“Hz. Peygamber (s.a.v.) İslam ile ahlak arasındaki ilişki”

“Hz. Peygamber (s.a.v.) İslam ile ahlak arasındaki ilişki”

“Din (İslam), güzel ahlâktır;  ahlâk, İslam’ın hedefidir: “Ancak güzel ahlâkı tamamlamak üzere gönderildim.(1)

Ahlâk, imanla sıkı bir bağa sahiptir: “Müminlerin imanca en kâmil olanı, ahlâkça en güzel olanıdır.” Ahlâktan soyutlanmış bir iman kabul olunmaz:

 

“Güvenilirliği olmayanın imanı yoktur, ahde vefası olmayanın dini yoktur.”(2)

 

Ahlak, kıyâmet günü hasenât ile mizanı dolduran şeydir:

 

“Mizanda güzel ahlâktan daha ağır basan bir şey yoktur.”3)

 

Yine ahlâk, insanların cennete girmesine sebeb olan şeylerdendir: Bir gün Hz. Peygamber’e (s.a.v) insanların cennete girmesine en çok vesile olan şey soruldu, o şöyle dedi: “Allah’a takvâ ve güzel ahlâk.” 4 Yine güzel ahlâk, kıyamette Hz. Peygamber’in meclisine yakınlaştıran şeydir:

 

“Kıyamet Günü bana en sevimli olanınız ve yerce bana en yakın olanınız, ahlâkça en güzel olanlarınızdır.”5

Dolayısıyla, ahlâkın, imanın ve sahih itikadın semeresi olduğu söylenebilir.

 

Ahlâklılığın, rabbânîlik, âlemşümûllük, insânîlik, vasatlılık, tamlık-mükemmellik, hoşgörü ve çeşitlilik ile birlikte İslam’ın mümeyyiz vasıflarından biri olduğu söylenebilir. 6 İslam, ahlâkın bölünmesini veya insanlardan ayrılmasını tanımaz; helal ve hayır, herkes içindir, haram ve şer de böyledir. İslam, “Amaçlar, araçları mubah kılar” kaidesini tanımaz. Allah temizdir, sadece temiz olanı kabul eder.7

 

İbadetlerin gayesi, fazilet ahlâkını gerçekleştirmektir. Namaz, fahşâ ve münker işlerden alıkor:

 

“Namaz, edepsizlikten ve uygunsuzluktan nehyeder.” 8

 

Oruçta, organlar kötülüklerden alıkonulur:

 

“Her kim iftirayı ve onunla ameli bırakmazsa Allah’ın onun yiyip içmeyi bırakmasına ihtiyacı yoktur.”9

 

Zekât, “onları tathîr ve tezkiye” eder.10 Hacca gelince;

 

“Hac esnasında kadına yaklaşmak, günah sayılan davranışlara yönelmek ve kavga etmek yoktur.”11

 

Said Nursî, ahlâkın önemini ve imanla bağlantısını vurgular ve

 

“…gaye-i insaniyet ve vazife-i beşeriyet, ahlâk-ı İlâhiye ile ve secâyâ-yı hasene ile tahallûk etmekle beraber.”  der.

 

Belîğ üslûbuyla müminden, Kur’ân’ın emirlerine imtisal eden Müslüman’dan bahseder ve onu kâinât ağacının meyvesi olarak görür.

 

Ahlâkın insanlar için önemi Allah, insanı Rahmân’ın sûreti üzere yaratmasından kaynaklanır ki, bu, “sîret ve ahlâk” anlamına gelir.13 Bunun yanısıra Allah Teâlâ, Resûlünü (s.a.v.) güzel ahlâkı sebebiyle sevmiştir. Bu muhabbet, Allah’ın kendi cemâline, san’atına ve mahlûkâtının ahlâkına muhabbeti zımnında yer alır. Nursî şöyle der:

 

“Hem kendi mahlûkâtının mehâsin-i ahlâkiyelerini sevdiği için, mehâsin-i ahlâkiyede bil-ittifak en yüksek mertebede bulunan Muhammed-i Arabî Aleyhissalâtu Vesselâmı sever ve derecâta göre ona benzeyenleri dahi sever. En yüksek makam, Muhammed-i Arabî Aleyhissalâtu Vesselâma mahsustur ki, ‘Habîbullah’ lakabı ona verilmiş.”

 

Müslümanlar için mühim olan ahlâk nedir?

 

Ahlâk bakımından en faziletli ve en iyi olanı araştırdığımızda, ahlâkî hasletler arasında tercih yapmamız zor olmakla birlikte en faziletli olana ulaşmak mümkündür; nitekim o, bu zamanda ahlâkın esasının takvâ olduğu görüşündedir:

 

“Her zaman def-işer, celb-i nef’a râcih olmakla beraber, bu tahribat ve sefahat ve câzibedâr hevesât zamanında bu takvâ olan def-imefâsid ve terk-i kebâir üssü’l-esas olup büyük bir rüchâniyet kesbetmiş.”

Nur talebelerinin takva ile silahlanmalarını tavsiye ederek bunu vurgular ve şöyle der:

 

“Risâle-i Nûr şakirtlerinin bu zamanda en mühim vazifeleri, tahribata ve günahlara karşı takvâyı esas tutup davranmak gerektir. Madem her dakikada, şimdiki tarz-ı hayat-ı ictimâiyede yüz günah insana karşı geliyor; elbette takvayla ve niyet-i i ctinabla yüzer amel-isâlih işlenmiş hükmündedir.”16

Âyette geçen “umulur ki sakınırsınız” şeklindeki ibarenin tefsirinde beşerin yaratılış hikmetinin takva olduğunu ifade eder. Aynı şekilde ibadetin neticesinin takvâ mertebesi olduğuna işaret eder. Yine takvânın mertebelerin en büyüğü olduğuna imâda bulunur.17 Ardından takvânın mertebelerini zikreder: Şirkten takvâ, bunun ardından Allah’ın gayrından -mâsivâdan- kalbi hıfz ile takvâ, cezâdan kaçınma ile takvâ, gazaptan sakınma ile takvâ.18

Said Nursî, birbirine yakın olup karıştırılabilecek ahlâkî hasletler arasındaki sınırları ve farklılıkları ortaya koyar. Mesela izzet-i nefis, kuvvetli kişide tekebbür olur; tevâzu’ tezellülden, vakar tekebbürden farklıdır. O şöyleder:

“Zayıfın kavîye karşı izzet-i nefsi, kavîde tekebbür olur. Kavînin zayıfa karşı tevâzuu, zayıfta tezellül olur. Mesela, bir ulu’l-emr, makamındaki ciddiyeti vakar, mahviyeti zillettir. Hanesinde ciddiyeti kibir, mahviyeti tevâzudur.”

“Mizana konan ameller arasında güzel ahlaktan daha ağır gelecek hiçbir şey yoktur.İnsan güzel ahlakı sayesinde oruç tutan namaz kılan kimseler derecesine yükselir.

Başka bir hadiste “Bir baba evladına güzel ahlaktan daha büyük bir miras bırakamaz.”diye buyurulur.İslamın güzel ahlakıyla ilgili daha verilebilecek yüzlerce binlerce örnek vardır.Önemli olan bunları bilmemiz değil hayatımıza uygulamamızdır.Yüce Allah ahlakımızı güzelleştirsin hayırlı ameller nasip etsin…

 

Selam ve dua ile…

Hatice Başkan

DİPNOTLAR:

  • Ahmed b. Hanbel, Müsned, 2/381; Mâlik, Muvattâ, s. 651.
  • Ahmed, Müsned, 3/135.
  • Buhârî, el-Edebu’l-mufred; Ebû Dâvûd, 7/172. Tirmizî
  • Buhârî, el-Edebu’l-mufred; Tirmizî. Ayrıca bk. Fethu’l-bârî, 10/458.
  • Tirmizî, 4/370. O, bu rivayetin hasen olduğunu söyler. Ayrıca bk. Câmiu’l-usûl, 4/6.
  • es-Sekâfetu’l-arabiyyeti’l-İslâmiyye beyne’l-asâle ve’l-muâsara, s. 26.
  • g.e., s. 27. Hadisin rivayeti için bk. Müslim, hd. no 1015; Tirmizî, hd. no 2989; Ahmed, 2/328.
  • el-Ankebût, 29/45.
  • Müslim hariç Kütüb-ü Sitte’deki diğer eserler rivayet etmiştir. Ayrıca bk. et-Tâc, 2/61.
  • et-Tevbe, 9/103.
  • el-Bakara, 2/197.

 

Sende yorum yazabilirsin