Her çocuk “yapabilme gücü”ne sahiptir (1)

Çocuk, daha doğduğu ilk günden itibaren bitmek tükenmek bilmez bir merakı ve bu merakı giderecek içsel enerjiyi barındırır. Ebeveyn yorulur, çocuk yorulmaz. İşte bu, çocuğu yaşama hazırlayan büyülü bir güçtür.

Okul çağındaki birçok çocukta görülen isteksizlik, tükenmişlik, umursamazlık çocuğun öyle yaratılmasından değil, ona rehberlik eden yetişkinlerin çocuğun içindeki bu “insan olma enerjisini” tüketmesinden kaynaklanır. Çocuğun çevresi “kendini gerçekleştirebilmesine” fırsat veriyorsa ancak böylesi çocuklar güçlü bir kişilik yapısına erişecektir.

Çocuk kendini var olduğu hali ile kabul eden bir çevre içerisinde değilse, çevresinin istediği gibi olmaya mecbur bırakılıyorsa, çocuğun davranışları, duyguları her an denetim altında tutuluyorsa böylesi çocuklarda adım adım umursamazlık baş gösterecektir. Kimi çocuk tükendikçe agresifleşir, hırçınlaşır, memnuniyetsiz bir ruh haline bürünür, kimi çocuk ise daha içten bir ruh çöküşü ile sessizleşir, durgunlaşır. Dışarıdan bakıldığı zaman sanki “akıllı uslu bir çocuk” görünümünde olsa da yıllar sonra, “Ben hiç çocukluğumu yaşamadım ki…” sözünü söylemek üzere hatıralar oluşturmaktadır.

Yaşamda tükenmiş bir çocuğa gelecek hazırlamak kadar zor bir ebeveynlik yoktur. Çünkü tükenmiş kişilerin “yaşama sevinci” yoktur. Gelecek yaşamlarını kurgulamaları ya heveslerine göredir ya da rastgeledir. Çözümleri anlıktır.

Kendilerine ait olan büyük yaşamın organizatörü gibi değildirler, kısa ve zahmetsiz çözümler peşindedirler. Tükenmiş kişiliklerin uzun vadeli geleceği düşünecek kadar umutları yoktur.

Bu nedenle çocuğunun gelecekte sırtında kambur olmasını istemeyen ebeveyn, onun içindeki “yaratılış enerjisini” kaybettirmemelidir.

-Devamı yarın-

Uzman Pedagog Dr. Adem Güneş

Sende yorum yazabilirsin