Günah sevaba, sevap günaha nasıl dönüşür?

“Ve keza nazar ile niyet, mahiyet-i eşyayı tağyir eder. Günahı sevaba, sevabı günaha kalbeder.”

Bakma manasına gelen “nazar” kelimesi, çoğu zaman,  “bakış açısı ve akıl” manasında da kullanılır.

Meselâ, hastalıklara bir elem ve keder vasıtası olarak nazar edilebileceği gibi, günahları eriten; insanın dünya sevgisini azaltan, kalbini ahirete yönlendiren, acz ve fakrını kemaliyle hissettirip insanın kulluk şuurunu pekiştiren bir nimet-i İlâhî olarak da bakılabilir.

Günahın sevaba dönüşmesine eskiden beri verilen meşhur bir örnek var: Yalan söylemek günah olduğu halde, iki kişinin arasını bulmak ve onları barıştırmak için yalan söylendiğinde o günah bir sevaba vesile olmuş olur. Ancak, Üstat hazretleri,“Maslahat için kizb ise zaman onun neshetmiş.” diyerek bu kapıyı kapamış ve  gerekçe olarak da “bunun muayyen bir haddinin olmadığını” göstermiştir. Yani, iki kişiyi barıştırmak için yalan söylenebileceğine dair bir kapı açılırsa, başka faydalar için de yalan söyleme yoluna gidilme tehlikesi ortaya çıkar.  Hatta, bu kapı birçok haramların işlenmesine de yol açabilir.

Bunun yerine şöyle bir misâl verebiliriz: Adam öldürmek günahtır, kötü bir fiildir, ancak bu iş İslam’ın nurunu söndürmek isteyen küffara karşı yapılırsa, yani maksat “İ’la-yı kelimetullah” olursa, adam öldürme fiili sevaba inkılap eder. Aynı örneği, sevabın günaha inkılabı için de kullanabiliriz. Allah için cihat etmek büyük bir fazilet iken, bunun şan, şöhret yahut ganimet kazanmak için yapılması halinde “rıza, riyaya”, “sevap, günaha” inkılap eder.

Bir başka örnek: Din aleyhine yazılmış bir kitabı okumak mutlak manada zararlıdır; kötü bir iştir. Ama, bunda niyetimiz o kitaptaki  yıkıcı fikirlere cevap vermek olursa bu okuma fiili sevaba inkılap eder.

Niyet de nazara yakın bir kelimedir; ancak aralarında şöyle bir fark da vardır: Nazarda “bakış açısı”, niyette ise “maksat” ön plana çıkar.

Alaaddin Başar

Sende yorum yazabilirsin