şer odaklarının cinayetlerini görmezden gelmiyoruz, istikamet üzere her akıl sahibi gibi..

İbret almak ve üzerimize düşen farz vazifelerimizde tekasül göstermeden bihakkın icray-ı vazife etmek için.. Unutmayacağız ve dahi unutturmayacağız kıyamete dek..

Kuvve-i akliyenin tefrit mertebesi olan “hiçbir şeyden haberi yokmuş gibi” yahut meydana gelmekte berdevam olan ciğersuz menfur hadiselere karşı, güya sinema filmi seyrediyor gibi lakayd ve laubali bir duruş ile hareket etmeyeceğiz; aklını kullanmayan beyinsizler misali..

Yahut “hakkı batıl, batılı hak suretinde göstermek” demek olan kuvve-i akliyenin ifrat mertebesinin esiri olmakla cerbeze hastalığına mübtela olanlar misali, cereyan etmekte olan kanlı zalimane hadiseleri hafif gösterip “tiyatro” oynanıyor yahut “bu olay bir senaryonun parçasıdır” gibi iftira ve yalanlara müracaat etmeden; ne aldanacağız, ne de aldatacağız hakiki bir imanın gereği olarak..

Beş-on senelik dünya hayatının makam, mevki yahut maddi menfaatinin gayr-ı meşru zevki için memleketimizi ateşe atmakla milyonlarca insanımızın maddi ve manevi hukunu çiğneyen din ve millet düşmanı ey vatan hainleri..!

Dünyada çok seneler gam ve keder ve berzahta azab ve zarar ve âhirette cehennem ve sakar belasını çekeceğinize iman ettiğimiz ve böylece en acınacak bir hale giriftar olduğunuz ve inşaallah daha da perişan olacağınız halde; اَلرَّاضِى بِالضَّرَرِ لاَ يُنْظَرُ لَهُ sırrıyla hiç acınmaya müstehak değilsiniz.

Zira zarara rızasıyla girene merhamet edilmez ve lâyık değildir.

Bilerek zarara razı olana şefkat edip lehinde bakılmaz.

Hem zalimsiniz..

Menfur darbe hadisesinde, onlarca mazlumun katili olan siz fetö münafıklarının; “Zulme ve zalime azıcık dahi meyletmeyin..!” diyen yüce Rabbimizin emrine ittibaen, sizlerle en ufak bir kalbi gönül bağımız olmadığı gibi, zerre meyil dahi yoktur cemaat-i menfaat olan menfur fetö örgütünün en ufak bir faaliyetine..

Hem de hainsiniz..

Asrın süfyaniyet komitesinin birinci rüknüne hitaben, “Hainin hükmü merduttur..!” diye haykıran bediüzzaman hazretlerinin emrine imtisalen, sizleri ebediyyen din ve millet düşmanı vatan haini olarak ilan ediyoruz..

Neyse o.. Kalbe ilka edilen bir nur olan “hidayet” misali..

Hakkı hak bilip imtisal edeceğiz.. Batılı batıl bilip içtinab edeceğiz.

***

  

“Bir Hitabe..!”

Ulu-l emirimiz Recep Tayyip Erdoğan ve mehdiyi ahirzamanın mutlak vekili Hüsnü Bayram ağabeye;

Sizler, aslâ ve kat’â müteessir olmayınız.

Başta siz çok değerli zat-ı alileriniz olmak üzere, memleketimin her bir ferdine azm-u kasd eden bu hainlerin işledikleri cürümler, ne kadar vahşiyane ve zalimane olursa da olsun, dönüp arkanıza bakmayın.

Sizlerin, yatağından fırlayan bir aslan misali ahirzamanın fırtınalarına karşı göğüs gererek gösterdiğiniz azm-ü gayretiniz vesilesi ile açılan maddi ve manevî âlemlerin kapılarına doğru ilerleyin.

 

Yürüyün, yürüyün, tâ nâmütenahî olarak bütün bir ümmet-i muhammed olarak biz de yürüyelim.

Gittiğiniz, ulaştığınız âlemlerde bizim gibi yaralı, âciz, zaîf, pür-kusur, kemter bîçareler için de, müebbed bir istirahat ve saadet yatağını hazırlayın nesl-i atiye..

 

Yaşasın sıdk!

Ölsün yeis!

Muhabbet devam etsin!.

Şûra kuvvet bulsun!.

 

Bütün levm ve itab ve nefret, heva hevese tâbi olanlara olsun.

Selâm ve selâmet Hüda’ya tâbi olanların üstüne olsun. Âmîn…

İslamiyetin, yeryüzünde 80 yıllık galibane hüküm süreceği günlerin ayak seslerini işittiğimiz şu günlerde; süfyaniyet komitesinin dördüncü bir rüknü olan fetö ile arkasındaki gizli zındıka komitelerinin, hazreti mehdinin maddi ve manevi ordularına yenik düştüğüne şahitlik yapacağız biiznillah..

Yaşamakta olduğumuz elîm acılar, memlektimin tek bir ferdini dahi asla ye’se düşürmemeli..

Bilakis mezkûr hadisat-ı ahirzaman, öyle küllî ve umumî bir dinî cihada ve dua ve ubudiyete sevk etmelidir ki: “Kurtuluşun çare-i yegânesi, Kur’ana sarılmaktır.” hakikatını, birbirimize sabır üzere tavsiye etmeliyiz.

 

Gevşemeyin..Üzülmeyin..

Eğer inanıyorsanız, mutlaka üstün gelecek olan sizlersiniz..

 

Me’yus olmayınız.. Hem merak ve telaş etmeyiniz..

İnayet-i Rabbaniye inşallah imdadımıza yetişir..

1 tane yorum yapılmış

  1. Rüstem Garzanlı diyor ki:

    Bu mazrafatlar süfyaniyetin son döküntüleriydi. Kustular, amma kursaklarında kaldı.Etikleri pislik içerisinde boğuldular. Süfyanizmin boğulma noktasına zaten gelinmişti,bu hâin eylem ile ispat-ı vücut ettiler…

Sende yorum yazabilirsin