Golyat Nasıl Battı?

Sene 1915. Aylardan Mayıs. Marmara adaları civarında gece seferleri yapan ve İngiliz denizaltılarını avlamak gibi önemli bir vazifeyi yerine getirmeye çalışan, mütevazi harp gemisi Muavenet-i Milliye, Limana dönmüştü. Kaptan Yüzbaşı Ahmet Bey ve tayfası gündüz dinlenecekler, gece ise görevlerine kaldıkları yerden devam edeceklerdi.
Öğleye doğru, Boğaz Kumandanlığı’ndan acil bir mesaj geldi. Muavenet’in acele Çanakkale’ye gitmesi emrediliyordu. Kaptan Ahmet Bey, bu beklenmedik mesajı:
‘Hayırdır inşaallah!’ diye karşıladı. ‘Herhalde önemli bir şey olacak!’
Karanlıkla birlikte Muavenet yola çıktı. Gün ağarırken Gelibolu önlerine ancak gelebilmişti. İngiliz donanmasının ağır gemileri, Gelibolu Yarımadası’nı durmadan top ateşine tutuyor, topların gümbürtüsünden, yer-gök ve deniz inliyordu. Muavenet’in güvertesinden bu müthiş manzarayı izleyen Ahmet Kaptan ve tayfası, öfkeden, hırstan ve karada göğüs göğüse direnen Mehmetçikleri düşündükçe, kederden dişlerini gıcırdatıyor ama bir şey de yapamıyorlardı.
Kaptan Ahmet Bey, gemide bulunan irtibat subayı ve torpido uzmanı Alman Rudolf Kirley’i de yanına alarak, boğaz kumandanının huzuruna çıktı. Ayrıntılarla meşgul olunacak zaman değildi. Mesele hemen izah edildi: ‘Morto Körfezi’ndeki bir İngiliz zırhlısına gece hücum edilecek!’
GOLYAT adındaki bu İngiliz zırhlısı, Seddülbahir tarafından sahile pek fazla sokulmuştu ve özellikle geceleri yaptığı yan ateşlerle Mehmetçiğe göz açtırmıyordu. Golyat’ın bu çok etkili bombardımanına bir son verilmeliydi. İşte Golyat zırhlısı’nın işini bitirmek vazifesi, Muavenet-i Milliye gemisine verilmişti.
Boğaz Kumandanlığı’ndan ayrılan Ahmet Kaptan, Muavenet’e döndü ve hiç vakit kaybetmeden plân yapmaya başladı. Golyat’ın yeri tespit edildi. Geminin bütün silahları gözden geçirildi. Torpidoların bakımı yapıldı. Mürettebat, yapılan bu hazırlıklardan, önemli bir göreve çıkılacağını anlıyor; fakat bunun ne olacağını kestiremiyordu.
Nihayet, karanlık bastı. Ahmet Kaptan, tüm personeli güvertede topladı ve kendilerine verilen vazifeyi anlattı: ‘Arkadaşlar, Golyat’ı susturursak, Seddülbahir’de çarpışan kardaşlarımıza en büyük yardımı yapmış olacağız. Allah yolunda, vatan yolunda hepinize başarılar dilerim. Allah hepimizin yardımcısı olsun!’ Mürettebat uzun ve içten bir ‘Âmin!’ çekti ve herkes, vazifesinin başına döndü.
Akşama doğru, Muavenet demir aldı. Sahile yakın ve ağır ağır, mayınlı hatları geçerek ilerliyorlardı. 12 Mayıs’ı 13 Mayıs’a bağlayan gece, Allah’tan gökyüzünde mehtap yoktu. Katran karası bir gök, herşeyi içine alıp, görünmez kılıyordu. Muavenet, Soğanlı Dere ağzında demir atmış, saatlerdir, karayı ateşler içinde bırakan zırhlıların susmasını bekliyordu. Nihayet, vakit gece yarısına yaklaşırken, gemiler bombardımana son verdi. Ahmet Kaptan, mürettebata seslendi: ‘Güvertede toplanın!’ Bir iki dakika içinde, bütün personel güvertede toplanmıştı, Kaptan onlara belki de son kez hitap ediyor olabileceğinin düşüncesi ile:
‘Arkadaşlar!’ dedi. ‘Mukaddes vazifemiz başlıyor. Birbiriniz ile helâlleşin. Kalplerinizi tüm samimiyetiniz ve aczinizle Rabbinize çevirin.’
Bu sözlerden sonra ellerini semaya kaldıran kaptan, ağlaya ağlaya duaya başladı: ‘Yâ Rabbi! Bize başarılar ihsan eyle!’ Herkes kalbinin tüm samimiyeti ile bu duaya ‘âmin’ dedi.
Sessizce demir alan Muavenet, ağır ağır seyre başladı. Bir yirmi dakika gitmemişlerdi ki, karanlıklar içinde, çok daha karanlık bir kara gölge, kalın direkleri ve bacalarıyla Golyat, önlerinde beliriverdi. Elbette Golyat’ın gözcüleri Muavenet’i farketmişlerdi. Ancak bu gece karanlığında; gelenin dost mu, düşman mı olduğunu anlamanın bir tek yolu vardı. Golyat’ın baş tarafındaki bir Mors lambası ile işaret verilmeye başlandı. Muavenet’in projektörü başında bulunan vazifeli, Ahmet Kaptan’a seslendi:
‘Efendim! Golyat parola soruyor!’
Ahmet kaptan:
‘Onları tekrar parola sormaya mecbur et! Zaman kazanmamız lâzım. Meselâ sen de onlara parola sor!’ emretti.
Muavenet’ten gelen mesaj üzerine, Golyat, parola sorgusunu tekrarladı.
‘Efendim yine soruyorlar!’
Ahmet Kaptan’ın buna cevabı:
‘Ateş!’ olmuştu.
Ard arda üç torpil ateşlendi. Her üç torpil de, hedefine tam isabet etti. Az zaman sonra, gecenin karanlığı, Golyat’tan yükselen alevler ile yırtıldı. Muavenet, batan Golyat’ı keyifle selamladıktan sonra, Boğaz Komutanlığına şu kısa ve mütevazi mesajı geçti: ‘GOLYAT BATTI!’
Hüseyin Emiroğlu

Sende yorum yazabilirsin