İlah Parçacık Değil İlâhi Parçacık: Higgs Bozonu

Higgs Bozonu ya da bizim bugün kullanacağımız şekliyle “İlahi Parçacık” adlarıyla anılan atom altı parçacığın keşfedilmesi bilim çevrelerinde sevinçle karşılandı.

CERN deney merkezinde yapılan araştırmalar sonucunda maddenin kütlesini açıklamak için gerekli bir halka olan İlahi Parçacık keşfedilmiş oldu.

İlahi Parçacık (Higgs Bozonu) atom altı bütün parçacıkları birbirine bağlayan bir tutkal hükmünde…

Bildiğimiz gibi “kütle” birim alandaki madde sayısı ve maddenin hareket etmeye karşı gösterdiği dirençtir. Ağırlık ise bir cisme uygulanan çekim kuvvetidir.

İlahi Parçacık hakkında medyada yaygın olan tanımlar ve açıklamalar ise gerçekten derin düşünüldüğünde itikadı sarsacak cinsten.

Buyurun o tanımlardan bir kaçına bakalım:

“Higgs Bozonu evrendeki her şeye kütle kazandıran parçacıktır.”

“Higgs Bozonu” olmasaydı evren de anlamsız olurdu.”

“Evrendeki maddeleri var eden parçacık…”

İlahi Parçacık hakkındaki bu maddeci yorumları okuyanlar, ilgili zerrenin bilinçli, hayat sahibi ve hatta yüksek deha sahibi bir parçacık olduğunu bile düşünebilir.

Bizim “İlahi Parçacık” olarak andığımız o zerreyi, akılları gözlerine inmiş kimi maddeciler “İlah Parçacık” olarak görüyor sanki.

Çünkü o aciz, akılsız, kör, sağır, cansız zerreyi öyle bir yüceltiyorlar ki, o zerre gibi tirilyarlarcasını aynı anda böyle intizamlı yöneten “Sonsuz İlmi ve Kudreti” görmezden geliyorlar.

Bakın Bediüzzaman bu konuda ne diyor?

“Evet, akılları gözlerine sukut etmiş (inmiş) maddiyyunların hikmetsiz hikmetleri, abesiyet esasına istinad eden felsefeleri nazarında tesadüfle bağlı olan tahavvülât-ı zerrâtı (zerrelerin başkalaşmasını) bütün düsturlarına üssül’esas (temel esas) tutup, masnuat-ı İlâhiyeye (ilahi sanatlara) masdar (sebep) göstermişler. Nihayetsiz hikmetlerle müzeyyen masnuatı hikmetsiz, mânâsız, karma karışık birşeye isnad etmeleri ne kadar hilâf-ı akıl (akla aykırı) olduğunu, zerre miktar şuuru bulunan bilir.” (Otuzuncu Söz)

Gerçek olan şu, İlahi Parçacık denilen madde, diğer bütün zerreler gibi kalem-i kudretin bir ucu ya da mürekkebi sadece.

Yani Higgs Bozonu, Allah’ın isimlerinin tecellisine ayine olduğu için değerli. Allah, o parçacık mürekkebiyle varlıkların “kütle ve ağırlık” gibi özelliklerini çiziyor, boyuyor.

“Nihayetsiz tecelliyât-ı esmâ-i İlâhiyenin nakışlarını göstermekle, o esmânın cilvelerini ifade için, mahdut bir zeminde hadsiz nukuş göstermek, küçük bir sahifede nihayetsiz maânîleri ifade edecek olan hadsiz âyatları yazmak için, Nakkâş-ı Ezelî, zerrâtı kemâl-i hikmetle tahrik edip kemâl-i intizamla tavzif etmiştir.”(30. Söz)

O parçacık, kendi başına müstakil bir varlık olsaydı, 4 boyutlu evrenimiz için böylesine önemli bir vazifeyi asla yerine getiremezdi.

Çünkü kendi varlığı (mana-yı ismi) itibariyle, kudreti, ilmi, hayatı olmayan aciz ve fakir bir parçacıktır Higgs Bozonu.

Onu yönlendiren, hareket ettiren bir güce ve ilme ihtiyaç duyduğu ise açık. O minicik varlığıyla Allah’ın varlığını gösterdiği için çok önemlidir.

Bu parçacığın tesadüfen oluşmuş olduğunu ima eden anlayış ise elbette bilimin değil “maddeci felsefenin” anlayışıdır.

Bu nedenle biz o parçacığın bulunmasını çok önemli bir keşif olarak görmekle birlikte o zerreyi “tesadüfçü izahlarla”  anlamsızlaştırmanın bir cinayet olduğunu savunuyoruz.

Demek ki sadece Evrim Teorisi gibi tesadüfçü teoriler tehdit etmiyor Müslümanların imanını. Fizik, Kimya gibi bilim dallarına hakim olan “materyalist” dil de oldukça tehlikeli. Risale-i Nur ise bu maddeci yorumlarla mücadele ediyor gerçekte.

Şunu da söyleyelim ki Allah’ın yarattığı zerrelerden bir zerre olan İlahi Parçacık’ın bulunması, bilimin gelişmesi adına da önemli bir buluş.

Elbette böyle ciddi bir bilimsel buluşa itirazımız olamaz. Dünyanın dönüşüne, bitkilerin fotosentezine, ışığın yapısıyla ilgili bilimsel buluşlara ve binlercesine itirazımız olamayacağı gibi, bu bilimsel buluşa da itirazımız olamaz.

Bu önemli zerrenin anlamlarının, Tesadüfçülük, Kendi Kendinecilik, Sebepçilik gibi felsefi yorumlarla idam edilmesine karşıyız sadece.

CERN deneyinde görevli binlerce bilim adamının “bilinçli”, “ileri teknolojili”, “yüksek maliyetli” çalışmalarını “tesadüf” olarak kabul edip yok saymak kadar anlamsızdır İlahi Parçacığın da tesadüfen oluştuğunu iddia etmek. İşte biz bu gerçeği ilan ediyoruz.

Bu arada medyada pek söylenmeyeni de söyleyeceğim burada. İlahi Parçacık keşfinin ardından bilim ve teknolojide kısa sürede müthiş gelişmeler yaşanacak.

Bu parçacağın adının, “inançsız” kaşifinin tüm engelleme çalışmalarına rağmen pek çok “tevafuk” neticesinde hal-i hazırda “İlahi Parçacık” olarak adlandırılması bile, bu zerre ile ilgili ilahi bir işaretin varlığını gösteriyor bize.

Evet, maddenin kesif perdesi artık aralanmak üzeredir. Gelecek yüz yıl içinde Allah’ın varlığını “yakıni” denecek bir kesinlikte gösteren zincirleme pek çok keşif yapılacak.

Kütlenin dizginlerini eline alan insanoğlu, “Işık Hızına” ulaşabilecek, hatta bazı fıtri sınırlamalarla kayıtlı olmak üzere “Zamanda Yolculuk” yapabilecek!

Kıyamete yakın gelecek olan Büyük Deccal’in o korkunç gücü de belki kısa zamanda gerçekleşecek bilimsel gelişmelerin bir neticesi olacak…

Allah aslında bütün o ayetlerini insanoğlu kendisini bulsun, Kur’an’ın hak olduğunu anlasın diye gösteriyor:

“Biz onlara hem ufuklarda ve hem kendi nefislerinde delillerimizi göstereceğiz ki, Kur’ân’ın hak olduğu kendilerine açıkça belli olsun. Senin Rabbinin her şeye şahit olması kafi değil mi?” (Fussilet 53)

İnsanlık bu açık ayetlere gözlerini inatla kapayacağı içindir ki, kainatın aklı olan Kur’an-ı Kerim yeryüzünden çekilecek ve kıyamet en kötülerin (hakikatler tüm açıklığıyla ortaya çıktığı halde inanmayacak ve zulümlerinde devam edecek derecede kötülerin) başına kopacak!

İşte zamanın hakikati olan Levh-i Mavh ve İspatta (Yazar Bozar Levhasında) nakşedilecek bu sonu, yani “Kıyamet” gerçeğini, belki de Kur’an’ın hakikatlerine olan “imanımızın” kuvvetiyle geciktirmemiz bile mümkün olacaktır.

Higgs Bozonu örneğinde olduğu gibi gerçekleştirilen her bilimsel keşfin üzerindeki esma-yı hüsna tecellilerini görmek ve göstermek gibi bir vazifemiz var.

Kur’an ayetlerinin şehadetiyle, kavminin yerdeki ve gökteki ilahlarının batıllığını her fırsatta haykıran Hz. İbrahim gibi, bizler de Tesadüf, Tabiat, Sebepler gibi modern çağın ilahlarının batıllığını her fırsatta haykırmalı, ortaya koymalıyız.

O halde CERN deneyiyle keşfedilen İlahi Parçacık’ın Allah’ın emirber bir neferi ve de itaatkar bir memuru olduğu hakikatini bir kere daha hatırlayarak yazımızı sonlandıralım:

“Nasıl şu katrelerde ve camın zerreciklerinde olan güneşçikler ve çeşit çeşit renkler, güneşin cilve-i aksine ve in’ikâsının tecellîsine (aksinin yansımasına) verilmezse, birtek güneşe mukabil nihayetsiz güneşleri kabul etmek lâzım gelir. Muhâl ender muhâl (imkansız) bir hurâfeyi kabul etmek iktizâ eder. Aynen bunun gibi, eğer herşey Kadir-i Mutlak’a verilmezse, birtek Allah’a mukabil nihayetsiz, belki zerrât-ı kâinat (kainatın zerreleri) adedince ilâhları kabul etmek gibi, yüz derece muhâl içindeki bir muhâli mevcud kabul etmek gibi bir divânelik hezeyânına düşmek lâzım gelir.“ (22. Söz)

Oğuz Düzgün / Risale haber

1 tane yorum yapılmış

  1. Burak dedi ki:

    Cok guzel bilgilendirme ancak esir maddesi etiketlerde var fakat esir maddesi aciklanmamis risale-i nur dan esir maddesi olarak daha acik izah eder misiniz ?

Sende yorum yazabilirsin