İnsanlığın Ortak İlticagahı Hakiki İslamiyet Olacaktır
Bediüzzaman Said Nursi hazretlerinin “İslamiyet’in gelecekte dünya genelinde hakim olacağı” tezini akli, tarihi ve sosyolojik gerekçelerle analiz edelim. Tarih boyunca, aklı başında olan ve delillere dayanarak düşünen hiçbir Müslümanın, İslamiyet’i bırakıp başka bir dini daha mantıklı bularak seçtiği görülmemiştir. Müslümanlıktan çıkanlar ya cehaletten ya da nefsani arzular yüzünden dinsiz olurlar; yoksa başka bir dini İslam’a tercih ederek değil.
Buna mukabil, başta İngiliz ve Ruslar olmak üzere, en bağnaz Hristiyan toplumların içinden çıkan aydınlar ve bilim insanları, muhakeme-i akliye ve kat’î bürhan ile İslamiyet’e girmektedirler. Bu, İslam’ın hakikatlerinin akıl ve fen ile tam bir uyum içinde olduğunu gösterir. İsveç, Norveç ve Finlandiya gibi ülkelerin, komünizm ve dinsizliğe karşı bir set olarak Kur’an’ı mekteplerinde okutma eğilimleri.
İkinci Dünya Savaşı sonrası dönemde, küresel güçlerin İslamiyet’i bir huzur ve barış kaynağı olarak görmeye başlaması, yeni İslam devletlerini destekleme ve onlarla ittifak kurma çabaları, bu davanın birer şahididir. Eğer biz ahlâk-ı İslâmiyenin ve hakaik-i imaniyenin kemalâtını ef’alimizle izhar etsek, sair dinlerin tâbileri elbette cemaatlerle İslâmiyete girecekler; belki Küre-i Arz’ın bazı kıt’aları ve devletleri de İslâmiyet’e dehalet edecekler.
İslam’ın dünyaya yayılmasının önündeki en büyük engel, Müslümanların İslam ahlakını bizzat hayatlarında göstermemeleridir. Eğer Müslümanlar dürüstlük, adalet ve güzel ahlak konusunda İslam’ın hakiki aynası olurlarsa, diğer dinlerin mensupları grup grup İslam’a dahil olacaklardır. Yani tebliğ, sözden ziyade hal diliyle olmalıdır.
İnsan sonsuz derecede acizdir hastalıklar, musibetler, ölüm gibi ve sonsuz derecede fakirdir bitmek bilmeyen arzuları ve ihtiyaçları vardır. Sonsuz düşmanlara karşı bir dayanak noktası Allah’a iman. Sonsuz arzularına cevap verecek bir yardım noktası Ahiret inancı. Fen ve medeniyetle uyanan insanlık, dinsizliğin getirdiği manevi boşluğu ve kaosu daha fazla taşıyamaz. Eğer insan kalbinde din-i hakkın bulunmazsa, insan teknoloji ve zekasına rağmen dünyanın en bedbaht ve perişan canlısı haline gelir. Çünkü akıl, iman olmazsa sahibine sadece hüzün ve korku veren bir alete dönüşür.
Gelecek, akıl ve fen ile barışık olan İslamiyet’indir; yeter ki Müslümanlar bu hakikati davranışlarıyla dünyaya göstersinler.
Çetin Kılıç
Kaynak: Hutbei Şamiye








