Hindistan’da Bediüzzaman Rüzgarı Esti 2. Bölüm, New Delhi

Hindistan konferanslar zinciri kapsamında gerçekleşen konferansların ikinci ayağı New Delhi’de devam etti. JNU ve İİKV işbirliği ile 1-2 Şubat 2010 tarihlerinde yapılan Nursi konferansının ilk günü yoğun katılım ile gerçekleştirildi. Konusu “Çok Kültürlü bir Dünyada, İmanlı, Anlamlı ve Barış İçinde Yaşama Pratiği; Risale-i Nur Yaklaşımı” olan konferansa 300 e yakın yüksek lisans, doktora öğrencisinin yanı sıra çeşitli ülkelerden ve çoğunlukla Hindistan’dan olmak üzere akademisyenler katıldı. 43 ilim adamının tebliği sunduğu bu iki günlük konferans Hindistan’ın önemli üniversitelerinden birisi olan ve sadece yüksek lisans ve doktora eğitimi veren Jawahurul Nehri Üniversitesi’nde ve bu ülkede ilk defa gerçekleştirilmesi yönünden önem taşımaktadır.(Bütün tebliğ başlıklarını görmek için tıklayınız)

Açılış konuşması, JNU Üniversitesinden, Arap ve Afrika Çalışmaları dekanı Prof. Dr. M.A. Islahi tarafından yapıldı. Islahi konuşmasında “100 yıl önce fikirleriyle dünyaya gelen bu zatı yeni tanımanın sevinci içerisindeyiz. Ona Bediüzzaman ismi verilmesi boşuna değildi, çünkü kendisi bu ismi hak etti ve çok sıkıntılar çekti. O İslam’ın bir şiddet dini olmadığını öğretti ve O her zaman İslam’ın şiddet karşıtı olduğunu söyledi” dedi.

Sempozyum koordinatörü Dr. Mujeebur Rahman sempozyum ön bilgilendirme konuşması yaptı. Sempozyumun nasıl başladığı konusunda bilgi vererek Bediüzzaman ve Risale-i Nur hakkında temel açıklamalar yaptı. Konuşmasında “Nursi Hindistan’da tanınmamaktadır ve onun Kuran tefsirindeki dinamik yaklaşımından maalesef Hindistan’ın haberi yok.  Nursi’den öğreneceğimiz çok şey var, gençlik, yaşlılık ve bir çok konuda ondan öğreneceklerimiz var. Bu konferansın Bediüzzaman ve onun düşünceleri üzerine çok şey öğreneceğimiz bir konferans olmasını temenni ediyorum” dedi.

Daha sonra Bedüzzaman ve Risaler-i Nurlar hakkında hazırlanan 13 dakikalık tanıtıcı video gösterimi yapıldı.

Sinevizyonun ardından, eski çevre bakanı Rıza Akçalı bir konuşma yaptı. Akçalı konuşmasında “İnsanların kavgasız dövüşsüz mutlu bir dünya aradı ancak bunu insan aklı bulamadı. Her altı ayda bir bilginin ikiye katlanmaktadır diyebiliriz, ancak buna rağmen bir çözüm bulunamadı. İnsanlık beraber nasıl yaşarız sorusuna ve bu probleme çözüm aramaktadır. Ian Markham kitabında, Bediüzzamandan öğreneceklerimiz olduğunu ve Müslümanlar ve diğer ehli kitap birlikte işbirliği içerisinde yeni bir dünya inşa edebilirler ve sürdürülebilir bir dünya oluşturulması konusunda ipuçları vermektedir. İçinde bulunduğumuz dünyaya baktığımızda vahyi nazara almayan mevcut paradigmaların çözümden ne kadar uzak olduğu açıkça görülmektedir.

Akçalı konuşmasında ayrıca Bediüzzaman’ın şu sözlerine de konuşmasında yer verdi: “Yahu, şu asilzade evlâd, şehadetnamelerini aldıktan sonra, herbiri bir kıt’a başına geçecek, muhteşem âdil pederleri olan İslâmiyet’in bayrağını âfâk-ı kemalâtta temevvüc ettirmekle, kader-i ezelînin nazarında feleğin inadına, nev’-i beşerdeki hikmet-i ezeliyenin sırrını ilân edecektir.

Daha sonra Risale-i Nur külliyatını Arapçaya tercüme eden İhsan Kasım Salihi yaptığı konuşmasında, insanlığın huzur ve saadet içinde yaşaması için bu asrın manevi bir ilacı olduğunu ve bu ilaca bütün insanlığın ihtiyacı olduğunu belirtti ve şu ifadeleri kullandı : “Siz bir doktora gidersiniz ve doktor size aspirin verir, aspirin sizin Türk mü müslüman mı olduğunuza bakmaz. Risale-i Nur’da aynı bu ilaç gibi bütün insanlığa hitap etmektedir. İnsanlığa Kur’an eczanesinden ilaçlar sunmaktadır.

Dubai’den konferansa katılan Prof. Dr. Abdulhakim El Enis, konuşmasında: “Hindistan’la ilgili Bediüzzamanın söyledikleri var. O Hindistan’a uzak değildi, İmam Rabbaniye çok saygı duydu ve hatta onun da bir kitabı var adı da Mektubat. Bediüzzaman milyonlarca insana barış yolunu gösterdi ve insanlık için çalıştı. Büyük insanlar ölünce büyüklükleri bitmez ancak daha da artar. Risale-i Nur bir fikirler fabrikasıdır ve sizi bu  fikirleri keşfetmeye davet ediyorum.

Hindistan Devlet Bakanı Janab Arif Muhammad Khan, konuşmasında; “JNU bilim üretilmesinde ve problemlere çözüm getirilmesi konusunda çok büyük işler yaptı. Ancak bugün sadece bir iki ülkenin değil bütün insanlığın ihtiyacı olduğu bir konuda konferans düzenliyor ve çözüm önerileri sunuyor. Bu konferans vasıtasıyla Risale-i Nur-u araştırdım, okudum ve Risale-i Nuru şöyle tanımlayabilirim “Bereket-ul Kuran”. Yani Bediüzzaman yazdığı risalelerin hakikatlerini Kurandan almıştır. Bediüzzaman Hutbe-i Şamiyede şunu der, “Gelecek İslam’ındır ve İslam’ın olacak, bu da iman ile olacak.” Bu çok çok önemli cümledir. O normal bir yazar değildir ve kafamızdaki birçok yargıyı yıkıcı şeyler söyledi.  Bizim kafamızdaki ayrımcı fikirleri yıkıyordu. Bediüzzaman eserlerinde çoklukla şu ayeti yazar “vein min şey’in illa yusebbihu bi hamdihi” kullanması, yani her şey Allah’ı tesbih eder, bilerek ya da bilmeyerek, bütün insanlar da bunun içerisine girer. İnsanların farklı olması Allahın bir sanatıdır, Allahın sanatına savaş mı açacağız. Bu Allahın merhametidir. Hindistan’daki Müslümanlar çok zülüm gördüler ancak kesinlikle ülkeyi terk etmediler. Bu yüzden bu konferansı burada organize etmeniz çok anlamlı. Bu muhteşem mesajı buraya getirdiğiniz için çok teşekkür ederim. İnsanları barış ve mutluluk içerisinde yaşatacak bu konferansta onun mesajı verilecek.

İİKV icra kurulu başkanı Prof. Dr. Faris Kaya ise konuşmasında Hutbe-i Şamiye’de Bediüzzaman’ın yüz yıl öncesinden günümüze çözümler sunduğunu ve bugün hala bu çözümlere insanlığın çok ihtiyacı olduğunu belirterek, Hutbe-i Şamiye’deki altı hastalık ve bu hastalıklara Bediüzzaman’ın nasıl çözüm ürettiğini açıkladı.  Ayrıca Bediüzzaman’ın risalelerinde en çok kullandığı ayet’in “Vela veziratun vaziratun vizra uhra” olduğunu ve bunun günümüz için çok ayrı bir anlam ifade ettiğini belirtti.

JNU, Edebiyat ve Kültür Çalışmaları dekanı Prof. Dr. R.N. Menon ise konuşmasında; “Bugün maalesef günümüzde, din adına öldürülen insanların din adına kurtarılan insanlardan fazla olduğunu görmekteyiz. Bunun sebeplerinden birisi vahiy kaynaklarının yanlış tefsir edilmesinden kaynaklanmaktadır. Bediüzzaman’a bu konuda çok ihtiyacımız var, Bediüzzaman 6000 sayfalık eserlerinde Kur’anı akıl ve kalbin işbirliği ile tefsir etmiş ve insanlığa sunmuştur. Bediüzzaman’ı ben de bu konferans vasıtası ile yeni tanıdım. Onun “en büyük düşmanlarımızdan birisi cahillik ve bu düşmana ilimle karşılık vereceğiz” demesi beni çok etkiledi ve bu yüzden konferansı düzenleyenlere çok teşekkür ediyorum.” dedi.

Açılış konuşmalarının ardından bakan Janab Arif Muhammad Khan ve JNU Edebiyat ve Kültür Çalışmaları Dekanı Prof. Dr. R.N. Menon’a Prof. Dr. Rıza Akçalı ve İhsan Kasım Salihi tarafından İİKV adına plaket takdim edildi. Daha sonra oturumlara geçildi. İki gün boyunca ve iki ayrı salonda devam bu oturumlarda toplam 43 akademisyen İngilizce ve Arapça dillerinde tebliğler sundular. Ayrıca konferans salonları önünde açılan kitap stantlarında Risale-i Nurlar ile birlikte Nursi ve Risaleler üzerine yazılan akademik kitapların tanıtımları yapıldı. (Tebliğ Özetleri İçin Tıklayınız)

Kaynak: iikv

Sende yorum yazabilirsin